İmralı Adası’nda dün terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan ile görüşen DEM Parti İmralı Heyeti, yürütülen sürece ve CHP binasına yönelik polis müdahalesine dair çarpıcı ayrıntıları yazılı bir açıklamayla kamuoyuna duyurdu. Pervin Buldan, Mithat Sancar ve Faik Özgür Erol’dan oluşan heyetin paylaştığı metinde, teröristbaşı Öcalan’ın siyasi gündeme ve yeni sürece ilişkin kritik "uyarıları" yer aldı.
"BİR SİYASİ PARTİNİN KAPISINI BALYOZLA KIRMAK DEMOKRASİDE OLACAK ŞEY MİDİR?"
Terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan, CHP’ye yönelik "mutlak butlan" kararı ve genel merkez binasına emniyet güçlerinin balyozlarla girmesini sert sözlerle eleştirdi. Siyasetin merkezindeki bu krize dair Öcalan şu ifadeleri kullandı:
"Bir siyasi partinin genel merkezine kapısını balyozla kırarak girmek demokraside olacak şey midir? Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik uygulamalar ve yaşanan gelişmeler, doğru işleyen bir demokrasinin ve demokratik siyasetin olmamasıyla ilgilidir. İşleri bu noktaya getiren sebep budur, cumhuriyetin temelindeki demokrasi ilkesinden yoksunluktur. Demokrasiye, sanki bir lüks, bir demagojiymiş, lafazanlıkmış gibi yaklaşarak önemsememenin sonuçları vahim bir hatadır. Cumhuriyetin demokratik niteliğini geliştirmek kadar aciliyet taşıyan bir durum yoktur."
"SÜREÇTE ISRAR VE ACELE EDİYORUZ"
Türkiye’nin içinden geçtiği dönemi "büyük bir sıkışma" olarak tanımlayan teröristbaşı Öcalan, örgüt heyetiyle yaptığı görüşmede sürecin hızlandırılması gerektiğine dikkat çekerek şunları kaydetti:
"Büyük bir öfkeyle yüklü toplumları büyük düşünce ve büyük etik değerler olmadan dönüştürmek mümkün değildir. Toplum; hayatın her düzeyinde etik, siyasal, hukuksal ve ekonomik açılardan büyük bir sıkışma yaşıyor. Bunun için süreçte ısrar ve acele ediyoruz. Orta Doğu konjonktürünün halen her şeye gebe olduğunu düşünüyorum. İran ve İsrail gibi devletler katılaşıyor ve daha da katılaşacak gibi görünüyor. Orta Doğu’da milliyetçilik ve ayrışmayı geliştirmek, mikro-milliyetçilikleri büyütmek zarar verir. Bölgedeki riskli gelişmeleri gözetecek, önleyecek, kanlı hesaplaşmaları aşacak bir süreç çalışması yürütüyoruz."
"BEKLENTİDE KALMAK RİSK ÜRETİR, ÇERÇEVE YASA ŞART"
Gelişmelerin acilen yasal bir zemine oturtulması gerektiğini belirten terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) de çağrıda bulunarak sürece dair "çerçeve yasa" talebini şu sözlerle formüle etti:
"Elbette tüm yapılanların yasal bir temele kavuşması önemlidir. Beklentide kalmak, beklenti halini sürdürmek sadece risk üretir. Kaybedecek zamanımız yoktur. Bütün aktörlerin bu tarihi sorumluluk anlayışla hareket edeceğine ve TBMM’nin de çalışmaları bu hassasiyetle yürüteceğine inanıyorum. Çerçeve bir yasa, demokratikleşme sürecinin kök hücresini oluşturabilir. Yasal düzenleme bizi gerçek bir pozitif inşaya, demokrasi çarkının döndüğü bir sürece sokacaktır. Demokratikleşme hayati bir ihtiyaçtır ve sürecin başarısı bizi bu hedefe yakınlaştırır."
"HERKESİ SÜRECE KATKI SUNMAYA ÇAĞIRIYORUM"
İmralı’da yürütülen görüşmelerin hem parti içi hem de partiler arası sorunları çözmeye dönük bir hazırlık olduğunu iddia eden Öcalan, açıklamasını şu ifadelerle tamamladı:
"Biz bu ülkede, bunun zeminini geliştirmeye ve imkanlarını büyütmeye çalışıyoruz. İmralı’da çözüme doğru yasal adımlara giderken cumhuriyeti demokratik bir çıkışa, demokratik bir hukuka hazırlamayı çok önemsiyoruz. Bunu hem parti içi hem partiler arası demokrasi eksikliğini de gidermeye yönelik bir adım olarak görüyoruz. Tüm çabaların karşılığı, cumhuriyeti demokratik bir içeriğe ve kültüre kavuşturmak, bunları güvence altına alan sağlam bir hukuk sistemi kurmak olacaktır. Bu temelde herkesi Barış ve Demokratik Toplum sürecine katkı sunmaya çağırıyorum. Kürtlerin demokratik cumhuriyete entegrasyonunun anlamı budur. Kürt meselesinin yıllarca kilitlediği bir durumu aşmaya çalışıyoruz. Kürt meselesinden kaynaklı şiddet öğesi, çözüm sistematiğiyle aşılıyor. Bu sürece Türk-Kürt ilişkilerini yeniden düzenleme, çağdaşlaştırma, modernleştirme süreci de diyebiliriz. Barış ve Demokratik Toplum sürecine destek sunan uluslararası aydın ve akademisyenlerin mesajları kitaplaştırılmış. Bu çerçevede her türlü öneri, eleştiri ve katkıyı en titiz şekilde değerlendirmeye hazır olduğumu vurgulamak isterim. Barışa ve demokrasiye en fazla ihtiyacımız olan dönemde çok önemli destekleri için hepsini selamlıyorum."




