Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Cihannüma Derneği tarafından Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Külliyesi Prof. Dr. Cevdet Erdöl Konferans Salonu'nda düzenlenen Aile ve Sağlık Çalıştayı kapanış etkinliğine katıldı. Bakan Göktaş, programda bağımlılıktan demografik dönüşüme kadar çeşitli başlıkların ele alındığını belirterek çalıştay kapsamındaki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
"15 YAŞ ALTINDAKİ ÇOCUKLARA YÖNELİK SOSYAL MEDYA DÜZENLEMESİNİN TEMEL ÇERÇEVESİNİ OLUŞTURDUK"
Göktaş, çalıştaydaki konuşmasında 15 yaş altı çocuklara yönelik sosyal medya düzenlemesi ve dijital içeriklerin etkilerine ilişkin şu ifadeleri kullandı:
"Ülkemize özgü bir model geliştirmek amacıyla yürüttüğümüz çalışmalar sonucunda, 15 yaş altındaki çocuklara yönelik sosyal medya düzenlemesinin temel çerçevesini oluşturduk. 2 hafta önce komisyondan geçti ve şu anda TBMM Genel Kurulunda bu düzenlemeye dair görüşmeler başladı. Bu yeni düzenlemeyle sosyal ağ sağlayıcılara ve oyun platformlarına çocukların korunmasını esas alan önemli yükümlülükler getiriyoruz. Özellikle oyun derecelendirilmesine yönelik bazı içeriklerin hassas olduğunu biliyoruz. Oyun derecelendirilmesi 18 yaş artı olarak otomatik olarak sayılacak bu yasal düzenlememizle beraber. Diğer yandan sosyal medya düzenlememiz, 15 yaş altı çocukları ilgilendiren ve aslında sadece Avustralya değil Fransa, İtalya, İspanya, artık Danimarka, İngiltere, ABD, çok fazla bazı ülkede de tartışılan bir konu oldu. Biz de ülkemizde benzer bir konunun tartışıldığını ve benzer konulardan çocuklarımızı korumak adına özellikle bu adımı attık. 18 ay boyunca çok yoğun bir çalışma gerçekleştirdik. Uzmanları dinledik, akademisyenlerimizi dinledik, çocukları dinledik, anneleri, babaları dinledik. Onları bu sürecin bir parçası haline getirdik."
"Bugün, çocuklarımız ve gençlerimiz, çok erken yaşlardan itibaren yoğun ve kontrolsüz bir dijital içerik akışına maruz kalmaktadır. İhmal, istismar, aile içi çatışma, okuldan uzaklaşma, zararlı çevre etkisi ve madde riski bu süreçleri adım adım derinleştirebiliyor. Tüm bu meseleler, çocuğun sağlıklı gelişimi, aile bağlarının korunması ve toplumun geleceği bakımından çok dikkatli ele alınması gereken bir alandır. Bu farklı başlıkların her biri, bize aynı gerçeği hatırlatıyor. Aile ne kadar desteklenirse, toplum da o kadar sağlam kalır."
DEMOGRAFİK DÖNÜŞÜM VE AİLE YAPISI DEĞERLENDİRİLDİ
Sağlıklı ailenin toplumu koruyan en güçlü zemin olduğunu belirten Göktaş, yaşlı nüfus, engelli bakımı ve bağımlılık süreçlerine dair şu açıklamayı yaptı:
"Bir ülkede aile yapısı sağlam olduğunda, çocuk daha güvende olur. Gençler, karşılaştığı riskler karşısında daha dirençli hale gelir. Yaşlı ve engelli birey hayata daha güçlü bağlanır. Bu nedenle sağlıklı aile, güçlü toplum yapısının ana şartlarından biridir."
