Gün içinde telefon ekranını onlarca hatta yüzlerce kez kontrol etmek, birçok kişi için farkında olmadan gelişen bir alışkanlığa dönüşmüş durumda. Uzmanlar, gerçek bir bildirim gelmese bile telefonu kontrol etme isteğinin, beynin sürekli "ödül beklentisi" içinde çalışmasına neden olduğunu belirtiyor. Bu durum zamanla dikkat dağınıklığına, verimlilik kaybına ve dijital bağımlılığa zemin hazırlayabiliyor.
Bildirim sesleri ve ekran uyarılarının çalışma, ders veya günlük yaşam sırasında dikkati sık sık böldüğünü ifade eden uzmanlar, odaklanmayı korumak için gereksiz bildirimlerin kapatılmasını, belirli saatlerde telefonu sessize almayı ve gün içinde yalnızca belirlenen zamanlarda mesaj ile sosyal medya uygulamalarını kontrol etmeyi öneriyor. Araştırmalar, kısa süreli bildirim kesintilerinin bile kişinin yeniden odaklanmasının birkaç dakika sürebildiğini gösterirken, dijital alışkanlıkların bilinçli şekilde yönetilmesinin hem zihinsel performans hem de psikolojik iyi oluş açısından önemli olduğuna dikkat çekiliyor.
Peki sürekli bildirim kontrol etmek bir bağımlılık belirtisi midir? Bu durum nasıl engellenebilir? Bildirim sesleri insanların dikkat süresini ve odaklanma becerisini nasıl etkiliyor? Psikolog ve Pedagog Ebru Şen Türkinform’dan Beyza Coşkun’a özel yaptığı açıklamada, “Telefonun çalması ya da bildirim sesinin gelmesi, beynimiz için yeni bir bilgi ihtimali anlamına gelir. Bu nedenle bildirimler dikkatimizi istemsiz olarak kendine çeker. Araştırmalar, telefonu elimize almamış olsak bile yalnızca bildirim sesinin bile bilişsel performansı ve odaklanmayı olumsuz etkileyebildiğini gösteriyor” ifadesini kullandı.
“DİKKATİMİZİ ÇEKEN ŞEY…”
Şen, açıklamalarına şu sözlerle devam etti:
Her bildirim, beynin yeniden odaklanmasını gerektirir. Bir işe dönebilmek bazen dakikalar alabilir. Gün içinde onlarca kez bölünen dikkat, özellikle çocuklarda ve ergenlerde öğrenme performansını da etkileyebilir. Bireyin sürekli kontrol etme davranışı bazen Kaygılı Aşırı Tetikte Olma ya da Onay Arayıcılık şemalarıyla ilişkilidir. Kişi önemli bir şeyi kaçırmaktan, dışlanmaktan veya geç cevap vermekten endişe duyabilir. Aslında amaç, teknolojiyi bilinçli kullanabilmektir. Bildirimleri sessize almak, belirli saatlerde sosyal medya kontrolü yapmak ve gün içinde ‘bildirimsiz zaman dilimleri’ oluşturmak küçük ama etkili adımlardır. Aileler çocuklarına teknoloji kullanımını yalnızca kurallarla değil, model olarak da öğretmelidir. Yemek masasında telefonu bırakmayan bir ebeveynin, çocuğundan farklı davranmasını beklemesi gerçekçi değildir. Nihayetinde dikkatimizi çalan şey telefon değil; dikkatimizi satmak üzerine kurulmuş dijital sistemlerdir."





