Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüne ilişkin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında "yalan tanıklık" suçundan gözaltına alınan doktor Nurettin Demirkol'un, 26 Ağustos'ta tanık sıfatıyla verdiği ifade ortaya çıktı.
DOKTOR "OLAYI HATIRLAMIYORUM" DEDİ
Demirkol, Denizolgun'u birkaç kez muayene etmesi nedeniyle tanıdığını, Alihan Kuriş'i ise basından tanıdığını söyledi. Olay günü acil ihbarını kimin yaptığını bilmediğini belirten Demirkol, olayın üzerinden uzun zaman geçtiği için birçok ayrıntıyı hatırlamadığını ifade etti. Demirkol, "Benim bildiğim, sadece hipertansiyonu vardı. Başka hiçbir rahatsızlığı yoktu. Ben, olay günü hariç çiftliğe hiç gitmemiştim. Hatta çiftliği olduğundan dahi haberim yoktu. R.K., ve A.S. isimli şahısları hiç tanımıyorum. M.B. ise önceden oturduğum apartmanda otururdu. O nedenle sadece ismen biliyorum. Bunun dışında bu şahısların Arif Ahmet Denizolgun ile çalışıp çalışmadığını bilmiyorum."
"BENİ KİMİN ARADIĞINI HATIRLAMIYORUM"
Olay günü çiftliğe nasıl çağrıldığını da anlatan Demirkol, arayan kişinin kim olduğunu ve kendisine gönderilen konumun nasıl iletildiğini hatırlamadığını söyledi. Demirkol, "Olayın üzerinden çok zaman geçtiği için beni kimin aradığını hatırlamıyorum. Saati tam hatırlamamakla birlikte hava kararmıştı, geceydi. Beni aradıklarında ne söylediklerini tam olarak hatırlamıyorum. Ben tek başıma çiftliğe gittim. Muhtemelen bana konum yollamışlardır. Ancak kim, nasıl konum yolladı, olayın üzerinden çok zaman geçtiği için hatırlamıyorum." ifadelerini kullandı.
DENİZOLGUN'U NASIL BULDUĞUNU ANLATTI
Demirkol, olay yerine ulaştığında Denizolgun'u çekyat üzerinde yarı yatar halde gördüğünü belirtti. Denizolgun'da ölüm katılığının başladığını ve morluklar bulunduğunu söyleyen Demirkol, darp izine rastlamadığını ifade etti. Demirkol, "Ben gittiğimde maktul, üçlü koltuk gibi olan çekyat üzerinde oturur vaziyette, ancak biraz çekyattan kaymış, yarı yatar gibi şekildeydi. Üzerinde ne olduğunu tam olarak hatırlamıyorum. Ancak resmi bir kıyafet değildi. Ben gittiğimde maktulde ölü katılığı başlamıştı. Buna bağlı olarak morluklar bulunmaktaydı. Darp edilmesine ilişkin bir morluk ve vücudunda herhangi bir çizik görmedim. Yüzünde ve vücudunun hiçbir yerinde kan görmedim." dedi.
"MİDEDEKİ SIVIYI KAN OLARAK DEĞERLENDİRMİŞ OLABİLİRİM"
İfadesinin en dikkat çeken bölümlerinden birinde Demirkol, Denizolgun'un ağzındaki sıvıyla ilgili değerlendirmesinin kesin olmadığını söyledi. Demirkol, "Olay günü, ölüm nedeniyle mideden gelen koyu renkli sıvıyı kan olarak değerlendirmiş olabilirim. Ben Adli Tıp uzmanı değilim. Olay günü bize verilen evrakı olduğu şekliyle imzaladım. Tutanaklara yanlış geçmiş olabilir. Maktulün yüzünde kesinlikle kan yoktu. Vücudunun ön bölgesinde ölü morlukları vardı. Ancak yüz bölgesinde morluk olup olmadığını hatırlamıyorum." ifadelerini kullandı. Doktor, daha önce verdiği ifadede yer alan bazı bölümlerden emin olmadığını da belirterek, "Ancak ağzında kan geldiğini söylediğim kısımdan emin değilim. Belki o gün, ölüm sebebiyle mideden gelen sıvıyı kan olarak yorumlamış olabilirim." dedi.
POLİSİN NE ZAMAN GELDİĞİNİ DE HATIRLAMADI
Demirkol, olay yerine gittiğinde Denizolgun'un koltukta oturur vaziyette olduğunu, polislerin gelmesinin ardından yere indirildiğini söyledi. Olay yerine savcının ne zaman geldiğini ise hatırlamadığını belirtti. Demirkol, "Ben gittiğimde maktul koltukta oturur vaziyetteydi. Polisler geldiğinde de aynı yerdeydi. Daha sonra polisler maktulü yere indirdi. Bu sırada savcı gelmiş miydi, hatırlamıyorum. Çünkü üniformalı şahıslar dışında sivil birçok kişi olduğu için kim polis, kim savcı bilmiyorum." diye konuştu. Olay günü çiftlikte Murat B. ve yabancı uyruklu bir kişinin bulunduğunu hatırladığını söyleyen Demirkol, bunun dışında olay yerinde bulunan kişilerin kim olduğunu bilmediğini ve görse teşhis edemeyeceğini ifade etti.
"SAĞLIK EKİBİ VE POLİSLERİ KİMİN ARADIĞINI BİLMİYORUM"
Demirkol, sağlık ekibi ve polislerin kim tarafından arandığı konusunda da bilgi sahibi olmadığını belirtti. "Sağlık ekibi ve polisleri kimin ve saat kaçta aradığını bilmiyorum. Ben olay yerine gittiğim saati tam olarak hatırlayamıyorum. Ancak gittikten yaklaşık bir saat sonra polis ekipleri olay yerine geldiler. Bu ekipler daha sonra dosyayı daha üst bir ekibe devretti." diyen Demirkol, daha sonra Denizolgun'un Adli Tıp Kurumuna gönderileceğinin kendisine bildirildiğini anlattı. Demirkol, olay günü çiftlikte savcıya ifade verdiğini belirterek, "Olayın sıcaklığı ile vermiş olduğum ifade doğrudur. Ancak ağzında kan geldiğini söylediğim kısımdan emin değilim." ifadelerini kullandı.
"CENAZE DOĞRUDAN ADLİ TIP'A GÖTÜRÜLDÜ"
Denizolgun'un cenazesinin çiftlikten çıkarıldıktan sonra Adli Tıp Kurumuna götürüldüğünü belirten Demirkol, cenazenin Hisar Hastanesi'ne götürülmediğini söyledi. Demirkol, "Maktule ait cenaze polisler tarafından götürüldü. Benim bildiğim kadarıyla cenaze Hisar Hastanesi'ne getirilmedi. Ben olay günü cenazenin çiftlikten çıkarılarak Adli Tıp Kurumu'na götürüldüğünü biliyorum. Hatta polislerin benim gitmem gerektiğini söylemesi üzerine ben de şu an hatırlamadığım bir araçla Adli Tıp Kurumu'na gittim." dedi. Demirkol, cenaze çıkarılırken çiftlikte kalabalık bulunduğunu ancak kimlerin orada olduğunu bilmediğini belirtti. Adli Tıp Kurumuna polislerle birlikte kaç kişinin gittiğini de hatırlamadığını söyledi.
İfadesinin son bölümünde Demirkol, Denizolgun'un çiftliği olduğunu dahi bilmediğini ve cemaat içerisindeki gelişmelerden haberdar olmadığını söyledi. Demirkol, "Benim bu konuya ilişkin herhangi bir bilgim yoktur. Maktulün çiftliği olduğunu, buraya gittiğini dahi bilmiyordum. Ben cemaatin içerisinde olan hiçbir şeyi bilmiyorum. Bahsetmiş olduğunuz beyanlardan haberdar değilim. Alihan Kuriş’in liderliğini ilan edip etmediğini bilmiyorum." ifadelerini kullandı. Demirkol ayrıca bazı isimleri yalnızca duyduğunu, bazılarını ise isim olarak bildiğini belirterek olayla ilgili tanık gösterebileceği bir kişinin bulunmadığını söyledi. Doktor ifadesini şu sözlerle tamamladı:
"Ben olay günü kendime ait Kısıklı’da olan ikametimdeydim. Benim sormuş olduğunuz soruların hiçbirine ilişkin bilgim yoktur. Olayın üzerinden çok zaman geçtiği için hiçbir şey hatırlamıyorum. Maktul ile özel hasta-doktor ilişkim yoktur. Benim olaya tanık olarak bildirebileceğim herhangi bir isim yoktur. Olayın üzerinden çok zaman geçtiği için hiçbir şekilde hatırlamıyorum."




