İçişleri Bakanlığından hemen hemen her gün telefonlara SMS geliyor. “Telefonda kendisini polis, askeri savcı olarak tanıtıp, ‘Adınız FETÖ/PDY, PKK vb terör örgütü soruşturmasına karıştı’ diyerek para ve altın isteyenlere inanmayın.” Peki gelen bu SMS’leri ne yapıyoruz? Çoğu zaman okumadan siliyoruz. Konuyu Türkinform’a değerlendiren güvenlik uzmanları, vatandaşları arayan herkese inanmamaları konusunda uyarıyor.
Telefonla arayan kişinin, “Alo ben dolandırıcı. Bana para ver” demeyeceği için farklı senaryolarla aranan kişinin aklını karıştırmayı amaçladığını belirten uzmanlar, yöntemler değişse de temel stratejinin “korku, panik ve otorite algısı” yaratarak para almak olduğunu vurguluyor.
TEKNİK KAVRAMLAR DA KULLANILIYOR
Son dönemde buna eklenen yeni halkanın “Hakkınızda ceza davası var, uzlaşma kapsamında ödeme yaparsanız dosya kapanır” söylemi olduğuna işaret eden uzmanlar, dolandırıcıların hukuk sisteminin teknik kavramlarını da kullanarak senaryolarını daha inandırıcı hale getirdiğini belirtiyor.
Uzmanlar, bu yeni yöntemin klasik “resmi makam” dolandırıcılığının güncellenmiş versiyonu olduğunun altını çizerek, “Eskiden ‘kimliğiniz terör örgütü tarafından kullanıldı’ denirdi. Şimdi ise ‘dosyanız var, uzlaşma hakkınız bulunuyor’ deniyor. Hukuki terminolojinin devreye sokulması, özellikle hukuki süreçlere aşina olmayan vatandaşlar için tehdidi daha somut ve gerçekçi gösteriyor. Çünkü ‘uzlaşma’ kavramı gerçekten hukuk sisteminde var. Ancak gerçek hayatta hiçbir savcılık ya da mahkeme, telefonla arayıp para talep ederek dosya kapatmaz.” uyarısında bulunuyor.
PSİKOLOJİK MANİPÜLASYON KULLANILIYOR
Dolandırıcıların başarısının arkasında iyi yazılmış senaryolarla birlikte ciddi bir psikolojik manipülasyonun da bulunduğunu belirten güvenlik uzmanları, yaşanan süreci şöyle özetliyor:
“Önce korku yaratılıyor ‘ceza davası’, ‘yakalama kararı’, ‘mal varlığına el koyma’ gibi ifadeler kullanılıyor. Ardından çözüm sunuluyor. ‘Şu hesaba ödeme yaparsanız dosya kapanır.’ İnsan zihni, panik anında rasyonel düşünme kapasitesini kaybedebiliyor. Hele ki karşıdaki kişi kendinden emin, resmi bir dil kullanıyor ve hatta numarası ekranda bir kurum hattı gibi görünüyorsa şüphe eşiği daha da düşüyor.”
TENOLOJİ DE DEVREDE
Bu arada teknolojik imkanların da dolandırıcılık yöntemlerinde uygulandığını ifade eden uzmanlar, “numara taklidi” gibi yöntemlerle arayan kişinin, gerçekten bir adliye ya da emniyet numarasından arıyormuş gibi görünebileceği, bu sayede “Devlet arıyor” algısının pekiştirildiğine işaret ediyor. “Devlet telefonla para istemez.” diyen uzmanlar, resmi tebligatın usulünün bu şekilde olmadığını vurguluyor.
ACİLİYET HİSSİ KİLİT ROL
Ayrıca son dönemde görülen diğer dolandırıcılık senaryolarında da benzer bir psikolojinin görüldüğünü belirten uzmanlar, “Bahis borcunuz var, icra başlatıldı” ya da “Torununuz kaza yaptı, acil para lazım” telefonlarının “aciliyet hissi yaratmak” ve kişiyi düşünmeden hareket etmeye zorlamak olduğunun altını çiziyor.
Toplumda artan hukuki kaygıların, ekonomik baskılar ve dijitalleşmenin getirdiği mesafenin dolandırıcıların işini kolaylaştırdığını ifade eden uzmanlar, kişilerin resmi süreçlerden çekinmesi, adli bir meseleyle anılmaktan korkması gibi konuların istismar edildiğine dikkat çekiyor.
PEKİ ÇÖZÜM NE?
Hiçbir resmi kurum veya kuruluşun telefonla para talep etmeyeceği bilincinin öncelikle yerleşmesinin çözüme ışık tuttuğunu belirten uzmanlar, “Bir soruşturma ya da dava varsa bunun tebligatı adresinize gelir, e-Devlet üzerinden görüntülenebilir ya da doğrudan ilgili kurumdan öğrenilebilir. Telefonla yönlendirilen hesaba para yatırmak, altın teslim etmek ya da ATM’den işlem yapmak hukuk sisteminin bir parçası değildir.” uyarısında bulunuyor.
Uzmanlar, ikinci ve bir başka önemli konunun “doğrulama refleksi geliştirilmesi” olduğunun altını çiziyor. Böyle bir arama alındığında yapılacak en doğru hareketin telefonu kapatıp, ilgili kurumun bilinen resmi numarasını aramak, ancak arayan numaraya geri dönmek değil, bağımsız bir doğrulama yapmanın esas olduğu belirtiliyor.
Üçüncü ve en önemli adımın, aile bireylerini bilgilendirmek olduğunu kaydeden güvenlik uzmanları, özellikle yaşlı bireylerin bu tür senaryoların en fazla hedefi olduğu için gelen aramaların aile ile paylaşılmasının da önemli olduğuna işaret ediyor.
Uzmanlar, telefonun diğer ucundaki ses ne kadar resmi, ne kadar ikna edici olursa olsun, en güçlü savunmanın sakinlik, şüphe ve doğrulama olduğuna vurgu yaparak, “Panik, dolandırıcının, soğukkanlılık ise vatandaşın lehinedir.” görüşünü dile getiriyor.





