Macarların erken tarihi ve Avrasya bozkır kuşağıyla ilişkileri, “Türkçe–Macarca benzerliği” tartışmasının tarihsel zeminini oluşturuyor: András Róna-Tas, Macarların erken dönem tarihini Avrasya bağlamına yerleştirirken Hazarlar ve Bulgar-Türkler ile ilişkilerin özellikle önemli olduğuna dikkat çeker.

Türkçe–Macarca temasının dilde iz bırakmasının daha somut bir çerçevesi de var: Emine Yılmaz, Macarcanın farklı dönemlerde farklı Türk dilleriyle üç büyük temas hattı yaşadığını; en erken ve en etkili temasın 5.–6. yüzyıllarda Bulgar/Çuvaş tipi Türk dilleriyle başladığını, daha sonra Moğol istilası sonrası Kıpçak tipi ilişkiler ve Osmanlıca dönemi etkileşimlerinin geldiğini özetler.

pastedGraphic.png

Bu tarihsel çerçeve, bir de “Ural-Altay” tartışmasıyla birleşir. Türkiye’deki literatürün de hatırlattığı gibi, Ural–Altay kuramı 18. yüzyıldan itibaren gündeme gelmiş; ses uyumu, sonek kullanımı, cinsiyet sisteminin yokluğu gibi ortak özellikler uzun süre “köken birliği” lehine okunmuştur, ancak ilerleyen karşılaştırmalı çalışmalar bu köken birliğini kanıtlayamamıştır.

AVRUPA HUNLARINDAN MACARLARA

Macar tarih yazımında en dikkat çekici konulardan biri de Macarların kökeninin Avrupa Hunlarına dayandığı görüşüdür. Macar kronikleri ve bazı tarihsel anlatılarda Macarların, Avrupa Hun Devleti’nin mirasçısı olduğu ifade edilir. 5. yüzyılda Avrupa’nın büyük bölümünde hakimiyet kuran Avrupa Hun Devleti’nin en güçlü hükümdarı Attila, hem Avrupa hem de Macar tarihinin en önemli figürlerinden biri olarak kabul edilir.

Macar halk anlatılarında Attila çoğu zaman tarihsel bir ataları olarak anılır. Orta Çağ’da yazılan bazı Macar kroniklerinde de Macarların Hunların torunları olduğu yönünde anlatılar bulunur.

Bu nedenle Macaristan’da Attila adı bugün hala yaygın şekilde kullanılan bir isimdir ve Hun mirası ülkenin tarih anlatısında önemli bir yer tutar. Macaristan'ın ünlü şairlerinden Attila Jozsef'in bugün hala Budapeşte Parlamento Binası'nın yanında, Tuna Nehri'nin kıyısında bir heykeli bulunmaktadır.

Whatsapp Image 2026 03 06 At 11.24.55

TİPOLOJİDE YAKINLIK: EKLEMELİ YAPI, ÜNLÜ UYUMU VE SÖZDİZİMİ

Türkçe ile Macarca arasındaki en güçlü “ilk izlenim” benzerliği, eklemeli yapıdır: her iki dilde de anlam, köke art arda eklenen eklerle “şerit gibi” inşa edilir.

Örnek:
Türkçe: ev-ler-im-den (“ev” + çoğul + iyelik + ayrılma)
Macarca: ház-a-i-m-ból (“ev” + bağlayıcı/çoğul katmanı + iyelik + -ból ‘-den/-dan’ elatif)
Bu tür zincirleme ekleme, iki dilde de “benzer bir ritim” hissi yaratır.

Benzer bir ikinci alan ünlü uyumudur. Ural dilleri içinde Macarcada ünlü uyumunun işlediği; ön/arka ünlülerin genellikle aynı sözcükte karışmadığı ve bazı ünlülerin “nötr” davranabildiği akademik olarak ayrıntılandırılır. Türkçede ise uyum daha katı bir dizi kısıtla betimlenir; örneğin Harry van der Hulst Türkçede kök içinde önlük uyumu, yüksek ünlülerde yuvarlaklık uyumu ve /o-ö/’nün çoğunlukla kök-başında bulunması gibi genellemeleri tartışır. (van der Hulst, 2011).

