İsrail siyaset ve bürokrasi koridorları, son yılların en büyük diplomatik ve stratejik sarsıntısı ile çalkalanıyor. İsrail medyasının, özellikle de ordu ve istihbarat kaynaklarına yakınlığıyla bilinen Kanal 13’ün ve ülkenin önde gelen stratejik analiz merkezlerinin elde ettiği kapalı kapılar ardındaki kulis bilgileri, Tel Aviv yönetiminin küresel siyasetteki en büyük krizlerinden birini yaşadığını gözler önüne seriyor.

Sızan istihbarat raporlarına göre Başbakan Binyamin Netanyahu, güvenlik kabinesinin son gizli toplantısında, İsrail’in Washington üzerindeki diplomatik etki gücünü kaybettiğini ve tarihin en zorlu dönemeçlerinden birine girildiğini açıkça itiraf etti.

NETANYAHU’DAN KABİNEDE ŞOK İTİRAF: "MANEVRA ALANIMIZI KAYBETTİK"

Güvenlik kabinesinin en üst düzey isimlerinin katıldığı basına kapalı toplantıda Başbakan Binyamin Netanyahu, bakanlara ve askeri kurmaylara hitaben ezber bozan açıklamalarda bulundu. Sızan bilgilere göre Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin İran ile kapalı kapılar ardında yürüttüğü gizli barış ve ateşkes müzakerelerini diplomatik kanallarla durdurmayı denediklerini ancak bunda tamamen başarısız olduklarını ifade etti.

İsrail Başbakanı'nın, "Washington üzerindeki geleneksel diplomatik etki gücümüzü ve manevra alanımızı kaybettik. Beyaz Saray, kendi bölgesel çıkarları doğrultusunda Tahran ile uzlaşma yolunda kararlı adımlarla ilerliyor ve bu süreci sabote etme şansımız kalmadı" şeklindeki sözleri kabinede buz kesilmesine neden oldu. Bu itiraf, İsrail’in ABD dış politikası üzerindeki mutlak hamiliğinin ciddi bir yara aldığı şeklinde yorumlanıyor.

İSTİHBARAT KORİDORLARINDA "KÜRESEL DOKUNULMAZLIK" ALARMI

Kanal 13'ün stratejik analizlerine göre, kabinedeki bu itiraflar asıl büyük yankıyı İsrail istihbarat topluluğunda buldu. Mossad ve iç istihbarat servisi Şin Bet’in üst düzey yönetiminde tam anlamıyla bir "kırmızı alarm" durumu hakim.

Müzakere hattında işler karışık! İran: "ABD saldırıları sürdüğü sürece masada yokuz"
Müzakere hattında işler karışık! İran: "ABD saldırıları sürdüğü sürece masada yokuz"
İçeriği Görüntüle

İstihbarat analizleri, Washington ile Tahran arasında olası bir mutabakatın sadece bölgesel dengeleri değil, küresel güvenlik mimarisini de değiştireceğini öngörüyor. Casuslar dünyasındaki en büyük korku; bu anlaşmanın İran'a hem Orta Doğu sahasında hem de nükleer programı konusunda küresel bir "dokunulmazlık" (zırh) kazandıracak olması. İsrail güvenlik bürokrasisine göre, ABD güvencesi altına girmiş bir İran, İsrail için varoluşsal bir tehdit anlamına geliyor.

HÜRMÜZ BOĞAZI PAZARLIĞI VE ASKERİ BÜROKRASİDE TEYAKKUZ

Sızan stratejik raporlarda, Trump yönetimi ile İran arasında yürütülen gizli pazarlıkların en kritik maddelerinden birinin Hürmüz Boğazı'nın uluslararası ticarete kesintisiz ve güvenli bir şekilde açılması olduğu belirtiliyor. Küresel enerji piyasalarını rahatlatacak bu hamle ABD için büyük bir diplomatik zafer olarak görülse de, İsrail askeri kanadı için durum tam bir kabus.

Anlaşmanın yürürlüğe girmesi ihtimaline karşı İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) ve askeri bürokrasi genelinde ciddi bir teyakkuz dalgası başlatıldı. Askeri kurmaylar, ABD’nin bölgedeki askeri ağırlığını ve yaptırım baskısını hafifletmesi durumunda, İsrail’in İran ve proksilerine (vekillerine) karşı tamamen yalnız kalabileceği senaryoları üzerinde çalışıyor. Tel Aviv’de şu sıralar, ABD’nin diplomatik onayını almadan atılabilecek olası tek taraflı askeri adımlar ve "B Planı" stratejileri en sıcak gündem maddesi olarak masada duruyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