"Günümüzde ise aileyi etkileyen dinamikler, tek tip değildir. Yaşlı nüfusun artışı ve demografik dönüşüm, ailelerin bakım, dayanışma ve birlikte yaşama kapasitesini yeniden şekillendiriyor. Bu tablo bize açıkça şunu gösteriyor. Yaşlı bireylerin hayat kalitesini koruyan, kuşaklar arası bağı güçlendiren ve aileyi destekleyen politikalar artık bir tercih değil, bir zorunluluktur. Bunun yanında, engelli bir evlada sahip olmak, bir aile için sadece bir sorumluluk değil, aynı zamanda büyük bir adanmışlıktır."
"Ve biz biliyoruz ki, asıl güç, sabırla büyüyen sevgide, asıl direnç, hayata birlikte tutunma iradesindedir. Bu anlamda evde bakım hizmetlerinden sosyal destek modellerine kadar sunulan her katkı, sadece engelli bireyi değil, ailenin bütününü güçlendirmek demektir. Kimi aile, bağımlılığın yıprattığı bir süreci büyük bir gayretle onarmaya gayret eder. Çünkü bağımlılık, bireyi etkileyen bir sorun olmanın ötesinde, ailedeki güven ortamını, ev içi huzuru ve birlikte yaşama düzenini sarsan bir süreçtir. Ancak doğru destek mekanizmaları devreye girdiğinde, aile bu süreci yüklenen bir yapı olmaktan çıkar."
"Erken farkındalık, etkili danışmanlık ve tedavi sonrası sosyal uyum desteği, bu sürecin vazgeçilmez unsurlarıdır. Suça sürüklenmiş çocukların aileleri ise çok katmanlı ve derin bir kırılganlık alanında mücadele vermektedir."
"SOSYAL RİSK HARİTALARI İLE AİLELERİ YAKINDAN TAKİP EDİYORUZ"
Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Eylem Planı kapsamında yürütülen çalışmalara değinen Göktaş, kurumsal yapının güçlendirildiğini aktardı:
"2024-2028 dönemini kapsayan ve aileyi odağına alması bağlamında bir ilk olan eylem planımızla kurumsal yapımızı daha da güçlendirdik. Sosyal Risk Haritaları ile ilçe, mahalle ve hatta hane ölçeğinde aileleri yakından takip ediyoruz. Sosyal risk haritalarını, koruyucu ve önleyici hizmetlerimizi güçlendiren önemli bir araç olarak görüyoruz."
"Böylece, Çocuklar Güvende sistemi üzerinden riskleri yerinde tespit ediyor, gerekli tedbirleri gecikmeden devreye alıyoruz. Bunun yanı sıra çocuklarımıza ve gençlerimize daha güvenli bir dijital ortam sunmak amacıyla sosyal medya düzenlemesini önemli bir adım olarak görüyoruz."
NÜFUS YAPISINI GÜÇLENDİRME PROJELERİ HAYATA GEÇİRİLİYOR
Göktaş, 2025 Aile Yılı ve 2026-2035 dönemini kapsayan Aile ve Nüfus 10 Yılı hedeflerini şu sözlerle anlattı:
"Sayın Cumhurbaşkanımızın takdirleriyle ilan ettiğimiz 2025 Aile Yılı'nda, aileyi ve nüfus yapısını güçlendirmeyi, toplumu kapsayan ortak bir hedef haline getirdik. Kamu kurumları, STK'ler, üniversiteler, iş dünyası ve yerel yönetimler 'Aile Yılı'na özgü çalışmalar yürüttüler. Finansal destekler, eğitim programları, kültürel faaliyetler, dijital dönüşüm projeleri gibi pek çok alanda aileyi güçlendiren projeleri hayata geçirdik."
"Bu yüzden 2026-2035 dönemini kapsayan 'Aile ve Nüfus 10 Yılı'nda da tüm bu çalışmalarımızı aynı kararlılıkla sürdüreceğiz."
Etkinlikte ayrıca Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemalettin Aydın ve Cihannüma Derneği Başkanı Selim Cerrah da birer konuşma gerçekleştirdi.




