Çocukların dijital dünyada karşı karşıya kaldığı risklerin artması üzerine, sosyal medya kullanımına yönelik yaş sınırı düzenlemesi gündeme geldi. Düzenlemeye ilişkin ilk adım mecliste haftaya atılacak. Yeni modelde platformlara içerik denetimi ve hızlı geri dönüş sorumluluğu getirilmesi planlanıyor. 15 yaş altını kapsaması planlanan yeni düzenlemenin, çocukları zararlı içeriklerden korumayı ve daha bilinçli dijital kullanım alışkanlıkları kazandırmayı amaçladığı belirtiliyor.

Dijital Kültür Uzmanı Prof. Dr. S. Tunay Kamer ve Medya ve İletişim Uzmanı ve Akademisyen Doç. Dr. Aylin Tutgun Ünal, 15 yaş altı çocukların sosyal medya kullanımını kısıtlayacak düzenlemeye ilişkin Turkınform’a özel açıklamalarda bulundu.

Tunay Kamer

PROF. DR. KAMER: BİR YASAK DEĞİL, KORUYUCU BİR DEVLET POLİTİKASI

Kamer, çocukların dijital dünyada karşı karşıya kaldığı risklerin son yıllarda ciddi biçimde arttığını belirterek, sosyal medya kullanımına yönelik yaş sınırı düzenlemelerinin bir yasak değil, koruyucu ve yönlendirici bir devlet politikası olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.

Son dönemde çocukların dijital ortamda yaşadığı olumsuz olayların kamuoyunda daha sık gündeme geldiğine dikkat çeken Kamer, “Artık neredeyse her gün çocukların maruz kaldığı yeni bir dijital riskle karşılaşıyoruz. Bu durum sadece Türkiye’nin değil, tüm dünyanın ortak sorunu haline gelmiş durumda” dedi.

Yaz aylarını öğrenciler nasıl değerlendirmeli?
Yaz aylarını öğrenciler nasıl değerlendirmeli?
İçeriği Görüntüle

“AMAÇ YASAK DEĞİL, BİLİNÇLİ BİREY YETİŞTİRMEK”

Şubat ayında yayımlanan “Dijital Dünyada Çocukların Güçlendirilmesi Eylem Planı”na da değinen Kamer, bu planın yalnızca sınırlayıcı önlemler içermediğini, aksine uzun vadeli bir vizyon ortaya koyduğunu ifade etti. Kamer, “Bu plan bir yasak listesi değil, bir nesli koruma ve güçlendirme stratejisidir. Temel hedef, çocukları algoritmaların yönlendirdiği pasif tüketiciler olmaktan çıkararak dijital dünyayı etik, bilinçli ve güvenli şekilde kullanabilen bireyler haline getirmektir” diye konuştu.

AİLELER DİJİTAL RİSKLERE KARŞI İLK SAVUNMA HATTI

Dijital risklerle mücadelede en önemli aktörlerden birinin aileler olduğunu belirten Kamer, ebeveynlerin çocuklara rehberlik etmesi gerektiğini söyledi. Ebeveynlerin çoğu zaman teknoloji konusunda çocukların gerisinde kaldığını ifade eden Kamer, bu durumun “dijital uçurum” olarak tanımlandığını belirtti. Bu açığın kapatılması için ebeveyn eğitimlerinin yaygınlaştırılması gerektiğini dile getirdi.

Eğitim sisteminin de bu dönüşüme ayak uydurması gerektiğini söyleyen Kamer, dijital etik ve dijital okuryazarlık derslerinin önemine dikkat çekti.

