Yunanistan, Birleşmiş Milletler’e ilettiği resmi mektupla Ege Denizi’ndeki karasuları ve deniz yetki alanlarına ilişkin pozisyonunu bir kez daha ortaya koydu. Atina yönetimi, Türkiye’nin 16 Şubat’ta Ege ve Doğu Akdeniz’e yönelik sunduğu koordinat ve haritalara yanıt vererek, bu iddiaların “hiçbir hukuki sonucu olmadığını” ileri sürdü.
12 MİL VURGUSU
Yunanistan, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS) kapsamında tüm adaların büyüklüğüne bakılmaksızın 12 deniz miline kadar karasuyu hakkına sahip olduğunu savundu. Mektupta, adaların anakara ile aynı şekilde Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) ve kıta sahanlığı oluşturabileceği belirtildi.
“TÜRKİYE’NİN TEZLERİ HUKUKA AYKIRI”
Atina yönetimi, Türkiye’nin “Yunan adaları 6 milin ötesinde deniz alanı oluşturamaz” yönündeki görüşünün uluslararası hukukun ihlali olduğunu öne sürdü. Yunanistan’a göre yalnızca üzerinde insan yaşamayan ya da ekonomik faaliyet bulunmayan kayalıklar deniz yetki alanı oluşturamazken, diğer tüm adalar tam hak sahibi kabul ediliyor.
ORTA HAT VE ‘HAKKANİYET’ TARTIŞMASI
Mektupta, deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasında “orta hat” ilkesinin temel alınması gerektiği vurgulandı. Atina, Türkiye’nin savunduğu “hakkaniyet” yaklaşımının güncel uluslararası yargı kararlarıyla zayıfladığını ve Ankara’nın içtihatları “seçici” yorumladığını iddia etti.
LİBYA MUTABAKATI VE KKTC ÇIKIŞI
Yunanistan ayrıca, Türkiye’nin bölgesel anlaşmalarını da hedef aldı. 2019’da imzalanan Türkiye-Libya Deniz Yetki Alanları Mutabakatı’nın Yunan adalarının haklarını yok saydığı gerekçesiyle geçersiz olduğunu savundu. Atina yönetimi, Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile yaptığı sınırlandırma anlaşmasını da “yasadışı” olarak nitelendirdi.
Ege ve Doğu Akdeniz’deki bu karşılıklı tezler, iki ülke arasındaki deniz yetki alanı geriliminin önümüzdeki süreçte de süreceğine işaret ediyor.






