
Soruşturma kapsamında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçlamaları yöneltilen şüpheliler, mahkemede yaptıkları savunmalarda kendilerinin herhangi bir menfaat elde etmediğini, dernek faaliyetleri kapsamında hareket ettiklerini veya Haluk Levent’in yönlendirmeleri doğrultusunda işlem yaptıklarını iddia etti.

Hakimlik, bazı şüpheliler hakkında tutuklama talebini reddederek adli kontrol uygulanmasına karar verirken, bazı şüphelilerin ise tutuklanmasına karar verildi.
GONCA AKPINAR: “HALUK LEVENT’E İNANDIĞIM İÇİN KENDİMİ SAF HİSSEDİYORUM”
Şüpheli Gonca Akpınar, savunmasında Haluk Levent’e güvendiğini belirterek, “Haluk beye inandığım için kendimi saf hissediyorum” ifadelerini kullandı. Akpınar, Ahbap Derneği’nde genel başkan yardımcısı olarak görev aldığını ancak karar mekanizmasında olmadığını savundu.
“Ben sadece imza atıyordum, sahada görev alıyordum. Deprem bölgesinde çok emek verdim. İnsanlara yardım etmek için çok uğraştım” diyen Akpınar, maaşı dışında herhangi bir gelir elde etmediğini öne sürdü.
Telefon şifrelerini ve pin kodlarını kendisinin verdiğini belirten Akpınar, hesap hareketlerinin tamamını açıklayabileceğini söyledi. Akpınar’ın avukatı ise müvekkilinin herhangi bir para transferinden kişisel menfaat sağlamadığını, hesabına giren paraların yaklaşık 1 milyon lira civarında olduğunu ve bunların açıklanabilir işlemler olduğunu savundu.

İLKER ÇETİN: “TÜRKİYE’NİN EN GÜVENİLİR ADAMINA GÜVENDİĞİM İÇİN BURADAYIM”
Şüpheli İlker Çetin, Ahbap sürecinde yalnızca çalışan olarak görev yaptığını belirterek suçlamaları reddetti. Çetin, “Türkiye’nin en güvenilir adamına güvendiğim için buraya geldim” diyerek, Haluk Levent ile çalıştığı dönemde herhangi bir kötü niyetinin olmadığını söyledi.
Yaklaşık bir yıl önce Haluk Levent ile çalışmayı bıraktığını anlatan Çetin, IBAN bilgilerinin kullanıldığını ancak kendisinin herhangi bir menfaat sağlamadığını iddia etti. Avukatı ise müvekkilinin banka hareketlerinin incelenmesi halinde herhangi bir çıkar elde etmediğinin görüleceğini, WhatsApp yazışmalarının da bunu doğrulayacağını savundu.

MÜGE SÖZEN KÜÇÜK: “AHBAP İLE BAĞIM YOK, PARA ALIŞVERİŞLERİNİ AÇIKLADIM”
Şüpheli Müge Sözen Küçük, Haluk Levent ile yıllardır profesyonel menajerlik ilişkisi bulunduğunu belirtti. Küçük, aralarındaki para alışverişleriyle ilgili tüm bilgileri verdiğini ve bu nedenle mağduriyet yaşadığını söyledi. Avukatı ise müvekkilinin savunma sanayi şirketi sahibi olduğunu, yüksek miktardaki para transferlerinin ticari ilişkiler kapsamında gerçekleştiğini ve Ahbap Derneği ile doğrudan bir bağlantısının olmadığını savundu.

ALİ BARIŞ KAYA: “AHBAP ÜYESİ DEĞİLİM, SADECE ÇALIŞTIM”
Şüpheli Ali Barış Kaya, Ahbap Derneği’ne üye olmadığını, yalnızca yaklaşık 13-14 ay Haluk Levent’in yanında çalıştığını söyledi. Kaya, “Bir suç işlediğimi düşünmüyorum. Bana sorulan bütün soruları cevapladım” dedi. 8 yaşında bir çocuğu olduğunu ve ailesinin zor durumda kaldığını belirten Kaya, serbest bırakılmasını talep etti.
Avukatı ise Kaya’nın eşinin de Haluk Levent’in kişisel asistanı olduğunu, ancak müvekkilinin dernekle resmi bir bağının bulunmadığını savundu.

NURDAN ERİŞ: “BENİ KULLANDI, İNANMAK İSTEDİM ÇÜNKÜ HERKES GÜVENİYORDU”
Dosyadaki en dikkat çeken ifadelerden biri Nurdan Eriş’in savunması oldu. Eriş, Haluk Levent ile 2016 yılında İsviçre’de tanıştığını ve aralarında evlilik ilişkisi bulunduğunu iddia etti.
“Çocuklarım babasız büyüdüğü için ona bağlandılar” diyen Eriş, Haluk Levent’in kendisine duygusal olarak yaklaştığını ve ekonomik durumunu öğrendikten sonra para talebinde bulunduğunu öne sürdü.
Eriş, Amerika’daki şirketinden ve kendi kaynaklarından para gönderdiğini belirterek, “Beni kullandı, kendimi saf hissediyorum. İnanmak istedim çünkü tüm Türkiye güveniyordu, mağdur kızları kurtarıyordu” ifadelerini kullandı. Eriş’in avukatı ise taraflar arasında borç ilişkisi bulunduğunu, buna ilişkin belgelerin dosyaya sunulduğunu belirtti.

