Elektronik Harp Nedir ve Neden Kritik?
Klasik savaş anlayışının yerini hibrit tehditlerin aldığı günümüzde, elektronik harp (EH); telsiz, radar, GPS gibi düşman sistemlerini etkisiz hale getirmek, bozmak ya da yönlendirmek gibi amaçlarla uygulanan teknolojik müdahaleleri kapsıyor. Bu sistemler sayesinde fiziki çatışmaya girmeden düşman unsurların iletişimi kesilebiliyor, sistemleri devre dışı bırakılabiliyor. Savunma Sanayii Uzmanı Ahmet Alemdar, “Elektronik harp sistemleri savaşın görünmeyen cephesidir. Hem saldırı hem savunma hem de istihbarat toplama noktasında eşsiz bir kabiliyettir” diyerek Türkiye'nin bu alandaki konumuna dikkat çekiyor.ASELSAN İmzalı KORAL ve Ötesi
Türkiye’de elektronik harp denince akla gelen ilk sistemlerden biri hiç kuşkusuz ASELSAN’ın geliştirdiği KORAL. Mobil bir platform üzerine entegre edilen bu sistem, düşman radarlarını tespit edip, karıştırarak işlevsiz hale getirebiliyor. Bununla birlikte REDET, VURAL, PUHU, SÖKME, ILGAR, MİLKAR gibi sistemler de Türkiye’nin envanterindeki gelişmiş elektronik harp çözümlerinden bazıları. Hava, kara ve deniz kuvvetleri için özelleştirilmiş bu sistemler, müşterek harekâtlarda birlikte çalışabiliyor ve tehdit kütüphaneleri sürekli güncellenebiliyor.İHA’lardan Deniz Araçlarına: Çok Yönlü Yetenek
Elektronik harp yeteneklerinin yalnızca kara sistemlerine entegre edilmesiyle sınırlı kalmayan Türkiye, İHA ve SİDA (silahlı insansız deniz aracı) platformlarında da etkili çözümler geliştiriyor. ASELSAN tarafından geliştirilen ANTIDOT 2 ailesi ve MAM-L formundaki elektronik harp podları, insansız sistemlere entegre edilerek sahadaki etkinliği artırıyor. TCG Ufuk gemisi, deniz kuvvetlerinin elektronik harp kabiliyetlerinin en somut örneği olarak gösteriliyor. Bu platformlara ek olarak, MARLİN SİDA gibi görev sahasına entegre edilen unsurlar, Türkiye’yi bu alanda sadece kullanıcı değil, aynı zamanda ihracatçı bir ülke konumuna getiriyor.Avrupa Elektronik Harpte Geride Mi Kalıyor?
Soğuk Savaş sonrası ABD’nin savunma şemsiyesi altına giren Avrupa, son yıllarda kendi askeri kapasitesini artırma ihtiyacını daha güçlü şekilde hissediyor. Ancak hava kuvvetlerindeki eksiklikler, modern EH çözümleriyle kara birliklerini donatmadaki yetersizlik, Avrupa’nın bu konuda dışa bağımlılığını sürdürüyor.Ahmet Alemdar, bu noktada dikkat çeken bir yorum yapıyor:
“Avrupa’da FPV (First Person View) dronelar gibi asimetrik tehditler karşısında, piyade seviyesinde kullanılabilecek elektronik harp sistemleri geliştirilemiyor. Türkiye ise KANGAL ve MERTER gibi taşınabilir sistemleriyle bu ihtiyaca doğrudan çözüm sunabilecek noktada.”





