Boğazdan geçiş yapan gemilere yönelik saldırı tehdidi ve Trump'ın tankerlere donanma refakatçisi gönderme kararı, ABD birliklerini kısa menzilli füzeler nedeniyle daha savunmasız hale getirebilir. Uzmanlar bu gelişmenin Trump'ın siyasi kariyerine olası etkileri konusunda uyarılarda bulunuyor. Ayrıca, bölgedeki gerilim enerji piyasalarını ve küresel tedarik zincirini olumsuz etkiliyor.
28 Şubat sabahı ABD-İsrail ortak saldırılarının ardından İran Devrim Muhafızları, Basra Körfezi'ni Umman Denizi'ne bağlayan stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nda ticari gemilere geçiş yasağı getirdiklerini duyurdu. Devrim Muhafızları, boğaz üzerindeki "tam kontrol" gerekçesiyle bölgeden geçen gemilerin saldırıya uğrayacağını açıkladı. Bu adım, dünya petrol ve doğalgaz sevkiyatının yüzde 20'sinin geçtiği bölgedeki ticari trafik akışını ciddi şekilde kısıtladı ve MarineTraffic verilerine göre tanker geçişlerinde yüzde 90'a varan düşüş gözlemlendi. Bunun sonucunda petrol ve doğalgaz tankerleri boğazın dışında yoğunlaştı, bölge uzun süredir devam eden Orta Doğu çatışmaları nedeniyle neredeyse boşaldı.

HÜRMÜZ'DE TRAFİK DURDU
ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social platformunda yaptığı açıklamada, gerektiğinde ABD Donanması'nın Hürmüz Boğazı'ndan tankerlerin geçişine refakat edeceğini belirtti. Ancak pratikte, bölgedeki trafik neredeyse tamamen durdu. Uluslararası denizcilik güvenliği alanında uzman Jakob Larsen, tüm tankerlere donanma koruması sağlamanın gerçekçi olmadığını ifade etti; bunun çok sayıda askeri kaynağın bölgeye aktarılması gerektiğini belirtti. ABD'nin ticari gemilere donanma refakatçisi göndermek istemesi, ABD birliklerinin İran'ın kısa menzilli ve ölümcül silahlarına yaklaştırılması anlamına gelirken, uzun vadede hem maliyetli hem de lojistik açıdan zorlu bir operasyon sürecini başlatabilir.
"ABD GEMİLERİ AÇIK HEDEF OLACAK"
St. Gallen Üniversitesi Ortadoğu uzmanı Andreas Böhm, The Telegraph'a verdiği demeçte, ABD gemilerinin tanker refakat hizmetlerinin İran için ABD güçlerini daha yakın ve kolay hedef haline getireceğini vurguladı. Böhm, ABD gemilerinden birine yapılacak olası bir füze saldırısının Trump'ın siyasi itibarını ciddi şekilde zedeleyebileceği uyarısında bulundu.
Bölgede artan tehdit ortamı, sigorta sektörünü de etkiledi; Marsh Risk verilerine göre, 150'den fazla gemi ya demir atmak zorunda kaldı ya da rotasını değiştirdi. Savaş riski poliçeleri iptal edilirken, sigorta maliyetleri önemli oranda arttı. Trump ise Uluslararası Kalkınma Finans Kurumu aracılığıyla Körfez hattından geçen gemilere sigorta sağlanması için talimat verdi.

ABD GEMİLERİ VURULMAYA BAŞLANDI
İngiltere Deniz Ticaret Operasyonları, Hürmüz Boğazı'nda bir konteyner gemisinin "bilinmeyen bir cisim" tarafından vurulduğunu rapor etti. İran medyası da bölgedeki gemilere saldırı tehdidinde bulunmuştu. Bu gelişmeler deniz trafiğinde önemli aksamalara yol açtı.
Enerji piyasalarında da şok etkisi yaratıldı. ABD'de benzin fiyatları galon başına ortalama 3,19 dolara yükseldi; bu, bir hafta öncesine göre 22 sentlik artışı ve bir yıl öncesine göre de 10 sentlik bir yükselişi işaret ediyor. NBC News'e göre, benzin fiyatlarındaki artış ABD'deki enflasyon mücadelesinde olumsuz bir değişikliğe neden oldu. Artan petrol fiyatları ve nakliye aksaklıkları, üretim ve ulaşım maliyetlerinde yükselişe yol açarken, uzun vadede tüketici harcamalarını kısıtlayabilir ve küresel ekonomik büyümeyi olumsuz etkileyebilir.

KÜRESEL TEDARİK ZİNCİRİNDE KIRILMALAR
Küresel tedarik zincirleri de bu süreçte tehdit altında bulunuyor. Efficio'dan Matt Lekstutis, asıl riskin ani mal kıtlığı değil; enerji maliyetlerinden kaynaklanan sürekli enflasyon olduğunu belirtiyor. Hürmüz Boğazı, sadece petrol değil, alüminyum, şeker ve gübre gibi emtiaların da önemli aktarma noktası olması nedeniyle bölgedeki gerilim farklı sektörel etkiler yaratabilir.
Bölgedeki tansiyonun tırmanması ile Maersk, MSC Group, CMA CGM, Hapag-Lloyd, COSCO ve Emirates SkyCargo gibi büyük lojistik firmaları bölge rezervasyonlarını durdurarak ya da kısıtlayarak önlem aldı. Gıda ve ilaç gibi kritik ürünlerde ise istisnai düzenlemeler yapıldı.
Amerikan ekonomisi açısından da gelişmeler kritik. Büyümenin yavaşlaması ve enflasyonun sürmesi stagflasyon endişelerini artırırken, Federal Rezerv'in faiz oranları politikasını zorlaştırıyor. Ocak ayında yıllık enflasyon yüzde 2,4 seviyesinde bulunurken, Fed'in yüzde 2 hedefine ulaşması halen zor görünüyor. Ayrıca ipotek faiz oranları da yüzde 6'nın üstüne çıktı, bu da konut piyasasında maliyetlerin yükselmesi anlamına geliyor ve tüketici davranışlarını etkileyebilir.




