Türk tiyatrosunun unutulmaz isimlerinden Zihni Göktay, ardında sadece sayısız oyun ve unutulmaz karakterler değil, aynı zamanda ailesine bıraktığı anlamlı hatıraları da bıraktı. Usta sanatçının vefatının ardından kızı Zeynep Göktay Dilbaz, yıllar önce babasının kendisi için yazdığı mektubu kamuoyuyla paylaştı.
YILLAR SONRA OKUDU, GÖZYAŞLARINI TUTAMADI
Babasının, tiyatro yolculuğuna ilk adım attığı dönemde kendisine yazdığı mektubu okuyan Zeynep Göktay Dilbaz, duygu dolu anlar yaşadı. Mektubu okumadan önce babasının yaşam anlayışına dikkat çeken Dilbaz, "Bu yazıda onun yaşam felsefesini ve hayata olan tutkusunu kendi sözleriyle göreceksiniz." ifadelerini kullandı.
"YETENEK TEK BAŞINA YETMEZ"
Zihni Göktay, mektubunda kızına yalnızca oyunculuk değil, hayat dersi de verdi. Başarıya ulaşmanın yalnızca yetenekle mümkün olmadığını vurgulayan usta sanatçı; dürüstlük, ahlak, sorumluluk duygusu ve yılmadan çalışmanın gerçek başarının temel taşları olduğunu anlattı. Ayrıca tiyatro sanatına duyulması gereken saygının altını çizerek, kızına her zaman en iyisi olması için mücadele etmesini öğütledi.
"BİR GÜN BANA ZEYNEP GÖKTAY'IN BABASI DESİNLER"
Mektubun en çok konuşulan bölümlerinden biri ise Zihni Göktay'ın kızına duyduğu güveni ortaya koyan satırlar oldu. Usta sanatçı, yıllarca "Zihni Göktay'ın kızı" olarak anılan Zeynep'in, gelecekte kendi başarısıyla anılmasını istediğini belirterek, en büyük hayalinin "Bir gün bana Zeynep Göktay'ın babası desinler." sözleri olduğunu ifade etti.
SANATIN FEDAKÂRLIĞINI TEK CÜMLEDE ANLATTI
Göktay'ın mektubunda tiyatro mesleğinin zorluklarına dair verdiği mesajlar da dikkat çekti. Kızına sahne sanatlarının büyük fedakârlık gerektirdiğini anlatan usta oyuncu, tiyatrocunun hayatındaki en zor anlarda bile perde açıldığında görevini yerine getirmesi gerektiğini vurguladı. Bu satırlar, sanatçının mesleğine duyduğu büyük bağlılığı bir kez daha gözler önüne serdi.
VEFATININ ARDINDAN EN ANLAMLI VEDA
81 yaşında hayatını kaybeden Zihni Göktay'ın ardından ortaya çıkan bu mektup, sevenlerini bir kez daha duygulandırdı. Hayatı boyunca tiyatroya adanan bir ömrün izlerini taşıyan satırlar, yalnızca kızına yazılmış bir baba nasihati değil; aynı zamanda sanat, emek ve yaşam üzerine bırakılmış unutulmaz bir miras olarak hafızalara kazındı.





