Kilo vermekte zorlanmanın ya da sık sık açlık hissi yaşamanın nedeni yalnızca yanlış beslenme olmayabilir. Uzmanlara göre; beyin, bağırsaklar ve yağ dokusu arasında çalışan hormonlar, iştahı ve yağ depolama mekanizmasını doğrudan etkiliyor. Özellikle stres, uykusuzluk ve düzensiz yaşam alışkanlıklarının hormonal dengeyi bozarak kilo kontrolünü güçleştirdiği belirtiliyor.
Kilo kontrolünde yalnızca tüketilen kalori değil, vücudun hormonal dengesi de belirleyici rol oynuyor. Uzmanların TÜRKİNFORM’a yaptığı değerlendirmelere göre; açlık hissi, tokluk süresi, tatlı isteği ve yağ depolama eğilimi beyin, bağırsak, pankreas ve yağ dokusu arasında çalışan hormonlar tarafından yönetiliyor. Özellikle stres, uykusuzluk ve yanlış beslenme alışkanlıklarının bu sistemi bozarak kilo vermeyi zorlaştırdığı ifade ediliyor.
YAĞ DOKUSU SADECE DEPOLAMA ALANI DEĞİL
Uzmanlar, uzun yıllar yalnızca enerji deposu olarak görülen yağ dokusunun aslında aktif bir hormon sistemi gibi çalıştığını belirtiyor. Bu sistemin en önemli hormonlarından biri olan leptin, yağ hücrelerinden salgılanarak beyne “tokluk” sinyali gönderiyor.
Ancak obezite durumunda leptin seviyeleri yüksek olsa bile vücudun bu hormona karşı direnç geliştirebildiği vurgulanıyor. Bu durumda beyin, yeterli enerji olmasına rağmen açlık sinyali almaya devam ediyor. Kalori kısıtlamasıyla birlikte leptin seviyesinin düşmesi ise iştahın artmasına neden olabiliyor.
“AÇLIK HORMONU” DİYETİ ZORLAŞTIRABİLİYOR
Mide tarafından salgılanan ghrelin hormonunun açlık hissini artırdığına dikkat çeken uzmanlar, uzun süre düşük kalorili beslenmenin bu hormonu yükseltebildiğini ifade ediyor.
Özellikle ghrelin seviyesinin artmasının yağlı ve şekerli yiyeceklere yönelimi artırabileceği belirtilirken, bu durumun diyet sürecini zorlaştırdığı kaydediliyor.
TOKLUK HİSSİNDE BAĞIRSAK HORMONLARI ETKİLİ
Uzmanlara göre yemek sonrası salgılanan CCK hormonu sindirimi yavaşlatarak midenin daha uzun süre dolu kalmasını sağlıyor. Böylece açlık hissi daha geç ortaya çıkıyor.
Son dönemde sıkça gündeme gelen GLP-1 hormonunun da kilo yönetiminde önemli rol oynadığı belirtiliyor. Bu hormonun mide boşalmasını yavaşlattığı ve beyindeki iştah merkezlerini etkileyerek daha uzun süre tokluk hissi sağladığı ifade ediliyor.
KİLO VERME İLAÇLARI NEDEN GÜNDEMDE?
Uzmanlar, son yıllarda gündemde olan Wegovy ve Ozempic gibi ilaçların GLP-1 hormonunun etkisini taklit ederek çalıştığını belirtiyor. İlk olarak diyabet tedavisi için geliştirilen bu ilaçların iştahı azaltması nedeniyle kilo kontrolünde de kullanıldığı ifade ediliyor.
Yeni nesil bazı tedavilerin ise yalnızca GLP-1’i değil, yağ metabolizması ve insülin üzerinde etkili olan GIP hormonunu da hedef aldığı aktarılıyor. Ancak uzmanlar, ilaçların tek başına çözüm olmadığını; sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, kaliteli uyku ve stres yönetiminin halen temel unsur olduğunu vurguluyor.
STRES VE UYKUSUZLUK İŞTAHI ARTIRIYOR
Uzmanların değerlendirmelerine göre kronik stres sırasında yükselen kortizol hormonu, özellikle yüksek kalorili yiyeceklere yönelimi artırabiliyor.
Benzer şekilde yetersiz uyku da hormon dengesini bozuyor. Araştırmaların, uykusuz kalan kişilerde açlık hormonu ghrelinin yükseldiğini, tokluk hormonu leptinin ise düştüğünü gösterdiği belirtiliyor.
EGZERSİZ SADECE KALORİ YAKTIRMIYOR
Düzenli fiziksel aktivitenin hormon sistemi üzerinde de etkili olduğuna dikkat çeken uzmanlar, özellikle aerobik egzersizlerin ghrelin seviyesini geçici olarak düşürüp GLP-1 seviyesini artırabildiğini ifade ediyor.
Uzmanlara göre sürdürülebilir kilo kontrolü için yalnızca tek bir hormona odaklanmak yerine, iştah ve metabolizmayı yöneten tüm sistemi birlikte değerlendirmek gerekiyor.