RECEP SANCAK: “HALUK LEVENT BORÇ İSTEDİ, BEN YARDIM ETMEK İÇİN VERDİM”
Şüpheli Recep Sancak, Haluk Levent ile bir yardım çalışması aracılığıyla tanıştığını söyledi. Sancak, Levent’in kendisinden borç istediğini ve bu paraları doğrudan kendi hesabına değil, yanında çalışan kişilerin hesaplarına göndermesini istediğini öne sürdü. Sancak, zaman içerisinde borç miktarının 1 milyon doları aştığını belirterek, bazı taşınmazların kendisine devredildiğini söyledi.
“Benim Ahbap ile herhangi bir ilişkim olmadı” diyen Sancak, yaşananların borç ilişkisi olduğunu savundu.

SEVDA KURT: “EVLENECEĞİZ DEDİ, AMERİKA’DAKİ PARAMI TÜRKİYE’YE GETİRDİM”
Şüpheli Sevda Kurt’un ifadesi de dosyada dikkat çeken bölümler arasında yer aldı. Kurt, Haluk Levent ile Ahbap’ın sosyal medya paylaşımı üzerinden tanıştığını, yardım amacıyla iletişim kurduğunu söyledi. Kurt, Levent’in ekonomik durumunu öğrendikten sonra kendisiyle daha sık iletişim kurmaya başladığını iddia etti.
“Bana evleneceğiz, çocuk yapacağız dedi. Evli olduğunu bilmiyordum” diyen Kurt, borçların ödenmesi halinde evlilik sözü verildiğini ve bu nedenle Amerika’daki parasını Türkiye’ye getirdiğini öne sürdü. Paraları Haluk Levent’in yönlendirdiği kişilere gönderdiğini belirten Kurt, kendisinin Ahbap ile herhangi bir görev veya bağlantısının olmadığını söyledi.

YUSUF CAN ERTİT: “SAYMANLIĞIN NE OLDUĞUNU 14 AY SONRA ÖĞRENDİM”
Ahbap Derneği yönetiminde görev alan Yusuf Can Ertit, savunmasında suçlamaları kabul etmedi. Ertit, Ahbap’a 23 yaşında katıldığını ve buranın ilk iş yeri olduğunu söyledi.
Saymanlık görevinin kendisine verildiğini ancak bu görevin kapsamını zaman içerisinde öğrendiğini belirten Ertit, “Yönetim kurulu üyeleri arasında en küçük bendim, işler bana kaldı” dedi. Ertit, para transferlerinin Haluk Levent ve muhasebe talimatları doğrultusunda yapıldığını, kendisinin herhangi bir menfaat sağlamadığını savundu.

ECE GÜNER: “BEN DE MAĞDURUM, BORÇ VERDİM”
Şüpheli Ece Güner, Haluk Levent’in Türkiye’de güvenilen bir isim olması nedeniyle kendisine inandığını söyledi. Güner, yaptığı para transferlerinin borç ilişkisi kapsamında olduğunu belirterek, kendisinin de mağdur edildiğini iddia etti. Avukatı ise müvekkilinin Ahbap ile herhangi bir bağının olmadığını, yapılan para hareketlerinin açıklanabilir borç ilişkileri olduğunu savundu.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, aralarında Haluk Levent, Yeliz Kaya, Zafer Yay, Emrah Gödeliner, Erhan Dökmeci, Halil Bostancı, Mehmet Ulu, Abdülcevat Özkan ve Kemal Ötünç’ün de bulunduğu şüpheliler hakim karşısına çıktı.
Şüpheliler, İstanbul’daki Sulh Ceza Hakimliklerinde yapılan sorgularında üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmedi.

“HALUK LEVENT TEYZEMİN OĞLUDUR, 25 YILDIR ALACAK VERECEK İLİŞKİMİZ VAR”
Şüphelilerden birinin hakimlik ifadesinde, daha önce emniyet ve savcılıkta verdiği ifadeyi tekrar ettiği belirtilerek şu ifadeler yer aldı:
“Bu hususta emniyette ve savcılıkta ifade vermiştim. O ifadem doğrudur, aynen tekrar ederim. Eklemek istediğim herhangi bir husus yoktur. Kesinlikle suç işlemedim. Tüm bildiklerimi anlattım.” Şüpheli, Haluk Levent ile akrabalık ilişkisi bulunduğunu belirterek:
“Haluk bey teyzemin oğludur. Yaklaşık 25 yıldır aramızda alacak verecek ilişkisi olmuştur. Hatırladığım kadarıyla Zafer Yay ve Emrah Gödeliner isimli şahıslara da Haluk Levent için borç verdiğimi hatırlıyorum. Bunun dışında eklemek istediğim herhangi bir husus yoktur. Atılı suçlamayı kabul etmiyorum, serbest bırakılmayı talep ederim.” dedi.

