Şirin, motordan çıkan gazların temeline değinip değerlendirme yaparak şu sözleri kullandı: "Uçakların gökyüzünde ilerlerken arkalarında bıraktığı beyaz izler, uzun yıllardır hem merak konusu hem de çeşitli tartışmaların odağı olmaya devam ediyor. Kamuoyunda zaman zaman bu izlerin kimyasal maddeler içerdiğine yönelik iddialar ortaya atılsa da bilimsel çalışmalar bu oluşumun tamamen fiziksel ve atmosferik süreçlerle ilgili olduğunu ortaya koyuyor. Uzmanlara göre söz konusu izler, uçak motorlarından çıkan gazların yüksek irtifadaki düşük sıcaklıkla etkileşime girmesi sonucu oluşan buz kristallerinden ibaret olur."

BEYAZ İZLER NASIL OLUŞUR?
Şirin, bu izleri biyolojik eksende yorumlayarak şu sözlere yer verdi: "Bu izler, havacılık literatüründe “yoğunlaşma izi” olarak tanımlanır. Uçaklar genellikle yaklaşık 10-12 kilometre yükseklikte, yani oldukça soğuk hava koşullarında uçuş gerçekleştirir. Bu seviyede hava sıcaklığı -50 derecenin altına kadar düşebilir.
Uçak motorlarından çıkan gazlar ise oldukça sıcaktır ve büyük oranda su buharı içerir. Bu sıcak ve nemli gaz, aniden çok soğuk hava ile karşılaştığında hızla yoğunlaşır ve donar. Ortaya çıkan mikroskobik buz kristalleri, gökyüzünde gördüğümüz beyaz çizgileri oluşturur.
Bu nedenle beyaz izler duman değil buz kristalleridir, tamamen doğal bir fiziksel süreçtir, uygun sıcaklık ve nem koşulları oluşmadığında iz oluşmaz."
HER UÇAKTA GÖRÜLÜR MÜ?
Şirin, inceleme yaptığı bilgilerini şöyle değerlendirdi: "Bu izler her uçuşta ortaya çıkmaz. Atmosferdeki nem oranı, sıcaklık ve hava basıncı gibi faktörler bu oluşumda belirleyici rol oynar. Yapılan araştırmalar, ticari uçuşların yalnızca yaklaşık yüzde 10’unda bu izlerin belirgin şekilde oluştuğunu gösteriyor. Uçak daha alçak irtifalara indiğinde, hava daha sıcak olur, yoğunlaşma gerçekleşmez, beyaz izler ortadan kaybolur."
KÜRESEL ISINMAYA ETKİSİ
Şirin, şu sözleri ekledi: "Bilim insanları, bu izlerin sadece görsel bir etki olmadığını, aynı zamanda iklim üzerinde de etkili olabileceğini belirtiyor. Almanya merkezli DLR bünyesinde yapılan çalışmalara göre bu yoğunlaşma izleri atmosferde ısı tutucu bir etki yaşatabiliyor.
Bu izler, güneşten gelen ışınların bir kısmını yansıtır, yeryüzünden geri yansıması gereken ısıyı ise hapsedebilir.
Bu durum, sera etkisini artırıcı bir rol oynayabilir. Uzmanlara göre havacılık sektörünün büyümesiyle birlikte bu etkinin ilerleyen yıllarda daha belirgin hale gelmesi bekleniyor."
“KİMYASAL İDDİALAR” VE BİLİMSEL YAKLAŞIM
Şirin, şunları belirtti: "Kamuoyunda zaman zaman bu izlerin “kimyasal püskürtme” olduğu yönünde iddialar dile getirilse de bu görüşler bilimsel olarak kanıtlanmış değil. Mevcut bilimsel veriler, beyaz izlerin uçak motorlarından çıkan su buharının donmasıyla oluştuğunu açıkça ortaya koyuyor.
Uzmanlar, bu tür iddiaların yerine ölçülebilir ve gözlemlenebilir fiziksel süreçlere odaklanılması gerektiğini vurguluyor. Ayrıca bazı alerjik reaksiyonlar ve saman nezlesinin bundan kaynaklanacağını düşünüyoruz."
GENEL DEĞERLENDİRME
Şirin, bu durumun çözümü için önerilerde bulunarak: "Uçakların arkasında oluşan beyaz izler, tamamen doğal atmosferik koşulların sonucu olan yoğunlaşma izleridir. Her ne kadar zararsız bir görüntü gibi algılansa da yapılan araştırmalar bu izlerin uzun vadede iklim üzerinde belirli etkiler yaşatabileceğini ortaya koyuyor.
Havacılık sektörünün büyümesiyle birlikte bu etkinin daha fazla tartışılması ve bilimsel olarak izlenmesi gerektiği ifade ediliyor.
Uçakların arkasındaki beyaz izler, motorlardan çıkan su buharının soğuk havada donmasıyla oluşan yoğunlaşma izleridir ve bazı araştırmalara göre küresel ısınmayı artırıcı etki yaşatabilir" sözlerini kaydetti.