“YAŞ SINIRI TARTIŞMASI KÜRESEL”

Sosyal medya kullanım yaşıyla ilgili tartışmaların dünya genelinde sürdüğünü hatırlatan Kamer, birçok ülkede bu sınırın 16’ya çıkarılmasının gündemde olduğunu söyledi. 13 yaşın dijital dünya için oldukça erken bir yaş olduğunu söyleyen Kamer sözlerini şöyle sürdürdü;

“13 yaş dijital dünya için oldukça erken bir yaş. Bilimsel veriler, çocukların bu yaşlarda henüz yeterli bilişsel ve duygusal olgunluğa ulaşmadığını gösteriyor. Nasıl ehliyetsiz bir çocuk trafiğe çıkamıyorsa, dijital okuryazarlık kazanmamış bir çocuğun da kontrolsüz şekilde sosyal medyaya girmesi risklidir”

Do. Dr Tutugun Ünal

DOÇ. DR. TUTGUN ÜNAL: DEZERFORMASYON KÜRESEL BİR SORUN HALİNE GELDİ

Doç. Dr. Tutgun Ünal, dezenformasyonun artık bireysel değil küresel bir sorun haline geldiğini belirterek, “Haber platformları üzerinden bile dakikada 120 binden fazla bilgi öğesi yayılıyor ve bunların büyük bir kısmı doğrulanmamış ya da çarpıtılmış içeriklerden oluşuyor. Amerika kıtasında izleyicilerin yaklaşık üçte ikisi, Avrupa’da ise yarısı her gün dezenformasyona maruz kalıyor” dedi.

Ünal, dijital ortamlardan yayılan kötü niyetli içeriklerin, şiddet, zorbalık ve manipülasyonla birleşerek özellikle çocuklar üzerinde yıkıcı etkiler oluşturduğunu ifade ederek, “Ekranlar aracılığıyla çocuklarımızın zihnine ulaşan bu içerikler, onların gerçeklik algısını bozuyor. Geleceğimiz olan çocuklar, farkında olmadan bu dijital saldırıların hedefi haline geliyor” diye konuştu.

“EN GÜÇLÜ KALKAN DİJİTAL OKURYAZARLIK”

Dijital dünyada bu risklere karşı en etkili çözümün dijital medya okuryazarlığı olduğunu vurgulayan Ünal, hem ailelerin hem de çocukların bilinçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Siber zorbalık, mahremiyet ihlali ve dijital bağımlılık gibi sorunların artık günlük hayatın bir parçası haline geldiğini belirten Ünal, bu konularda eğitim ve farkındalık çalışmalarının artırılmasının zorunlu olduğunu dile getirdi.

“DİJİTAL REŞİTLİK KAVRAMI ÖNE ÇIKIYOR”

Ünal, çocukların dijital dünyada sağlıklı bireyler olarak var olabilmesi için “dijital reşitlik” kavramının önem kazandığını belirterek, bu sürecin iki aşamalı şekilde ele alınması gerektiğini ifade etti. İlk aşamada aile, okul ve çocuk üçgeninde güvenli bir dijital ortam oluşturulmasının kritik olduğunu söyleyen Ünal, bu kapsamda şiddetin her boyutuyla ele alındığı projelerin geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.

İkinci aşamada ise yasal düzenlemelerin devreye girmesi gerektiğini kaydeden Ünal, sosyal medya kullanım yaşının belirlenmesinin çocukların korunması açısından önemli bir adım olduğunu söyledi.

“YAŞ SINIRI TARTIŞMALARI KÜRESEL BOYUTTA”

Dünya genelinde sosyal medya kullanım yaşına ilişkin tartışmaların hız kazandığını belirten Ünal, birçok ülkede bu sınırın ortalama 13 yaş olarak kabul edildiğini ancak daha yüksek yaş sınırlarının da gündemde olduğunu ifade etti. Türkiye’de de bu yönde çalışmaların sürdüğünü hatırlatan Ünal, düzenlemelerin aşamalı geçiş modeliyle uygulanmasının önemine dikkat çekti.

Dijital risklerin yalnızca bireysel önlemlerle çözülemeyeceğini vurgulayan Ünal, aile, okul, devlet ve teknoloji şirketlerinin birlikte hareket etmesi gerektiğini söyledi.

Muhabir: Sümeyye Aksu