Sözdiziminde de “yakınlık ama aynı değil” durumu görülür. Türkçede “işaretsiz” (unmarked) dizilişin özne–nesne–yüklem (SOV) olduğu, ayrıntılı biçimde Türkçe gramer literatüründe doğrudan belirtilir. (Göksel & Kerslake, 2005). Macarcada ise Katalin É. Kiss, dilin “serbest sözdizimli” diye anılmasının nedenini net biçimde gösterir: aynı cümle SVO, SOV, OSV vb. pek çok düzende kurulabilir. (É. Kiss, 2002).

Kısa örnek:
Türkçe: “Terzi elbise-mi bitirmiş.”
Macarca: “János Marit keresi.” (“János” + “Mari-t” + “keresi”).

ORTAK KELİMELER

Sosyal medyada dolaşan “Türkçe–Macarca ortak kelimeler” listelerinin bir kısmı, gerçekte tarihî temas ve ödünçleme bağlamına oturur. Bu alanın modern dönemdeki en büyük başvuru kaynaklarından biri, Árpád Berta ve Róna-Tas’ın hazırladığı Macarcadaki Eski Batı Türkçesi kökenli ödünçlemeleri sistematik biçimde ele alan kapsamlı çalışmadır; eserin yaklaşık 500 kadar Macarca sözcüğün Türkçe ile ilişkisini tartıştığı bibliyografik özetlerde açıkça görülür.

Macarca ve Türkçede benzer, “alma (elma)”, “arpa (arpa)” ve “balta (balta)” "kapı (kapu)" gibi örneklerin Türk lehçelerinde yaygın olduğunu ve Macarcadaki biçimlerle yakınlığı göze çarpar;

Bu tablo, benzer kelime meselesinde iki kritik uyarıyı beraberinde getirir: Macarcaya geçen unsurlar “Türkiye Türkçesinden” değil, çoğu zaman tarihî Türk dillerinin farklı kollarından gelir.

Tahran'a sert uyarı: "Deniz trafiğini tehdit ederseniz vurmaya devam ederiz"
Tahran'a sert uyarı: "Deniz trafiğini tehdit ederseniz vurmaya devam ederiz"
İçeriği Görüntüle

TÜRKLER VE MACARLARIN TEMASI ÇOK ESKİYE DAYANIYOR

Tarihçiler, Macarların Orta Asya kökenli topluluklarla uzun süre temas halinde olduğunu vurguluyor. Özellikle Hunlar, Avarlar, Peçenekler ve Kıpçaklar gibi Türk boyları Orta Avrupa’da Macar topluluklarıyla temas kurdu. Budapeşte’deki birçok akademik çalışmada da Macar diline geçmiş yüzlerce Türkçe kökenli kelimenin bulunduğu belirtiliyor. Macar dilbilimciler bu kelimelerin özellikle Orta Çağ döneminde dile girdiğini ifade ediyor.

Budapeşte ve Ankara’daki bazı üniversitelerde yürütülen çalışmalar, Macarca sözlüğünde yüzlerce Türkçe kökenli kelime bulunduğunu ortaya koyuyor.

Bu nedenle Türkçe ile Macarca arasındaki ilişki yalnızca bir dil benzerliği değil, aynı zamanda yüzyıllara yayılan tarihsel temasların da bir sonucu olarak görülüyor.

Bugün Türkiye ile Macaristan arasındaki kültürel ilişkilerde de bu dil benzerliği sık sık hatırlatılıyor ve iki ülke arasındaki tarihi bağların sembollerinden biri olarak gösteriliyor.

Kaynak: Haber Merkezi