Balta, eseri ve içeriği hakkında şu sözleri kaydetti: "21. yüzyılda kullandığımız bilgisayar ve iletişim teknolojileri hayatımızın vazgeçilmez unsurları arasında yerini aldı. Teknoloji ile birlikte gelen yabancı sözler, bilim ve teknolojinin gerekli kıldığı, yerli dilde karşılıkları bulunmayan kavram ve terimler. Bilgisayar, iletişim, sanayi, yazılım kısaca teknolojinin her alanlarındaki kelimelerin Türkçe karşılıklarını dilimize kazandırıp kendi dil yapımızın gereği olan bir yaklaşımla bu dönüşümü sağlamalıyız.

YKS'deki 2 soru iptal mi edilecek? ÖSYM inceleme başlattı!
YKS'deki 2 soru iptal mi edilecek? ÖSYM inceleme başlattı!
İçeriği Görüntüle

Türkçenin var olma savaşı verdiği dönemlerin sadece teknolojinin geliştiği dönemlerle sınırlı olmadığı biliniyor. 13. yüzyıldan başlayarak Oğuz lehçesi temelli Anadolu Türkçesi yazı dili olma ve bir ölüm kalım savaşı verdiği dönemde Âşık Paşa Garib-nâme adlı eserinde bu durumdan şöyle yakınır: Türk diline kimsene bakmaz-idi/Türklere hergiz gönül akmaz-idi/Türk dahi bilmez-idi ol dilleri /İnce yolı ol ulu menzilleri."

Cografi Yer Mekan Isimlerinin Sosyolojik Dili Kulturel Kirimin Etkisi 903465 5

KÜLTÜREL DİLİN ÖNEMİ

Balta, eseriyle ilgili değerlendirme yaparak şu sözlere yer verdi: "Sözlüklerde normal olarak yazı veya kültür dilinin söz dağarcığına yer verilmekte. Ancak bütün dillerde olduğu gibi ortak yazı diline girmemiş birçok söz kullanılıyor. Özellikle yurdumuzda yerli ağızlarda kalmış sözler göze çarpacak kadar çoktur. Dil uzmanları bu sözleri diyalektoloji sözlüklerinde toplarlar. Bizde ilk diyalektolojik sözlük, 1932'de Anadilden Derlemeler başlığı ile yayımlandı. Daha sonra Türkiye’de Halk Ağzından Söz Derleme Dergisi başlıklı bir sözlük ile bu sözlüğün yeni verilerle geliştirilmiş 2. baskısı Türkiye'de Halk Ağzından Derleme Sözlüğü adı altında yayımlandı.

Türkçe sevgisini yer adlarımızdan öğrenebiliriz. Aydınlarımızın diline Arapçadan, Farsçadan birtakım sözler geçmiştir. Türkçe ak sözü varken beyaz kelimesini; Türkçe kara sözü dururken siyah kelimesini kullanmışlar, ancak halk, bu kelimeleri benimsememiş. Akağıl, Akbaş, Akbayır, Akbelen, Akbıyık, Akboyun, Akbulut, , Akçakoyun, Akçal, Akçam, Akçaören, Akçapınar, Akçay, Aksu, Aktaş, Akdoğan, Akhisar, Aksakal, Aktepe gibi binlerce yer adımız var. Buna karşılık yurdumuzda Beyazağıl, Beyazkoyun, Beyazkışla, Beyazalan gibi bir yer adına rastlanmaz. Çünkü Türk dilini yaşatan ve yaşatan halk, beyaz kelimesini benimsememiş; Akdeniz adı bu halkın malıdır, Beyazdeniz aydınların eseridir."

BAZI ÖNEMLİ ÖRNEKLER

Balta, örneklerle devam ederek şunları ekledi: "Çamlıbel, Çamlıca, Çamkoru vb. adlar, bir çam ormanının güzelliğini duyurmaz mı? Soğuksu, Soğukpınar veya “soğuk pınar” anlamına gelen Dumlupınar adında yazın susuzluğunu gideren bir hava yok mudur? Akçay, Aladağ, Göksu veya Karagöl adlarında büyük bir renk zenginliği gözümüzün önüne gelmiyor mu? Akçiçek, Çiçekpımar, Güllüce, Gülpınar adlarında burcu burcu yurt kokmaz mı? Ayvacık, Ayvalık, Elmalı, Bademli veya Payamlı, Erikli, Ahlatlıbel gibi adlarda toprağın verdiği yemişler dile gelmiyor mu?

Yer adlarımız özlediğimiz Türkçeyi saklıyor. Anadolu’dan birçok örnek verebiliriz: Türkçe kara sözü siyah sözüne tercih edilmiş: Karaağaç, Karaağıl, Karaayıt, Karabağ, Karabalçık, Karabalta, Karabaş, Karabayır, Karabel, Karabelen, Karabıyık, Karaboğaz, Karabük, Karacaağa, Karacakaya, Karaçam, Karaçay, Karasu, Karadağ, Karadoğan, Karagöl, Karahan, Karaman, Karain, Karakaya, Karakuyu, Karapınar, Karaorman, Karatepe gibi yer adları arasında Siyahtepe, Siyaholuk, Siyahsu diye bir tek yer adı yoktur."

DİJİTAL YANLIŞLAR

Balta, konuşmasına şöyle devam etti: "Türkçe "gök" sözü varken "mavi" kelimesini kullanmaya gerek var mıdır? Aydınlarımız mavi göz'den söz ederler, halk gök göz der, Gökbel, Gökbelen, Gökgöl, Gökkaya, Gökpınar, Gökkaya, Gökyar, Göktepe, Göksu der, ancak aydınlar Mavi Nil ve Mavi Tuna derler. Göknil ve Göktuna daha güzel, daha Türkçe değil midir?

Sözlü ve yazılı basında, günlük konuşmalarda birçok Türkçe yanlışı ile karşılaşıyoruz. Bilgisayar kullanan çocuklar, gençler, yetişkinler sözlüklere, yazım kılavuzlarına ve ansiklopedilere bakmaya üşeniyor, sözcüklerin anlamını İnternet sayfalarında arıyorlar. Yabancı kökenli sözcükleri kullanmak konusunda adeta yarış içindeler. Bilgisayar terimlerinde; off-line yerine “çevrim dışı”, multimedya yerine “çoklu ortam” sözcüklerini neden kullanılmıyor?"

BAZI DEYİM VE ALIŞKANLIKLAR

Balta, son olarak şunlarla devam etti: "Doğadan uzaklaşan çocuk ve gençlerin söz hazineleri, ailesinden, öğretmenlerinden ve yakın çevresinden öğrendikleriyle sınırlı kalıyor. Çocukluktan itibaren doğal ortamda börtü böceği görmeyen, kurbağa ile oynamayan veya yılan görmeyen çocukların “yaptığı hayır ürküttüğü kurbağaya değmez” ya da “yılanın kuyruğuna basmak, “yılanın başını küçükken ezmek” vb. deyimlerin bilmeyecektir.

Günlük konuşma dili, yazı dilinde, dil ve bilgi yanlışlarının önüne geçebilmek için, Türkçe Sözlük, Yazım Kılavuzu ve ansiklopedilerin sıklıkla kullanılması gerekiyor. Bilim insanları da dahil kimi okumuşlarımız ana dilleri Türkçeyi küçümsüyor. “Yenilik, yenilikçilik” olan inovasyon (innovation), “öz geçmiş” yerine CV, “etkileşimli” yerine interaktif , “başlangıç yerine” start demelerinin sebebi bundandır. Türkçe Sözlük ve Yazım Kılavuzu herkesin başucu kitabı olmalıdır."

Muhabir: HAZAL ERGEN