Dünyayı sarsan COVID-19 pandemisinin nasıl ortaya çıktığına dair tartışmalar sürerken, ABD’de yapılan yeni bir çalışma virüslerin genetik evrimini mercek altına aldı. Prestijli bilim dergisi Cell’de yayımlanan araştırmada son yıllarda yaşanan büyük salgınlar karşılaştırıldı.
YEDİ BÜYÜK SALGIN İNCELENDİ
Araştırma kapsamında Covid-19’un yanı sıra Ebola ve grip salgınları dahil olmak üzere yedi büyük virüs incelendi. Bilim insanları, bu virüslerin genetik geçmişini analiz ederek salgın öncesinde olağandışı bir genetik değişim olup olmadığını araştırdı.
Elde edilen bulgular, incelenen virüslerin çoğunda salgın başlamadan önce sıra dışı bir genetik müdahale izine rastlanmadığını ortaya koydu. Bu sonuç, virüslerin laboratuvarda üretildiği iddialarını zayıflatırken, doğal yollarla hayvanlardan insanlara geçme ihtimalini güçlendirdi.
COVİD-19’UN KAYNAĞI DOĞA OLABİLİR
Araştırmayı yürüten ekipten Joel Wertheim, Covid-19’a neden olan virüsün yarasalar arasında dolaşırken mutasyonlar kazandığını ve tesadüfi bir şekilde insanlara bulaşabilecek yeteneğe ulaştığını belirtti.
Çalışma, virüsün büyük genetik değişimleri ise insanlarda tespit edildikten sonraki ilk yıl içinde yaşadığını ortaya koydu.
TEK İSTİSNA: 1977 RUS GRİBİ
Araştırmada incelenen salgınlar arasında yalnızca 1977’de ortaya çıkan 1977 Russian flu farklı bir tablo gösterdi. Bilim insanları bu virüsün, laboratuvar ortamında üretilen virüslerle benzer mutasyon kalıpları taşıdığını tespit etti.
UZMANLARDAN YENİ PANDEMİ UYARISI
Araştırmacılar, doğada insanlara bulaşma potansiyeli taşıyan çok sayıda virüs bulunduğuna dikkat çekerek yeni salgınlara karşı hazırlıklı olunması gerektiğini vurguladı. Uzmanlara göre gelecekteki pandemiler hâlâ doğada varlığını sürdüren virüslerden kaynaklanabilir.




