Tıp literatürüne girecek operasyon Ankara'da başarıyla gerçekleştirildi. Kastamonulu 32 yaşındaki Sebiha Çakmak, hamileliğinin 22'nci haftasında yapılan rutin ultrason kontrolünde hayatının en zor haberlerinden biriyle karşılaştı. Doktorlar, bebeğinde "nöral tüp defekti" adı verilen, beyin ve omurilik gelişimini etkileyen ciddi bir doğumsal anomali tespit etti. İleri tetkikler için Hacettepe Üniversitesi'ne sevk edilen anne adayının bebeğine, doğum beklenmeden anne karnında müdahale edilmesine karar verildi.
TÜRKİYE'DE BİR İLK GERÇEKLEŞTİ
Hacettepe Üniversitesi Erişkin Hastanesi'nde 14 Temmuz'da gerçekleştirilen operasyonda Türkiye'de ilk kez tamamen fetoskopik (kapalı) fetal cerrahi yöntemi uygulandı. Yaklaşık 6 saat 30 dakika süren ameliyatta annenin rahmine milimetrik cerrahi aletler ve yüksek çözünürlüklü kamera yardımıyla girildi. Doktorlar, anne karnındaki bebeğin omuriliğinde bulunan açıklığı başarıyla kapatarak sinir dokusunun daha fazla zarar görmesini önledi. Bu yöntem sayesinde büyük cerrahi kesi yapılmadan bebeğe müdahale edilmesi mümkün oldu.
24 SAAT İÇİNDE İKİ TARİHİ AMELİYAT
Hacettepe Üniversitesi yalnızca bu operasyonla değil, aynı günlerde gerçekleştirdiği ikinci müdahaleyle de dikkat çekti. Kapalı ameliyattan bir gün önce, yine nöral tüp defekti bulunan başka bir bebeğe bu kez açık fetal cerrahi yöntemi uygulandı. Böylece Hacettepe Üniversitesi; Açık fetal cerrahiyi, Kapalı (fetoskopik) fetal cerrahiyi 24 saat içerisinde başarıyla gerçekleştiren ve her iki yöntemi de aynı merkezde uygulayabilen Türkiye'deki ilk sağlık kuruluşu oldu.
30 KİŞİLİK DEV EKİP GÖREV ALDI
Bu tarihi operasyon yalnızca birkaç cerrahın değil, farklı disiplinlerden uzmanların ortak çalışmasıyla gerçekleştirildi. Operasyonda; Perinatoloji uzmanları, Beyin ve sinir cerrahları, Endoskopik cerrahi uzmanları, Anestezi ekipleri, Yenidoğan uzmanları, Hemşireler ve teknik ekiplerden oluşan yaklaşık 30 kişilik ekip görev aldı. Ameliyat ayrıca dünya çapında fetal cerrahi alanında tanınan Prof. Dr. Alireza Shamshirsaz'ın uluslararası desteğiyle gerçekleştirildi.
"BİZE 'BEBEĞİ ALDIRIN' DEDİLER"
Operasyonun en duygusal kısmını ise anne Sebiha Çakmak'ın sözleri oluşturdu. Yedinci bebeğine hamile olduğunu anlatan Çakmak, ilk tanıyı aldıklarında büyük bir yıkım yaşadıklarını söyledi. Çevresindeki bazı kişilerin kendisine gebeliği sonlandırmasını önerdiğini anlatan anne, buna rağmen umudunu hiç kaybetmediğini belirtti Çakmak, "İlk başta herkes 'Bu doğumu sonlandır, bu çocuğu aldır. Engelli bir çocuk lazım değil' dedi. Ama ben vazgeçmedim. Allah'a sığındım. Hocalarımıza güvendim” dedi. Başarılı operasyonun ardından hem kendi sağlık durumunun hem de bebeğinin iyi olduğunu belirten Çakmak, oğluna vermeyi düşündüğü ismi de açıkladı. Çakmak,"Adını Umut koymayı düşünüyoruz. Gerçekten bize umut oldu” ifadesini kullandı.
"HAREKETLERİNİ HİSSETMEK BİLE MUCİZE"
Anne adayının en çok heyecanlandığı anlardan biri ise ameliyat sonrası bebeğinin hareketlerini yeniden hissetmesi oldu. "Onun hareketlerini hissetmek bana büyük bir mucize gibi geliyor. Şimdi sadece sağlıklı şekilde doğmasını bekliyoruz."
