Disleksi, bireyin zekâ düzeyi normal ya da normalin üzerinde olmasına rağmen okuma, yazma ve heceleme becerilerinde güçlük yaşamasına neden olan nörogelişimsel bir öğrenme farklılığıdır. Halk arasında "öğrenme güçlüğü" olarak bilinse de disleksi, çocuğun zeki olmadığı anlamına gelmez. Uzmanlara göre disleksi beynin dili işleme biçimindeki farklılıklardan kaynaklanıyor. Bu nedenle çocuklar harfleri tanımakta, sesleri ayırt etmekte ve kelimeleri doğru şekilde okumakta ya da yazmakta zorlanabiliyor. Araştırmalar, disleksinin dünya genelinde her 10 çocuktan yaklaşık 1'ini etkileyebileceğini ortaya koyuyor.

Psikolog Ece Bahat, Türkinform’dan Beyza Coşkun’a özel yaptığı açıklamada “Disleksi, zekâyla ilgili bir problem değil; okuma ve yazmayı etkileyen nörogelişimsel bir öğrenme güçlüğüdür. Çocuklar harfleri karıştırabilir, okurken yavaş ilerleyebilir, yazım hataları yapabilir veya sesleri ayırt etmekte zorlanabilirler. Erken fark edilmesi çok önemlidir çünkü doğru destekle çocuklar akademik hayatlarını oldukça başarılı şekilde sürdürebilirler” bilgisini paylaştı.

ÖĞRENME SÜRECİNİ NASIL ETKİLİYOR?

Disleksi, özellikle ilkokul yıllarında belirgin hale geliyor. Çünkü bu dönemde çocuklardan okuma ve yazma becerilerini hızlı şekilde geliştirmeleri bekleniyor. Disleksili çocuklar; Okurken satır atlayabiliyor, kelimeleri yanlış okuyabiliyor, harflerin yerini değiştirebiliyor, yazarken çok sayıda yazım hatası yapabiliyor, okuduğunu anlamakta zorlanabiliyor, ders çalışmak için akranlarından daha fazla zamana ihtiyaç duyabiliyor. Bu durum zamanla çocuğun özgüvenini de etkileyebiliyor. Sürekli başarısız olduğunu düşünen çocuklar okuldan uzaklaşabiliyor ve kaygı yaşayabiliyor.

EN ERKEN HANGİ BELİRTİLERLE FARK EDİLİR?

Disleksi belirtileri okul çağından önce de görülebiliyor. Uzmanlar özellikle okul öncesi dönemde şu işaretlere dikkat edilmesi gerektiğini belirtiyor:

Okul öncesinde

  • Konuşmanın akranlarına göre geç başlaması
  • Yeni kelimeleri öğrenmede güçlük yaşaması
  • Kafiyeli sözcükleri ayırt edememesi
  • Şarkıları ve tekerlemeleri ezberlemekte zorlanması
  • Renkleri, günleri veya sayıları karıştırması
  • Sağ ve solu öğrenmekte güçlük çekmesi

İlkokul döneminde

  • Harfleri ters yazma (b-d, p-q gibi)
  • Kelimeleri eksik veya yanlış okuma
  • Okurken sık sık duraksama
  • Yazarken harf ya da hece atlama
  • Aynı kelimeyi her seferinde farklı yazma
  • Okumaktan kaçınma
  • Yazılı ödevlerde yaşıtlarının gerisinde kalma

Uzmanlar, tek başına bu belirtilerin disleksi tanısı koydurmayacağını, ancak birden fazla belirtinin birlikte görülmesi halinde değerlendirme yapılması gerektiğini vurguluyor.

DİSLEKSİ ZEKÂ GERİLİĞİ DEĞİLDİR

Toplumda en yaygın yanlışlardan biri de disleksinin zekâ ile ilişkilendirilmesi. Oysa disleksili bireylerin zekâ düzeyi çoğu zaman normal hatta normalin üzerindedir. Tarihte Albert Einstein, Leonardo da Vinci, Walt Disney, Steven Spielberg ve Richard Branson gibi isimlerin de disleksiyle ilişkilendirildiğine dair çeşitli değerlendirmeler bulunuyor.

Uzmanlar, disleksinin öğrenme biçiminin farklı olmasından kaynaklandığını, doğru yöntemlerle eğitim alan çocukların akademik ve mesleki yaşamlarında son derece başarılı olabileceklerini belirtiyor.

TANI NASIL KONULUYOR?

Disleksi için tek bir kan testi ya da görüntüleme yöntemi bulunmuyor. Tanı sürecinde; Çocuğun gelişim öyküsü, öğretmen gözlemleri, psikolojik değerlendirmeler, dil ve öğrenme testleri, gerekli durumlarda çocuk psikiyatristi ve özel eğitim uzmanlarının değerlendirmeleri birlikte ele alınıyor. Erken tanı, çocuğun eğitim hayatında yaşayabileceği güçlüklerin azaltılması açısından büyük önem taşıyor.

"Türkiye'nin F-35 almasını istemiyoruz" diyen Yunan bakan, ABD heyetiyle masaya oturdu
"Türkiye'nin F-35 almasını istemiyoruz" diyen Yunan bakan, ABD heyetiyle masaya oturdu
İçeriği Görüntüle

TEDAVİSİ VAR MI?

Disleksi hastalık olmadığı için klasik anlamda ilaçla tedavi edilmiyor. Bunun yerine çocuğun ihtiyaçlarına uygun özel eğitim programları hazırlanıyor. Bireyselleştirilmiş eğitim yöntemleri, okuma-yazma çalışmaları ve dil becerilerini geliştiren uygulamalar sayesinde çocukların önemli ölçüde ilerleme kaydedebildiği belirtiliyor. Ailenin sabırlı ve destekleyici yaklaşımı ile öğretmenlerin iş birliği de sürecin başarısında kritik rol oynuyor.

AİLELER NELERE DİKKAT ETMELİ?

Uzmanlar, çocukların okuma ve yazma güçlüğü nedeniyle eleştirilmemesi gerektiğini belirtiyor. "Tembel", "dikkatsiz" ya da "çalışmıyor" gibi ifadeler çocukların özgüvenini zedeleyebiliyor. Bunun yerine; Çocuğun gelişimi yakından takip edilmeli, öğretmenlerle düzenli iletişim kurulmalı, gerekirse uzman desteği alınmalı, evde baskı yerine teşvik edici bir ortam oluşturulmalı, başarıları küçük de olsa mutlaka takdir edilmeli. Uzmanlara göre disleksi bir engel değil, doğru destekle yönetilebilen bir öğrenme farklılığı. Erken fark edilen çocuklar, uygun eğitim ve aile desteği sayesinde hem akademik hem de sosyal yaşamlarında başarılı bireyler olarak hayatlarına devam edebiliyor.

Muhabir: Beyza Coskun