Her yıl 2 Mayıs’ta kutlanan Dünya Bebekler Günü, yeni neslin sağlığı, refahı ve geleceği üzerine farkındalık oluşturmayı amaçlıyor. Ancak bu yılın en dikkat çeken başlıklarından biri, yalnızca bebeklerin sağlığı değil, dünyada ve Türkiye’de doğum oranlarının hızla düşmesi.
TÜRKİYE’DE DOĞURGANLIK ALARM VERİYOR
Türkiye’de doğurganlık hızı son yıllarda belirgin şekilde geriledi. Resmî verilere göre: 2000’li yılların başında 2,3 seviyelerinde olan toplam doğurganlık hızı, son yıllarda 1,5’in altına kadar düştü.
Söz konusu oran nüfusun kendini yenileyebilmesi için gerekli eşik olarak kabul edilen 2,1’in epey altına indi. Türkiye’nin bu seviyenin altına inmesi, uzun vadede nüfus yapısında önemli değişimlere işaret ediyor.
DOĞUM NEDEN ORANLARI DÜŞÜYOR?
Doğum oranlarındaki düşüş için kamuoyunda birçok neden konuşuluyor. Bu sebeplerin en başında ise son yıllarda vatandaşları zorlayan ekonomik sebepler gösteriliyor. İnsanların geçim kaygısı, kira, kreş masrafları, eğitim ve sağlık giderlerindeki yüksek artışlar nedeniyle çocuk yapmaktan kaçındığı belirtiliyor.
Bir diğer önemli neden olarak ise kadınların iş hayatındaki rolüne dikkat çekiliyor. Kadınların eğitim ve kariyer alanında daha aktif hale gelmesi, doğum yaşını ileri çekiyor. Evlilik yaşının yükselmesi de, doğum sayısını azaltan önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. Bunun yanında yaşam tarzı değişimi ile insanların bireysel yaşam tercihleri ve şehir hayatı, daha az çocuklu aile modelini yaygınlaştırıyor.
DÜNYA GENELİNDE DE BENZER TABLO
Japonya, Güney Kore ve birçok Avrupa ülkesinde doğum oranları tarihi düşük seviyelere gerilemiş durumda. Özellikle Güney Kore, dünyanın en düşük doğurganlık oranlarından birine sahip ülkeler arasında.
Bu durum, küresel ölçekte “yaşlanan nüfus” sorununu gündeme getiriyor.