“ASIL MAĞDUR BENİM, HALUK LEVENT’TEN YAKLAŞIK 15 MİLYON TL ALACAĞIM VAR”
Şüpheli müdafileri ise müvekkillerinin suç kastıyla hareket etmediğini savundu. Savunmalarda, bazı para transferlerinin borç ilişkisi kapsamında gerçekleştiği öne sürülerek şu ifadeler kullanıldı:
“Müvekkil Haluk Levent’ten yaklaşık 15 milyon TL alacaklıdır. Asıl olayda mağdur olan müvekkildir. Tamamen bu şahsa güvenmesi nedeniyle olay bu noktaya gelmiştir.”
Savunmada ayrıca müvekkilin Haluk Levent’e kredi kartı bilgilerini dahi verdiği iddia edilerek, “Kendisine sorulduğunda müvekkile borçlu olduğunu söyleyecektir” ifadeleri kullanıldı.

ABDÜLCEVAT ÖZKAN’IN SAVUNMASI: “HALUK LEVENT’E GÜVEN DUYGUSU İLE HAREKET ETTİ”
Şüpheli Abdülcevat Özkan da hakimlikte yaptığı savunmada suçlamaları reddetti. Özkan’ın ifadesinde:
“Emniyette ve savcılıkta verdiğim ifade doğrudur, aynen tekrar ederim. Kesinlikle suç işlemedim. Tüm bildiklerimi anlattım. Atılı suçlamayı kabul etmiyorum.” dediği aktarıldı. Özkan’ın avukatı ise müvekkilinin AHBAP Derneği ile herhangi bir bağlantısının olmadığını savundu. Savunmada şu ifadeler yer aldı:
“Müvekkilin bahsi geçen dernekle, yöneticileriyle, üyeleriyle ve çalışanlarıyla Alper Çelik haricinde hiçbir bağlantısı yoktur. HTS kayıtları ve baz istasyonu kayıtları incelendiğinde bu durum ortaya çıkacaktır.”
Avukat, para transferlerine ilişkin incelemelerde müvekkilin borç ilişkisi kapsamında hareket ettiğini belirterek:
“Dosyada 65 milyon lira çıkmış, 35 milyon lira girmiş gibi rakamlar ifade ediliyor. Ancak bunlar çok sayıda işlemden oluşuyor. Tek tek değerlendirildiğinde rakamların farklı olduğu görülecektir.” ifadelerini kullandı.

EMRAH GÖDELİNER: “SUÇ İŞLEMEDİM, TÜM BİLDİKLERİMİ ANLATTIM”
Şüpheli Emrah Gödeliner de hakimlikte verdiği ifadede suçlamaları kabul etmedi. Gödeliner:
“Bu hususta emniyette ve savcılıkta ifade verdim. O ifadem doğrudur. Kesinlikle suç işlemedim. Tüm bildiklerimi anlattım. Atılı suçlamayı kabul etmiyorum, serbest bırakılmayı talep ederim.” dedi. Gödeliner’in müdafii ise soruşturma kapsamında somut bir delil bulunmadığını savundu. Savunmada:
“Ev araması, tape kayıtları ve sorulan sorular incelendiğinde müvekkil aleyhine değil lehine hususlar bulunmaktadır. Müvekkilim Haluk Levent’i AHBAP’tan önce de tanımaktadır. Güvene dayalı bir ilişki söz konusudur.” ifadeleri kullanıldı.

HAKİMLİKTEN BAZI ŞÜPHELİLERE ADLİ KONTROL KARARI
İstanbul 6. Sulh Ceza Hakimliği, bazı şüpheliler yönünden tutuklama talebini reddetti.
Recep Sancak, Ali Barış Kaya, Gonca Akpınar, Müge Sözen Küçük ve Sevda Kurt hakkında, suçların niteliği ve mevcut delil durumu dikkate alınarak tutuklama yerine adli kontrol uygulanmasına karar verildi.
Bu kapsamda şüphelilere yurt dışına çıkış yasağı ve konutu terk etmeme şeklinde adli kontrol tedbirleri uygulandı.
Hakimlik kararında, deprem sonrası Ahbap Derneği’ne yapılan yardımların yüksek miktarlara ulaştığı, fonların yönetimi ve harcamalarına ilişkin soruşturma kapsamında incelenen MASAK raporları ile çeşitli delillerin bulunduğu belirtildi.
Soruşturmanın devam ettiği öğrenildi.









