Türkiye’nin görsel hafızasına damga vuran usta fotoğrafçı Ali Öz’ü sanatseverlerle buluşacak. 4 Mayıs akşamı Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde açılacak “Fotoğrafın Dansı Dansın Fotoğrafı” sergisi, yalnızca bir sanat etkinliği değil; aynı zamanda yıllara yayılan bir tanıklığın, emeğin ve estetik arayışın güçlü bir yansıması niteliğinde. Yaklaşık 30 yıllık meslek hayatında deklanşörünü çoğu zaman toplumsal adaletsizliklere çeviren Öz, bu kez izleyiciyi bambaşka bir dünyaya davet ediyor. Ancak onun kadrajında değişmeyen tek şey var: insan. Bu sergide de balerinlerin zarif hareketleri, yalnızca estetik bir unsur olarak değil; insan bedeninin, emeğinin ve duygularının en saf hali olarak karşımıza çıkıyor.

POLİTİK BELGESELDEN ZARAFETİN İZİNE

Türkinform’dan Beyza Coşkun’a özel açıklamalarda bulunan Öz, kendini “politik belgeselci” olarak tanımlıyor. Ali Öz, yıllarca Tarlabaşı’ndan maden ocaklarına, sokak eylemlerinden uluslararası coğrafyalara kadar geniş bir alanda insan hikâyelerini belgeledi. Onun fotoğrafları yalnızca bir anı dondurmaz; aynı zamanda bir dönemin tanıklığını, bir toplumun vicdanını da kayıt altına alır. İşte bu güçlü arka plan, “Fotoğrafın Dansı” sergisine de derinlik katıyor. Çünkü Öz, sahne üzerindeki kusursuz estetiği yakalarken bile o estetiğin ardındaki emeği, acıyı ve disiplini görünür kılmayı başarıyor. Estetik ile trajediyi aynı karede buluşturan sanatçı, izleyiciye yalnızca güzel olanı değil, gerçeği de gösteriyor.

LGBT temalı kruvaziyerin Kuşadası seferi iptal!
LGBT temalı kruvaziyerin Kuşadası seferi iptal!
İçeriği Görüntüle

Ali Öz (1)

30 YILLIK BİR TUTKUNUN HİKÂYESİ

Serginin en dikkat çekici yönlerinden biri, yaklaşık 30 yıllık bir birikimin ürünü olması. Ali Öz, yoğun haber temposunun arasında bulduğu her fırsatta bale ve dans gösterilerine giderek fotoğraf çekti. Onun için dans, yalnızca bir sanat dalı değil; aynı zamanda ruhunu arındırdığı, kendini yeniden kurduğu bir alan oldu. Analog dönemin zorlu teknik koşullarında, düşük ışıkta ve hareketli sahnelerde çekim yapmanın güçlüklerini aşarak oluşturduğu bu arşiv, bugün izleyiciyle buluşuyor. Her karede hem teknik ustalık hem de sanatsal sezgi hissediliyor. Çünkü dansı fotoğraflamak, yalnızca bir anı yakalamak değil; o anın ruhunu da sabitlemek anlamına geliyor.

“FOTOĞRAF EN YAKIN İLETİŞİM ARACIM”

Ali Öz’ün hikâyesi, yalnızca bir sanatçının kariyer yolculuğu değil; aynı zamanda bir adanmışlık öyküsü. 1979 yılında, kısıtlı imkânlarla edindiği bir fotoğraf makinesiyle başladığı bu yolculuk, onu Türkiye’nin en önemli foto muhabirlerinden biri haline getirdi. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksek Okulu mezunu olan Öz, yıllar boyunca Nokta, Milliyet, Cumhuriyet, Aktüel, NTV Mag ve BirGün gibi önemli yayın organlarında çalıştı. Ancak onu farklı kılan, olayların merkezinde olma cesaretiydi. En iyi kareyi yakalamak için kimi zaman bir duvarın tepesine çıktı, kimi zaman kalabalıkların ortasında risk aldı. Fotoğrafı bir ifade biçimi olarak gören Öz, “İnsan açlığa katlanabiliyor ama sevgisizliğe, tutkusuzluğa ve amaçsızlığa katlanamıyor. Benim de en dolaysız sesleniş aracım fotoğraf oldu” açıklamasında bulundu.

DÜNYAYI DOLAŞAN BİR TANIKLIK

Ali Öz’ün objektifi yalnızca Türkiye ile sınırlı kalmadı. Asya’dan Afrika’ya, Avrupa’dan Amerika’ya uzanan geniş bir coğrafyada “çalışan insan, üreten insan, çaresiz insan” temalarını fotoğrafladı. Onun karelerinde sınırlar ortadan kalkar; geriye yalnızca insan kalır. Yurt içinde ve dışında sayısız sergi açan sanatçı, özellikle “Tarlabaşı Ayıp Şehir” ve politik belgesel projeleriyle büyük yankı uyandırdı. 50’den fazla şehirde sergilenen çalışmaları, hem sanat çevrelerinde hem de toplum nezdinde güçlü bir etki yarattı.

SANAT, BELLEK VE DAYANIŞMA

“Fotoğrafın Dansı, Dansın Fotoğrafı” sergisi, yalnızca estetik bir deneyim sunmakla kalmıyor; aynı zamanda toplumsal belleğe de katkı sağlıyor. Salt araştırma bünyesinde yer alan arşiviyle “hafızasızlaştırmaya” karşı duran Ali Öz, bu sergide de izleyiciyi hatırlamaya ve hissetmeye davet ediyor. Eren Eyüboğlu Sergi Salonu’nda 30 Mayıs’a kadar açık olacak sergi, sanatı halkla buluşturma vizyonunun da güçlü bir örneği. Kentin kültürel yaşamına değer katan bu etkinlik, sanatın birleştirici gücünü bir kez daha gözler önüne seriyor.

Ali Öz (2)

DANSIN DİLİ, FOTOĞRAFIN TANIKLIĞI

İnsanlık tarihinin en eski ifade biçimlerinden biri olan dans, bu sergide fotoğrafla yeniden anlam kazanıyor. Bedenin dili, ritmin ve duygunun birleşimiyle sahnede hayat bulurken; Ali Öz’ün kadrajında kalıcı bir iz bırakıyor. “Fotoğrafın Dansı Dansın Fotoğrafı” yalnızca bir sergi değil; iki sanat dalının iç içe geçtiği, zamanın durduğu ve insanın kendine yeniden baktığı bir deneyim sunuyor.

Muhabir: BEYZA COŞKUN