Tahran'a sert uyarı: "Deniz trafiğini tehdit ederseniz vurmaya devam ederiz"
Tahran'a sert uyarı: "Deniz trafiğini tehdit ederseniz vurmaya devam ederiz"
İçeriği Görüntüle

İran’ın misilleme kapsamında iki İngiliz üssünün bulunduğu Kıbrıs’a yönelik saldırıları sonrasında, Yunanistan, Fransa, İtalya ve İngiltere bölgeye hava ve deniz kuvvetleri desteği sağladı. Türkiye ise bu gelişmeleri yakından takip ederek, 7 Mart’ta Milli Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) güvenliğinin sağlanması amacıyla F-16 uçaklarının adaya konuşlandırılması planlarının değerlendirildiği belirtildi. Milli Savunma Bakanlığı’nın açıklaması, bu kararın bölgedeki son gelişmeler doğrultusunda KKTC’nin güvenliğinin temin edilmesi için alındığını ortaya koydu.

yunanistan-4

TÜRKİYE'DEN BÖLGEDE "DENGELEYİCİ" HAMLE

Türkiye'nin bu adımı, özellikle Yunanistan’ın Kıbrıs’a dört F-16 savaş uçağı ve iki savaş gemisi konuşlandırmasına karşılık dengeleyici bir hamle olarak görülüyor. Uçakların Ercan Havalimanı veya Geçitkale Üssü’ne konuşlandırılması ihtimali üzerinde duruluyor. Deniz kuvvetleri açısından ise yeni bir konuşlanma bilgisi verilmedi, ancak Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de rutin görevler kapsamında savaş gemilerinin varlığı biliniyor. Stratejik Araştırmalar Merkezi'nin yayımladığı savunma makalelerine göre, modern askeri teknolojilerde sensör, bilgisayar ve silah entegrasyonunun savaş etkinliğinde kritik bir rol oynadığı göz önüne alındığında, bu tür konuşlanmaların bölgesel savunma dengesini doğrudan etkileyeceği değerlendirilebilir.

Yunanistan Guney Kibrisa Savas Ucagi Ve Firkateyn Gonderecek Aqet.jpg

DOĞU AKDENİZ'DE İNSANSIZ HAVA ARAÇLARI

İran’dan ateşlenen füzeler ve Lübnan’dan Doğu Akdeniz’e yönelen silahlı insansız hava araçları Türkiye’nin harekete geçmesinde önemli bir motivasyon olarak öne çıkıyor. Ankara, Kıbrıs’ın kuzeyinde Türk yönetimine ait savaş uçağı ve savunma sistemlerinin bulunmamasını zayıflık olarak görerek bu eksikliği gidermeye yönelik adımlar atıyor. 1960 anlaşmaları adadaki üç garantör ülke olarak Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’yi belirlemiş; Türkiye'nin 1974 Barış Harekatı da bu kapsamdaki sorumluluklar çerçevesinde değerlendirilmiş olsa da, adadaki Türk asker varlığı Kıbrıs Cumhuriyeti ve Yunanistan tarafından işgal olarak nitelendiriliyor.

Dogu Akdeniz Alevlendi Yunanistan Kibris A Firkateyn Ve Savas Ucagi Gonderiyor 1772463887

YUNANİSTAN'IN SİLAHLANMA HAMLESİ

Türkiye'nin bu hamlesi sadece askeri dengeleri korumakla kalmayıp, Yunanistan'ın artan silahlanma ve bölgesel ittifak girişimlerine karşı tepki niteliği taşıyor. Ankara, özellikle Kıbrıs’ta değişen askeri dengeleri dengelemek ve adadaki Türk toplumunun güvenliği için söz sahibi olduğunu göstermek istiyor. Bu bağlamda Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias’ın 3 Mart’ta Kıbrıs ziyaretinde yaptığı, “Türk askerlerinin çekilmesi gerektiği” yönündeki açıklamalar Ankara tarafından sert şekilde eleştirildi. Dendias, savaş uçakları ve gemilerinin kalıcı varlığıyla tüm adanın korunacağını ifade etmişti. Milli Savunma Bakanlığı kaynakları ise KKTC’nin güvenliğinin öncelikli olduğu ve garantörlük haklarının sonuna kadar kullanılacağı mesajını verdi.

Patriot

YUNANİSTAN EGE ADALARINI HUKUKSUZCA SİLAHLANDIRIYOR

Diğer yandan, Ege adalarında da askeri hareketlilik yaşanıyor. Yunanistan, İran’ın bölgedeki saldırıları sonrası kendi topraklarını ve Bulgaristan’a hava savunma desteğini artırmak amacıyla bazı Ege Adaları’na Patriot hava savunma sistemleri konuşlandırmayı planlıyor. Atina'daki ulusal güvenlik toplantılarında özellikle Kerpe ve Limni adalarına sistemlerin yerleştirilmesi değerlendirilirken, bu uygulamanın uluslararası hukuk kapsamında Türkiye tarafından hukuka aykırı olarak görülmesi, bölgedeki gerilimi artıran unsurlar arasında yer alıyor. Türkiye, 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Barış Antlaşması’na dayanarak Doğu Ege Adaları’nın silahsızlandırılmış statüsünü vurgulamakta ve uluslararası hukuka aykırı adımların geçersiz olduğu görüşünü savunmaktadır.

Sonuç olarak Türkiye’nin Kıbrıs'ın kuzeyine savaş uçağı konuşlandırması, bölgedeki askeri dengeleri ve güvenlik algısını değiştiren önemli bir gelişme olarak öne çıkarken, taraflar arasındaki askeri hareketlilik ve diplomatik gerilimlerin devam etmesi beklenmektedir.

Kaynak: BBC