Yunanistan, 1 Ocak 2027’den itibaren 15 yaşından küçüklerin sosyal medya kullanımını yasaklayacağını açıklamıştı. Başbakan Kiryakos Miçotakis’in duyurduğu bu karar, çocukların dijital bağımlılıktan korunması amacıyla atıldı. Uzmanlar, uzun ekran sürelerinin uyku düzensizliği, stres, dikkat dağınıklığı ve sosyal beceri kaybına yol açtığını belirtiyor.
TÜRKİYE’DE DE BENZER ADIMLAR BEKLENİYOR
Türkiye’de de çocukların sosyal medya kullanımı giderek tartışma konusu oluyor. Milli Eğitim ve Sağlık Bakanlıkları ile Dijital Dönüşüm Ofisi’nin, küçük yaşta sosyal medya kullanımının olumsuz etkilerini önlemek için çalışmalar yürüttüğü biliniyor. Henüz resmi bir tarih açıklanmamış olsa da, uzmanlar ve yetkililer 2027 yılına kadar Türkiye’de de benzer bir düzenlemenin gelme ihtimaline dikkat çekiyor.
UZMANLARDAN UYARI
Dijital bağımlılık konusunda açıklamalarda bulunan psikologlar ve çocuk gelişimi uzmanları, küçük yaşta sosyal medya kullanımının hem ruh hem de beden sağlığı üzerinde ciddi etkiler bıraktığını vurguluyor. “Erken yaşta ekran bağımlılığı, ilerleyen yıllarda depresyon, yalnızlık ve sosyal iletişim güçlüğüne neden olabilir” uyarısı yapılıyor.
KAMUDA VE EĞİTİMDE GÖZLER YETKİLİLERDE
Yunanistan örneği, Türkiye’de veliler ve eğitim kurumları arasında da tartışma başlattı. Dijital güvenlik ve yaş doğrulama mekanizmalarının Türkiye’de nasıl uygulanacağı merak konusu. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Anabilim Dalı Başkanı ve Bilişim Teknolojileri Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık Türkinform’a özel yaptığı açıklamada bu sınırlamanın tek başına yeterli olmayacağını savundu.
“YAŞ SINIRI TEK BAŞINA YETMEZ”
Yaş sınırı getirilmesinin çocukları zararlı içeriklerden koruma konusunda etkili olup olmayacağına ilişkin, Kırık, “Yaş sınırı zararlı içeriklere karşı bir miktar koruma sağlayabilir ama tek başına yeterli bir çözüm değil. Günümüzde çocuklar teknolojiyi çok hızlı öğreniyor ve yasakları aşmanın yollarını bulabiliyorlar” değerlendirmesinde bulundu.
EBEVEYN DENETİMİ VURGUSU
Prof. Dr. Kırık, ebeveyn denetimine de dikkat çekerek, “Sadece sınır koymak yerine ebeveyn denetimi, içerik filtreleri ve dijital okuryazarlık gibi önlemlerle desteklenmesi gerekiyor. Ayrıca katı yasakların bazen tam tersi etki yaratıp merakı artırabileceği ve gizli kullanımı teşvik edebileceği de göz ardı edilmemeli. Daha dengeli ve bilinçlendirici bir yaklaşımın daha etkili olacağı kanaatindeyim” görüşünü paylaştı.





