Konuyu Türkinform’a değerlendiren uzmanlara göre, orta sınıfın çekirdeğini oluşturan mühendis, öğretmen ve doktor gibi profesyoneller, artık kendilerini "prekarya" (güvencesiz işçi sınıfı) kategorisinde hissediyor.
Uzmanlara göre, eskiden iyi bir eğitim ve yabancı dil bilmenin, ev ve araba sahibi olmanın garantisiyken, 2026’da bu kazanımlar, sadece barınma ve gıda gibi temel ihtiyaçları karşılamaya yetiyor.
"Yukarı doğru mobilite"nin durduğunu belirten sosyologlar, alt sınıftan bir gencin eğitimle sınıf atlama ihtimalinin, son 20 yılın en düşük seviyesine gerilediğini vurguluyor.
MAKAS ÇOK AÇILDI
Ekonomistler, Türkiye ekonomisinin 2026’da "K-Şekilli" bir rota izlediğine dikkat çekerken, bu modelde, en üstteki yüzde 5-10’luk kesimin servetini katladığını, geri kalan geniş kitlelerin ise gelirlerinin enflasyon karşısında eridiğini savunuyor.
Orta sınıfı tanımlayan "yılda bir kez tatil", "dışarıda yemek" veya "kültürel etkinlik" gibi aktivitelerin artık lüks tüketim sınıfına girdiğini ifade eden uzmanlar, İstanbul ve Ankara gibi metropollerde kira/gelir oranının yüzde 60’ları aşmasının, orta sınıfın birikim yapma yeteneğini tamamen yok ettiği görüşünde birleşiyor.
SOSYAL MEDYA PAYLAŞIMLARI TETİKLİYOR
Sosyal medya analistleri, yüzde 77’lik bu oranın dijital dünyadaki yansımasını "gelecek kaygısı patlaması" olarak tanımlıyor. Sosyal medyadaki ultra lüks yaşam paylaşımları, yoksullaşan orta kesimde "göreli yoksunluk" hissini tetiklerken, bu durumun toplumsal kutuplaşmayı ekonomik bir zeminden kimliksel bir öfkeye dönüştürdüğü belirtiliyor.
Orta sınıf ailelerin çocuklarının geleceği Türkiye yerine, yurt dışında aramasını ise raporun “en acı verici” yanlarından biri olarak değerlendiren uzmanlar, Türkiye’nin sadece parasını değil, entelektüel sermayesini de kaybettiğini vurguluyor.
Ekonomi uzmanları bu durumu şöyle değerlendiriyor:
"Orta sınıfın yok olması, bir toplumun denge mekanizmasının kaybolmasıdır. Orta sınıfın olmadığı yerde, radikal siyasi söylemler güç kazanır ve toplumsal uzlaşı zayıflar. 2026 verileri, Türkiye’nin acilen 'yeni bir bölüşüm şokuna' ve vergi adaletine ihtiyaç duyduğunu gösteriyor."




