Türkiye’de boşanma sonrası verilen süresiz nafaka uygulaması, hukuk çevrelerinde ve kamuoyunda yeniden tartışma konusu oldu. Konunun hukuki yönünü değerlendirmek üzere Avukat Sema Yıldırım'a bazı sorular yönelttik.
Süresiz Nafaka Uygulaması Neden Bu Kadar Tartışılıyor?
Çünkü Türk Medeni Kanunu'na göre boşanma sonrası yoksulluğa düşecek olan eş, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla süresiz şekilde nafaka talep edebiliyor. Fakat bu uygulama, özellikle kısa süreli evliliklerde bile ömür boyu sürebilen bir mali yük yaratıyor. Bu da hem Anayasa’daki ölçülülük ve orantılılık ilkeleriyle hem de mülkiyet hakkıyla çelişebiliyor.
Yasada Süresiz Nafakanın Sona Ermesiyle İlgili Bir Hüküm Bulunuyor mu?
Hayır. Mevzuat, nafakanın ne zaman başlayacağına dair net hükümler sunsa da, süresiyle ilgili açık bir sınırlama getirmemiş durumda. Bu da kişinin yıllar geçse de aynı yükümlülüğü taşımasına neden olabiliyor. Elbette TMK m.176/3 maddesi kapsamında, şartlar değiştiğinde nafaka kaldırılabiliyor ya da azaltılabiliyor ama bu davalar hem uzun sürüyor hem de psikolojik olarak yıpratıcı.
Peki, Kadın Hakları Açısından Bu Düzenleme Nasıl Bir Yerde Duruyor?
Bu yönü de göz ardı edilemez. Kadınların iş gücüne katılım oranı hâlâ düşük ve evlilik süresince görünmeyen emeklerinin karşılığı olarak bu nafaka bir tür sosyal güvence işlevi de görüyor. Kadın hakları örgütleri de bu sebeple süresiz nafakanın korunmasından yana.
Adalet Bakanlığı Bu Konuda Bir Taslak Hazırlığında. Gelişmeler Neler?
Şu an komisyonda, evlilik süresi, çocuk olup olmaması ve ekonomik durum gibi kriterlerle nafakanın belli bir süreyle sınırlandırılması yönünde çalışmalar sürüyor. Ayrıca belirli aralıklarla nafaka yükümlülüğünün yeniden değerlendirilmesi gibi öneriler de gündemde. Ama asıl sorun şu: Bu düzenlemeler sadece yeni boşanacakları mı kapsayacak yoksa geçmişe de yürütülecek mi?
Mevcut Nafaka Yükümlüleri İçin Durum Ne Olacak?
Burada hukukun temel ilkeleri devreye giriyor. Kanunların geriye yürümezliği ilkesi gereği, yürürlükten sonraki boşanmalara uygulanması esas. Ama aynı zamanda sosyal hukuk devleti anlayışı çerçevesinde, çok ağır mağduriyetlerin önüne geçmek için bir geçiş hükmü ya da düzenleme getirilmesi de tartışılıyor.
Son Olarak, Nasıl Bir Sistem Adil Olurdu?
Öncelikle bireysel durumlar dikkate alınmalı. Standart bir süre koymak doğru değil ama ölçülü, orantılı ve yeniden değerlendirilebilir bir model geliştirilmeli. Adalet, sadece yoksulluğa düşen eş için değil, nafaka yükümlüsü açısından da sağlanmalıdır.