Tel Aviv Üniversitesi'nden Dr. Hay Eytan Cohen Yanarocak, Türkiye'nin bölgedeki nüfuzunun artışını "İran'ın etkisinin azalmasıyla oluşan boşluğun dolması" olarak yorumladı. Ankara'yı "klasik bir düşman" yerine "stratejik bir meydan okuma" kategorisine koyan Yanarocak, İsrail'in Türk kamuoyunu etkilemek için kesintisiz Türkçe yayınlar yapması ve ABD nezdinde perde arkası lobi faaliyetlerini güçlendirmesi gerektiğini öne sürdü.
"ANKARA YENİ STRATEJİK MEYDAN OKUMA"
Dr. Yanarocak'a göre İsrail, uzun yıllar ana tehdit olarak İran ve vekillerini görürken, Türkiye'nin son dönemdeki bölgesel hamlelerini okumakta geç kaldı. Ankara'nın artık farklı bir kategoriye alınması gerektiğini belirten uzman, İsrail'in Türkiye'ye odaklı, daha derinlikli ve proaktif bir strateji geliştirmesinin kaçınılmaz olduğunu savundu. Bu yaklaşım, İsrail'in Ankara'ya karşı savunmacı tutumdan çıkıp, gündem belirleyen bir konuma geçmesi gerektiğini öngörüyor.

"KESİNTİSİZ TÜRKÇE PROPAGANDA" TEKLİFİ
Yanarocak'ın en dikkat çekici önerilerinden biri, İsrail'in Türk toplumuna ulaşma biçimini kökten değiştirmesi oldu. Kriz dönemlerinde yapılan açıklamaların yeterli olmadığını belirten Yanarocak, X platformu üzerinden sürekli içerik üreten resmi Türkçe hesapların kurulmasını ve bu hesapların sadece diplomatik değil, kültürel ve sosyal içeriklerle de desteklenmesini önerdi. İsrail'in Türk dilini ve kültürünü iyi bilen uzmanlar yetiştirmesi, bu stratejinin temel ayağı olarak tanımlandı.
PERDE ARKASI LOBİ FAALİYETLERİ
Türkiye ile yaşanabilecek gerilimlerin idaresinde ABD'nin rolüne değinen Yanarocak, İsrail'in açık şekilde ABD'den yardım istemesinin ülkenin imajına zarar verebileceğini savundu. Bunun yerine Washington'da "perde arkası" lobi faaliyetlerinin artırılması gerektiğini belirten uzman, bu yolla Türkiye ile ilişkilerin ABD üzerinden dengelenmesini hedefliyor. Bu yöntem, açık bir diplomatik kriz yerine daha "sessiz ama etkili" bir baskı aracı olarak görülüyor.
ÇOK BOYUTLU VE UZUN VADELİ POLİTİKA ÇAĞRISI
İsrail'in sadece diplomatik ve askeri değil, akademik ve toplumsal boyutta da Türkiye'ye yönelik çalışmaları artırması gerektiğini vurgulayan Yanarocak, şu ana kadar ayrılan kaynakların yetersizliğine dikkat çekti. Arapça ve Farsça çalışmaları için ayrılan geniş kaynakların benzerinin Türkçe için de sağlanması gerektiğini belirten uzman, İsrail’in Ankara'yı daha iyi analiz edebilmesi için daha fazla araştırmacıya ihtiyaç duyduğunu ifade etti.



