Vergi Uzmanı Murat Batı, kamu borçlarında tecil süresinin uzatılması, gelir vergisi düzenlemeleri ve “varlık barışı” uygulamalarına ilişkin Türkinform muhabiri Sümeyyye Aksu’ya değerlendirmelerde bulundu. Batı, yapılan düzenlemelerin yatırım ve sermaye hareketliliğini teşvik etmeyi amaçladığını ancak bazı uygulamaların uzun vadede mali yük oluşturabileceğini söyledi.
Batı, kamu borçlarının tecil süresinin 36 aydan 72 aya çıkarılmasının ilk bakışta avantaj gibi görünse de yüksek faiz yükü nedeniyle dikkatli değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
“TECİL SİSTEMİ AF DEĞİL”
Batı, kamuoyunda yapılandırma olarak algılanan sistemin aslında kontrollü bir tahsil yöntemi olduğunu belirterek, “Tecil sistemi bir af mekanizması değil. Devlet alacağını zamana yayarak tahsil etmeyi amaçlıyor. Ancak uygulanan yüksek faiz oranları nedeniyle toplam borç maliyeti ciddi şekilde artabiliyor” dedi.
VARLIK BARIŞI VE YURT DIŞI GELİR DÜZENLEMESİ
Gelir Vergisi Kanunu’nda yapılan değişikliklere de değinen Batı, özellikle yurt dışından elde edilen gelirler için getirilen uzun süreli vergi istisnasının dikkat çekici olduğunu söyledi.
Yeni düzenlemenin belirli şartları sağlayan kişilere 20 yıl boyunca vergi avantajı sunduğunu belirten Batı, uygulamanın yatırım çekme hedefi taşıdığını ancak aynı zamanda vergisel ayrıcalık tartışmalarını da beraberinde getirdiğini ifade etti.

TEKNOGİRİŞİM ŞİRKETLERİNE VERGİ AVANTAJI
Kanundaki bir diğer önemli düzenlemenin teknogirişim şirketlerinde çalışanlara verilen pay senetlerine ilişkin olduğunu belirten Batı, gelir vergisi istisnasının genişletildiğini ve çalışanların daha kısa sürede avantajlardan yararlanmasının önünün açıldığını kaydetti.
“MÜKELLEFLER MALİ YÜKÜ İYİ HESAPLAMALI”
Batı, özellikle uzun vadeli taksitlendirme sistemlerinde faiz yükünün dikkatle analiz edilmesi gerektiğini belirterek, mükelleflerin ödeme planlarını oluştururken toplam maliyeti göz önünde bulundurmasının önem taşıdığını söyledi.





