Dışişleri Bakanlığı, 25 Temmuz’da Kolombiya Dışişleri Bakanlığı’na ilettiği notada, bildirinin Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne (BMDHS) yapılan atıflarına çekince koyduğunu bildirdi. Lahey Grubu’nun internet sitesinde yer alan bilgiye göre Türkiye, bildirinin ikinci ve üçüncü maddelerindeki BMDHS vurgularına şerh koydu. Bu şerhin, yalnızca BMDHS’ye yapılan atıflarla sınırlı olduğu; maddelerin geri kalan kısımlarını kapsamadığı belirtildi.
Söz konusu maddelerde, İsrail’e silah, mühimmat, askeri yakıt ve benzeri malzemelerin taşınmasının engellenmesi ve bayrak taşıyan gemilerin bu yasağa uyması öngörülüyordu.
BAKAN FİDAN: “İMZADA SORUN YOK, GEREKLİ ŞERHİ KOYDUK”
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, katıldığı bir televizyon programında, bildiride Türkiye’nin imzası bulunmadığı iddialarına açıklık getirdi. Fidan, imza için son tarihin 30 Eylül olduğunu belirterek, “Ege Denizi’ndeki statü sorunu nedeniyle BMDHS’ye taraf değiliz. Ancak gerekli şerhi koyduk ve bildiriyi destekliyoruz” ifadelerini kullandı.
TÜRKİYE’NİN BMDHS TUTUMU
1982 tarihli BMDHS, okyanuslar için yeknesak kurallar getirse de Ege Denizi gibi yarı kapalı denizlerin özgün şartlarını dikkate almıyor. Türkiye, sözleşmenin özellikle karasularını 12 mile çıkarma imkânı tanıyan 3. maddesi, bitişik bölgeyi düzenleyen 33. maddesi ve adaların rejimini belirleyen 121. maddesine, bu uygulamaların Ege’yi “Yunan gölüne” çevirebileceği uyarılarıyla karşı çıkıyor. Bu nedenle Türkiye, sadece sözleşmeye taraf olmaktan değil, aynı zamanda ona doğrudan veya dolaylı atıfta bulunan her türlü uluslararası belgeden de temkinli duruyor. Bu tavır, BMDHS’nin Türkiye aleyhine uluslararası örf ve adet hukuku haline gelmesini önlüyor.





