Günümüzde akıllı telefonlar hayatın vazgeçilmez bir parçası haline gelirken, sürekli gelen bildirimler de günlük yaşamın doğal bir parçası oldu. Ancak bazı kişiler için telefon ekranında beliren her yeni bildirim, yalnızca kısa süreli bir dikkat dağınıklığı değil; öfke, gerginlik ve tahammülsüzlük hissini de beraberinde getiriyor. Psikoloji uzmanları, gün içinde gelen bildirimlere karşı gelişen aşırı sinirlilik halinin sıradan bir durum olarak görülmemesi gerektiğini belirtiyor. Özellikle son yıllarda "bildirim yorgunluğu" (notification fatigue) olarak tanımlanan durumun giderek yaygınlaştığı ifade ediliyor.

HAZIR OL MODU

Gün içinde telefona gelen bildirimlere karşı aşırı sinirlenme veya tahammülsüzlük neyin işareti olabilir? Psikolog Ece Bahat, Türkinform’dan Beyza Coşkun’a özel yaptığı açıklamada, “Aslında tek başına bir psikolojik rahatsızlığın göstergesi diyemeyiz. Ama zihnimizin artık fazla uyarıldığına işaret edebilir. Gün boyunca sürekli bildirim almak beynimizi sürekli ‘hazır ol’ modunda tutuyor. Bu da zamanla zihinsel yorgunluk oluşturabiliyor. Özellikle stres seviyesi yüksek kişilerde en ufak bildirim bile tahammülü azaltabiliyor” değerlendirmesinde bulundu.

SÜREKLİ BÖLÜNMEK BEYNİ YORUYOR

İnsan beyni aynı anda birçok işi yürütmekte sanıldığı kadar başarılı değil. Her bildirim sesi, beynin mevcut yaptığı işi bırakıp yeni bir uyarana odaklanmasına neden oluyor. Uzmanlara göre gün boyunca onlarca hatta yüzlerce kez yaşanan bu dikkat bölünmesi, zihinsel enerjinin hızla tükenmesine yol açıyor. Bir süre sonra kişi, telefon çalmadan bile "Acaba yine bildirim mi geldi?" düşüncesiyle gerginlik yaşayabiliyor. Bu durum özellikle masa başında çalışanlar, yöneticiler, gazeteciler, öğretmenler, sağlık çalışanları ve sürekli telefonla iletişim halinde olan meslek gruplarında daha sık görülüyor.

TÜKENMİŞLİK SENDROMUNUN İLK BELİRTİLERİNDEN BİRİ OLABİLİR

Psikologlara göre telefon bildirimlerine karşı tahammülsüzlük bazen tükenmişlik sendromunun ilk işaretlerinden biri olabiliyor. Kişi gün boyunca sürekli bir şeylere yetişmeye çalışıyorsa, zihni dinlenemiyorsa ve sürekli ulaşılabilir olmak zorunda hissediyorsa, en küçük bildirim bile yeni bir görev gibi algılanabiliyor. Bu nedenle telefon sesi artık iletişim aracı olmaktan çıkıp stres kaynağına dönüşebiliyor.

"Hamam Böceği" dediler... Gençler bakanı koltuğundan etti
"Hamam Böceği" dediler... Gençler bakanı koltuğundan etti
İçeriği Görüntüle

ANKSİYETE VE STRES SEVİYESİ YÜKSELMİŞ OLABİLİR

Uzmanlar, aşırı bildirim hassasiyetinin yoğun stres ve kaygıyla da ilişkili olabileceğine dikkat çekiyor. Sürekli tetikte olma hissi yaşayan kişilerde telefonun titreşimi bile kalp atışlarını hızlandırabiliyor. Gelen bildirimin içeriğini bilmeden bile huzursuzluk hissedilebiliyor. Bu durum uzun süre devam ettiğinde uyku kalitesinde bozulma, dikkat eksikliği ve motivasyon kaybı da görülebiliyor.

DİJİTAL TÜKENMİŞLİK GİDEREK YAYGINLAŞIYOR

Son yıllarda sıkça konuşulan "dijital tükenmişlik", özellikle sürekli çevrim içi kalan kişilerde ortaya çıkıyor. Mesajlar, e-postalar, iş uygulamaları, sosyal medya bildirimleri ve haber uyarıları gün boyunca beynin dinlenmesine fırsat vermiyor. Uzmanlara göre kişi farkında olmadan zihnini sürekli alarma geçiriyor. Bunun sonucunda ise en küçük bildirim bile tahammül sınırını aşabiliyor.

HER SİNİRLİLİK PSİKOLOJİK HASTALIK ANLAMINA GELMİYOR

Uzmanlar, telefona gelen bildirimlerden rahatsız olmanın tek başına bir psikolojik hastalık belirtisi olmadığını da vurguluyor. Yoğun çalışma temposu, uykusuzluk, sürekli dikkat gerektiren işler, sınav dönemi, ailevi sorunlar veya uzun süre dinlenememek de benzer tepkilere neden olabiliyor. Ancak bu durum günlük yaşamı etkiliyor, öfke kontrolünü bozuyor ve uzun süre devam ediyorsa bir uzmandan destek alınması öneriliyor.

PEKİ BU DURUMLA NASIL BAŞA ÇIKILABİLİR?

Uzmanlar, bildirim kaynaklı stresi azaltmak için küçük değişikliklerin bile büyük fark oluşturabileceğini belirtiyor. Telefonu sürekli sessize almak yerine yalnızca gerçekten önemli uygulamaların bildirimlerini açık bırakmak, sosyal medya bildirimlerini sınırlandırmak, belirli saatlerde telefondan uzak kalmak ve gün içinde kısa dijital molalar vermek zihinsel yükü önemli ölçüde azaltabiliyor. Ayrıca çalışma saatleri dışında işle ilgili bildirimleri kapatmak ve uyumadan en az bir saat önce telefondan uzaklaşmak da önerilen yöntemler arasında yer alıyor.

TELEFON DEĞİL, BEYNİNİZ "YETER" DİYOR OLABİLİR

Psikologlara göre bazen sorun telefonun kendisi değil, beynin artık yeni uyaranlara karşı kapasitesinin dolmuş olmasıdır. Bu nedenle telefona gelen her bildirime sinirlenmek, çoğu zaman kişinin dinlenmeye, zihinsel mola vermeye ve dijital yükünü azaltmaya ihtiyaç duyduğunun sessiz bir işareti olarak değerlendiriliyor.

Muhabir: Beyza Coskun