Bilim insanları tarafından “Hayalet Galaksi” olarak adlandırılan yapı, neredeyse tamamen görünmez olmasıyla dikkat çekiyor.

Araştırma sonuçlarına göre CDG-2’nin toplam kütlesinin yaklaşık yüzde 99’unun karanlık maddeden oluştuğu değerlendiriliyor. Bu oran, bilinen galaksilere kıyasla oldukça yüksek bir seviyeye işaret ediyor.

YÜZDE 99’U KARANLIK MADDE

Bilim insanlarının yaptığı ölçümler, CDG-2’nin büyük ölçüde karanlık maddeden meydana geldiğini ortaya koydu. Normal galaksilerde karanlık madde oranı yüksek olsa da, görünür yıldızlar ve gaz bulutları toplam kütlenin belirli bir bölümünü oluşturuyor. CDG-2’de ise görünür madde miktarının yok denecek kadar az olduğu belirtiliyor.

Uzmanlar, bu durumun galaksi oluşumuna ilişkin mevcut modellerin yeniden değerlendirilmesine yol açabileceğini ifade ediyor.

YILDIZSIZ BİR DEV YAPI

CDG-2’nin galaksi boyutlarında olduğu ancak içerisinde neredeyse hiç yıldız barındırmadığı bildirildi. Bu özellik, gökbilim çevrelerinde “Bir galaksiyi galaksi yapan temel unsur nedir?” sorusunu yeniden gündeme taşıdı.

Mevcut kozmolojik modellere göre galaksiler, yıldızlar, gaz ve toz bulutları ile karanlık maddeden oluşuyor. CDG-2’nin ise büyük ölçüde karanlık maddeye dayanması, alışılmış tanımların dışında bir yapı olabileceğine işaret ediyor.

Bebek rahimde neler yapar?
Bebek rahimde neler yapar?
İçeriği Görüntüle

YERÇEKİMSEL MERCEKLENME İLE TESPİT EDİLDİ

CDG-2, doğrudan gözlemle değil, yerçekimsel merceklenme yöntemiyle belirlendi. Bu yöntemde, büyük kütleli bir cismin arkasındaki ışığı bükmesi esas alınıyor. Araştırmacılar, söz konusu bölgede arka plandaki ışığın sapma gösterdiğini tespit ederek görünmez ancak güçlü bir kütlenin varlığını ortaya koydu.

Standart teleskop görüntülerinde boş uzay gibi görünen alanın, aslında yoğun bir kütle çekim etkisine sahip olduğu belirlendi.

KOZMOLOJİK MODELLER İÇİN YENİ SORULAR

Uzmanlar, CDG-2’nin doğrulanması halinde karanlık madde dağılımı ve galaksi oluşumu teorilerinde yeni tartışmaların gündeme gelebileceğini belirtiyor. Araştırmanın devam ettiği ve farklı gözlem araçlarıyla ek verilerin toplanmasının planlandığı kaydedildi.

Bilim insanları, bu tür yapıların evrende daha yaygın olup olmadığının önümüzdeki yıllarda yapılacak gözlemlerle netleşeceğini ifade ediyor.

Muhabir: Bülent Sarıdiken