HASTALIK NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ?
Nöral tüp defekti, bebeğin omurga ve omuriliğinin anne karnındaki gelişimi sırasında tam olarak kapanmaması sonucu ortaya çıkan ciddi doğumsal anomaliler arasında yer alıyor. Tedavi edilmediğinde; Omurilik hasarı, bacaklarda felç, yürüme güçlüğü, idrar ve dışkı kontrolünde bozukluk, beyinde su toplanması (hidrosefali) gibi kalıcı sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Uzmanlar, anne karnında yapılan müdahalenin bu hasarın ilerlemesini büyük ölçüde engelleyebildiğini belirtiyor.
KAPALI YÖNTEMİN EN BÜYÜK AVANTAJI NE?
Hacettepe Üniversitesi Perinatoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Deren, Türkiye'de ilk kez uygulanan fetoskopik yöntemin önemli avantajlar sunduğunu söyledi. Deren'e göre kapalı yöntemde rahimde çok daha küçük kesiler açılıyor. Bu da; Anne için daha düşük cerrahi risk, daha hızlı iyileşme, sonraki gebeliklerde vajinal doğum şansının korunması, rahim bütünlüğünün daha iyi korunması gibi önemli avantajlar sağlıyor.
"BU ÇOCUKLARIN BAĞIMSIZ YÜRÜME İHTİMALİ ARTIYOR"
Operasyonu gerçekleştiren isimlerden Doç. Dr. Erdem Fadıloğlu, anne karnında yapılan cerrahinin yalnızca doğumu değil, bebeğin tüm yaşamını etkileyebilecek sonuçlar doğurduğunu söyledi. Fadıloğlu'na göre erken dönemde yapılan onarım sayesinde sinir dokusunun daha fazla zarar görmesi önlenebiliyor. Bu durum da çocukların ilerleyen yaşlarda bağımsız yürüyebilme ihtimalini artırıyor.
BEYİNDEKİ SU TOPLANMASININ ÖNÜNE GEÇİLEBİLİYOR
Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. İlkay Işıkay, ameliyatın bir başka önemli kazanımına dikkat çekti. Omurilikteki açıklığın kapatılması sayesinde bebeğin beyin omurilik sıvısının dışarı kaçmasının önüne geçildiğini belirten Işıkay, bunun da hidrosefali gelişme riskini önemli ölçüde azalttığını ifade etti.
BU AMELİYATTA SADECE ANNE DEĞİL, BEBEK DE ANESTEZİ ALIYOR
Operasyonun en dikkat çekici ayrıntılarından biri ise anestezi süreci oldu. Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Prof. Dr. Banu Kılıçaslan, operasyon sırasında yalnızca annenin değil, bebeğin de anestezi altına alındığını açıkladı. Bunun nedeni ise bilimsel araştırmaların anne karnındaki bebeklerin de ağrı hissedebildiğini göstermesi. Bu nedenle ekip, operasyon boyunca aynı anda hem annenin hem de bebeğin güvenliğini sağlayacak çok aşamalı anestezi yöntemleri uyguladı.
TÜRKİYE FETAL CERRAHİDE YENİ BİR AŞAMAYA GEÇTİ
Gerçekleştirilen iki başarılı operasyonla birlikte Hacettepe Üniversitesi, nöral tüp defekti tanısı alan bebeklere hem açık hem de tamamen kapalı fetal cerrahi seçeneklerini sunabilen Türkiye'deki ilk merkez unvanını kazandı. Uzmanlara göre bu gelişme yalnızca bir tıbbi başarı değil, aynı zamanda anne karnında tedavi edilebilen doğumsal hastalıklar konusunda Türkiye'nin uluslararası düzeyde önemli merkezlerden biri haline geldiğinin de göstergesi.
BİLİMİN VE UMUDUN BULUŞTUĞU AN
Henüz dünyaya gelmeden ameliyat edilen 26 haftalık "Umut" bebeğin hikâyesi, yalnızca bir ailenin yaşadığı mutluluk değil; Türk tıbbının ulaştığı seviyeyi gösteren tarihi bir dönüm noktası olarak kayıtlara geçti. Anne karnında gerçekleştirilen bu operasyon, gelecekte benzer tanılar alan yüzlerce aile için yeni bir tedavi seçeneği ve yeni bir umut kapısı olacak.




