Sovyet yönetimi tarafından “toplu ihanet” suçlamasıyla hedef alınan Kırım Tatarları, gece yarısı evlerinden çıkarılarak hayvan taşımacılığında kullanılan tren vagonlarına dolduruldu. Kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve hastaların büyük bölümü günler süren ağır yolculuk sırasında açlık, susuzluk ve salgın hastalıklar nedeniyle yaşamını yitirdi.

ON BİNLERCE KİŞİ ÖLDÜ

Tarihçilere göre yaklaşık 200 binden fazla Kırım Tatarı Orta Asya’ya, özellikle Özbekistan’a sürgün edildi. Sürgün yolunda ve takip eden yıllarda hayatını kaybedenlerin sayısının on binlerle ifade edildiği belirtiliyor.

Kırım’daki Türk-İslam varlığı açısından dönüm noktası olarak görülen sürgün, yalnızca fiziksel bir göç değil aynı zamanda kültürel hafızanın da hedef alındığı bir süreç olarak değerlendiriliyor. Kırım Tatarlarının camileri, mezarlıkları, yerleşim alanları ve tarihi eserlerinin büyük bölümünün zarar gördüğü ifade ediliyor.

1980’DEN SONRA DÖNÜŞLER BAŞLADI

Sovyetler Birliği uzun yıllar boyunca Kırım Tatarlarının ana yurtlarına dönmesine izin vermedi. Ancak 1980’li yılların sonlarına doğru başlayan süreçle birlikte bazı aileler yeniden Kırım’a dönmeye başladı.

Suudi Arabistan'da Aramco helikopteri düştü: 14 can kaybı
Suudi Arabistan'da Aramco helikopteri düştü: 14 can kaybı
İçeriği Görüntüle

Kırım Tatar Milli Hareketi’nin sembol isimlerinden Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, sürgünün uluslararası alanda tanınması için yıllarca mücadele yürüttü. Kırımoğlu, Kırım Tatar halkının haklarını savunan en önemli isimlerden biri olarak öne çıktı.

HER YIL 18 MAYIS’TA ANILIYORLAR

Türkiye başta olmak üzere birçok ülkede 18 Mayıs tarihi her yıl anma etkinlikleriyle hatırlanıyor. Düzenlenen programlarda sürgünde hayatını kaybedenler için dualar okunurken, yaşanan trajedinin unutulmaması gerektiği vurgulanıyor.

Kırım Tatar sürgünü, yalnızca bir halkın yerinden edilmesi değil; aynı zamanda 20’nci yüzyılın en büyük zorunlu göç hareketlerinden biri olarak tarihe geçti. İnsan hakları savunucuları, sürgünün sonuçlarının bugün bile Kırım Tatar toplumunda hissedildiğini belirtiyor.

18 Mayıs, Kırım Tatarları için yalnızca bir tarih değil; kaybedilen vatanın, dağılan ailelerin ve nesiller boyu aktarılan büyük acının simgesi olarak görülüyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