Rusya’nın 2022’deki askeri müdahalesinden sonra Avrupa Birliği (AB) ülkelerine sığınan milyonlarca Ukraynalı, kendilerine sağlanan geçici koruma statüsünün sona erme ihtimaliyle karşı karşıya.
Mültecilerin yoğun bir şekilde kabulünü sağlayan Geçici Koruma Direktifi’nin (GKD) süresi dolarken, Avrupa Komisyonu şimdi evlerine dönemeyen bu insanların geleceği hakkında kritik bir karar vermek durumunda kaldı.
Direktifin yasal imkanlarının sonuna gelinmesi, milyonlarca Ukraynalının AB’de yasal kalış hakkını kaybetme riskini gündeme getirirken, bu durumun üye ülkelerin göç idarelerinde ciddi bir krize yol açabileceği endişeleri artıyor.
Benzer bir tartışmanın Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) de Ukraynalı mültecilerin statüsü üzerinden yürütüldüğü bildiriliyor.
Geçici Koruma Süresi Doluyor
Mart 2022’de Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik müdahalesinin ardından devreye sokulan GKD, savaştan kaçan insanlara acil ve geçici sığınma imkanı sunan bir mekanizma olarak tasarlandı.
Yalnızca iki kez uzatılma imkanı bulunan direktifin koruma süresi, normal şartlarda Mart 2025’te sona eriyordu.
Ancak Avrupa Komisyonu, daha esnek bir yasal yorumla bu süreyi bir yıl daha uzatma kararı almıştı.
Bir AB diplomatının Euractiv‘e verdiği bilgiye göre, bu son uzatmanın ardından şimdi bir “çıkış stratejisi” üzerinde çalışılıyor.
Konunun, 12-13 Haziran tarihlerinde düzenlenecek AB İçişleri Konseyi toplantısında gündeme gelebileceği belirtiliyor.
Ukraynalıların GKD kapsamındaki koruma statülerini yitirmeleri, pek çoğunun AB topraklarında yasal olarak bulunma dayanağını ortadan kaldıracak.
Bu durumun, GKD’nin en başından beri önlemeyi amaçladığı bir sonucu doğurarak, üye ülkelerin göçmenlik dairelerinin farklı gerekçelerle yapılacak yeni ikamet izni başvuruları nedeniyle aşırı yüklenmesine yol açmasından endişe ediliyor.
Uluslararası Göç Politikaları Geliştirme Merkezi (ICMPD) Politika Kıdemli Danışmanı Martin Wagner, mevcut durumun ciddiyetine dikkat çekiyor.
Wagner, “Şu anda AB’de GKD’den yararlanan kaç kişi olduğuna baktık ve bunların yüzde 25 veya yüzde 50’sinin kalması durumunda ne olacağını değerlendirmeye çalıştık,” ifadelerini kullandı.
Wagner’e göre, ülkelerin normal şartlarda işleyebileceği başvuru sayısı ve bir yıl içinde verebilecekleri izinlerle kıyaslandığında, “yük inanılmaz boyutlarda olacak.”
Bazı durumlarda başvuru sayısının “normalde işlenen miktarın kat kat üzerinde olacağını” da sözlerine ekledi.




