Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkiler, son üç yıl içinde önemli bir gerilim sürecine girdi. Diplomaside normalleşme çabalarının aksine, iki ülkenin askeri olarak karşı karşıya gelme riskinin yükseldiği belirtiliyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun 11 Nisan'da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı İran'daki “terör rejimine” destek vermek ve kendi Kürt vatandaşlarını katletmekle suçlaması, iki taraf arasında gerilimi tırmandıran önemli bir örnek oldu. Buna karşılık Erdoğan, 15 Nisan'daki TBMM konuşmasında Gazze'de yaşananlar ve karşılıklı suçlamalar üzerinden sert ifadeler kullandı.

İHTİMAL "HİÇ OLMADIĞI KADAR YÜKSEK"
Uzmanlar, Türkiye ve İsrail’in çatışma riskinin “hiç olmadığı kadar yüksek” olduğunu belirtirken, aynı zamanda tarafların çatışmayı önlemek adına askeri düzeyde iletişim ve önleyici mekanizmalar geliştirmeye çalıştıklarını ifade ediyor. İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden Doçent Doktor Tuğçe Ersoy, mevcut süreci “iç siyasetin dış politikayı rehin alması” olarak tanımlıyor ve iki liderin sert söylemlerinin hem kendi iç politikalarına hem de bölgesel liderlik iddialarına hizmet ettiğini vurguluyor. Ersoy ayrıca, Türkiye ve İsrail arasında daha önce gözlemlenen “soğuk barış” anlayışının yerini “soğuk rekabete” bıraktığını belirtiyor.

"ÇATIŞMA ÖNLEYİCİ İRTİBATLAR SÜRÜYOR"
İsrailli eski diplomat Alon Pinkas ise Netanyahu’nun Türkiye’yi rakip ve tehlikeli gösteren söylemlerinin durumu daha da hassaslaştırdığına dikkat çekiyor ve Türkiye ile İsrail ordularının siyasetçilere kıyasla daha sağduyulu olduğunu savunuyor. Londra City St. George’s Üniversitesi’nden Profesör Amnon Aran ise karşılıklı sert politik söylemlerin iç politikaya yönelik olduğunu, fakat askeri düzeyde çatışmaların önüne geçmek için irtibatların sürdüğünü ifade ediyor.

TÜRKİYE 'HASIM' KATEGORİSİNE KAYDI
Bölgesel meseleler, iki ülke arasındaki gerilimi derinleştiriyor. Suriye, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz alanlarındaki nüfuz mücadeleleri, iki tarafın stratejik konumlarını koruma ve genişletme çabaları çatışma riskini tetikliyor. Tuğçe Ersoy, “İsrail’in strateji belgelerinde Türkiye’nin hasım kategorisine kaydığını” ve bunun mevcut gerilimi anlamada önemli olduğunu belirtiyor. Amnon Aran ise geçmişe kıyasla çatışma ihtimalinin arttığını söyleyerek, Azerbaycan’da yapılan askeri çatışmazlık toplantılarının önemini vurguluyor.
![]()
TÜRKİYE YENİ İRAN MI?
Eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett’in Türkiye’yi “yeni İran” olarak nitelemesi, bölgedeki algıyı etkileyen önemli gelişmelerden biri olarak görülüyor. Bu retorik, devam eden sert söylemlerin parçası olmakla birlikte, uzmanlar Türkiye’nin İran’dan farklı olarak İsrail’i yok etmeye yönelik askeri veya nükleer bir hedefinin bulunmadığını belirtiyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da Netanyahu yönetiminin Türkiye’yi düşman olarak gösterme çabalarına dikkat çekiyor.
İSRAİL'DE YAKLAŞAN SEÇİMLER
Güven ve diyalog konusunda ise iki ülkenin kısa vadede ciddi bir iyileşme beklenmemektedir. İsrail’de yaklaşan seçimler ve tarafların mevcut hükümetlerinin ilişkileri yönetmedeki kısıtları, süreçte değişiklik yaratmasını zorlaştırıyor. Uzmanlar, Türkiye ile İsrail arasında yeniden güven inşa etmek için yeni diplomatik mimarilere ihtiyaç duyulduğunu ifade ediyor.
Bu gelişmeler ışığında, Türkiye ve İsrail arasındaki sıcak çatışma riski kuşkusuz artırılmış bir dikkat ve diplomatik çaba gerektirmektedir. İki ülke arasındaki ilişkiler hem bölgesel istikrar hem de uluslararası politik dengeler açısından önemli bir role sahiptir.





