Zekat, kelime anlamı olarak artma, çoğalma, arınma ve bereket manalarına gelmektedir. İslam’ın beş temel esasından biri olan bu mali ibadet, dinen zengin sayılan Müslümanların, belirli bir mal varlığının üzerinden bir yıl geçtikten sonra ihtiyaç sahiplerine vermesi gereken miktarı ifade eder. Her ne kadar zekat ibadeti yılın herhangi bir döneminde yerine getirilebilse de, yapılan ibadetlerin sevabının katbekat fazla olduğuna inanılan Ramazan ayında verilmesi daha yaygın bir gelenektir. Vatandaşlar, ellerindeki birikimin zekatını doğru hesaplamak ve doğru kişilere ulaştırmak için Diyanet kaynaklarını araştırmaktadır.

Almanya'daki doktordan sistem eleştirisi: ‘Bu Gerçekten normal mi? Sıcakla da savaşıyoruz!’
Almanya'daki doktordan sistem eleştirisi: ‘Bu Gerçekten normal mi? Sıcakla da savaşıyoruz!’
İçeriği Görüntüle

ZEKAT NASIL HESAPLANIR?

Zekat hesaplamasında temel kural, malın kırkta birini (1/40) yani yüzde 2,5'ini vermektir. Bir kimsenin zekat vermekle yükümlü olabilmesi için elindeki malın "nisap miktarına" ulaşması ve bu malın üzerinden bir kameri yıl geçmiş olması gerekir. Diyanet İşleri Başkanlığı bilgilerine göre, borçlar ve temel ihtiyaçlar düşüldükten sonra 80.18 gram altına veya bu değerde para ve ticaret malına sahip olan kişi dinen zengin sayılır. Örneğin; bir yıldır kenarda bekleyen ve nisap miktarına ulaşan parası veya altını olan bir kişinin, bu toplam tutarın kırkta birini hesaplayarak ihtiyaç sahiplerine vermesi gerekir. Gümüş, ticaret malları, hayvanlar ve toprak ürünlerinde de benzer hesaplama yöntemleri geçerlidir ancak oranlar değişkenlik gösterebilir.

ZEKAT KİMLERE VERİLİR?

Kur'an-ı Kerim'de Tevbe Suresi'nin 60. ayetinde zekatın kimlere verileceği açıkça belirtilmiştir. Bu grupler şunlardır: Fakirler, miskinler (hiçbir malı olmayanlar), zekat toplamakla görevli memurlar, müellefe-i kulûb (kalpleri İslam’a ısındırılmak istenenler), kölelikten kurtulacaklar, borçlular, Allah yolunda cihat edenler ve yolda kalmış yolcular. Dinen zengin sayılmayan, temel ihtiyaçları dışında nisap miktarı mala sahip olmayan kişilere zekat verilebilir. Ancak kişi, bakmakla yükümlü olduğu anne, baba, eş ve çocuklarına zekat veremez.

DAMAT VE GELİNE ZEKAT VERİLİR Mİ?

Zekatın hısımlara verilip verilemeyeceği konusu sıkça merak edilmektedir. Fakir olan damada ve geline zekat verilebilir. Bunun temel sebebi, zekatı veren kişi ile damat veya gelin arasında "usûl" (anne, baba, dede, nine) ve "fürû" (çocuklar, torunlar) ilişkisinin bulunmamasıdır. Ayrıca zekat veren kişi, hukuken ve dinen damadına veya gelinine bakmakla yükümlü değildir. Bu nedenle, ihtiyaç sahibi olmaları durumunda bu kişilere zekat verilmesinde bir sakınca yoktur.

SÜTANNE VE SÜTBABAYA ZEKAT VERİLİR Mİ?

Kişinin kendi anne, babası, dedesi, ninesi, çocukları ve torunlarına zekat vermesi caiz değildir. Çünkü kişi bu yakınlarına zaten bakmakla yükümlüdür ve verdiği zekat dolaylı yoldan kendisine menfaat olarak dönecektir. Ancak sütanne ve sütbaba bu kapsamın dışındadır. Sütanne ve sütbaba, kişinin bakmakla yasal olarak yükümlü olduğu kişiler sınıfına girmez. Bu sebeple, eğer sütanne ve sütbaba fakir ve ihtiyaç sahibi ise onlara zekat verilebilir.

ÜVEY ANNE, ÜVEY BABA VE ÜVEY ÇOCUKLARA ZEKAT VERİLİR Mİ?

Üvey akrabalık ilişkileri, zekatın geçerliliğini etkileyen "bakmakla yükümlülük" şartını taşımaz. Üvey anne, üvey baba ve üvey çocuklar ile zekat veren kişi arasında doğrudan bir soy bağı (usûl ve fürû ilişkisi) bulunmaz. Ayrıca normal şartlarda kişi bu yakınlarına bakmak zorunda değildir. Bu nedenle, fakir olmaları ve nisap miktarı mala sahip olmamaları şartıyla üvey anneye, üvey babaya veya üvey çocuklara zekat verilebilir.

Kaynak: HABER MERKEZİ