ABD ve İsrail’in İran’a yönelik gerilimi, küresel piyasalarda dalgalanmaya neden olurken, altın ve döviz yatırımcılarını da belirsizlik içinde bıraktı. Türkinform muhabiri Sema Ersoy’un sorularını yanıtlayan para ve piyasa uzmanı İslam Memiş, ekonomist Erol Babuşcu ve ekonomist Selçuk Gülten, piyasalardaki riskler ve olası senaryolar hakkında hem ortak hem de farklı görüşler ortaya koydu.

ALTIN YÜKSELECEK Mİ, DÜŞECEK Mİ?
Altın piyasasında yön belirleyici olan faktörleri değerlendiren Memiş, 2026 yılının ikinci yarısında altın ve gram altın fiyatlarında sert düşüş beklediğini açıkladı. Memiş, ons altının 6.000 dolar seviyesine gerileyebileceğini, gram altının ise 10.000 TL’den 8.000 TL’ye düşebileceğini ifade ederek, “26 yılının ikinci yarısında altınlarınıza vedalaşabilirsiniz. Uzun vadeli ve çeşitlendirilmiş portföy şart” dedi. Memiş’in öngörüsü, özellikle yatırımcıların kısa vadeli panik alımlarına karşı uyarı niteliğinde. Ona göre, 2026 yılı manipülasyon yılı olacak ve altın fiyatlarında dalgalanma kısa vadeli hareketlerle kontrol edilemeyecek kadar sert olabilir.

Buna karşılık Selçuk Gülten, jeopolitik risklerin altın fiyatlarını yükseltici etkisini kabul etmekle birlikte, doların güçlenmesi ve merkez bankası politikalarının bu yükselişi sınırlayacağını belirtiyor. Gülten, Orta Doğu’daki çatışmaların altın fiyatlarını artırma potansiyeline rağmen, mevcut koşullarda yükselişin sınırlı kalacağını vurgulayarak, “Orta Doğu’da çatışmalar altın fiyatlarını artırır. Ancak şu anda doların güçlenmesi nedeniyle yükseliş sınırlı” ifadesini kullandı. Bu noktada uzmanlar arasında ortak görüş, jeopolitik risklerin altın fiyatlarını etkileyebileceği konusunda hemfikir olmaları. Farklılık ise Memiş’in sert düşüş öngörüsü ile Gülten’in yükselişin sınırlı kalacağını savunmasıyla ortaya çıkıyor.
PİYASAYI KİM KONTROL EDİYOR?
Dolar tarafında ise uzmanlar daha çok piyasa mekanizması ve rezerv politikalarına dikkat çekiyor. Erol Babuşcu, Türkiye’nin güçlü rezervlerinin piyasayı kontrol altında tuttuğunu ve dolardaki ani zıplamaların önüne geçildiğini söyleyerek şunları söyledi:
“210 milyar dolarlık rezerv piyasayı kontrol altında tutuyor. Doların sürekli zıplaması söz konusu değil.”
Buna karşın Selçuk Gülten, doların değerini yalnızca Türkiye merkezli değil, küresel ekonomik dinamiklere bağlı olarak değerlendiriyor. Amerikan faiz politikaları, Çin’in altın alımları ve global güç dengeleri dolardaki hareketi belirleyerek şöyle devam etti:
“Dolar rekor kırıyor ama bunun nedeni merkez bankasının politikaları ve global güç dengesi. Savaşın otomatik kazananı dolar değil.”
Her iki uzman da dolardaki ani ve kontrolsüz yükseliş konusunda ihtiyatlı yaklaşırken, Babuşcu rezervlerin önemini vurguluyor, Gülten ise global dinamikleri öne çıkarıyor.

ALTIN YATIRIMCISI NE YAPMALI?
Altın ve dolar piyasalarında yatırımcı davranışlarına dikkat çeken Memiş, Türk yatırımcıların kısa vadeli ve duygusal hareket ettiklerini belirtiyor ve bu durumun kazançlarını olumsuz etkilediğini ifade edip, “Türk yatırımcıları finansal kumar bağımlısı gibi hareket ediyor. 2026 yılı manipülasyon yılı; uzun vadeli ve çeşitlendirilmiş portföy şart” vurgusunu yaptı. Memiş, yatırımcılara panik alımlardan kaçınmalarını ve piyasa dalgalanmalarına karşı uzun vadeli strateji belirlemelerini öneriyor. Babuşcu ve Gülten ise yatırımcı psikolojisine doğrudan değinmese de piyasaların merkez bankası kontrolünde kalacağına dikkat çekiyor ve panik hareketlerin önlenmesi gerektiğini belirtiyor. Bu açıdan, uzmanlar yatırımcıların sakin ve bilinçli hareket etmesinde hemfikir.

FARKLI SENARYOLAR, ORTAK TAVSİYE
ABD-İsrail-İran gerilimi, altın ve dolar üzerinde kısa vadeli dalgalanmalara yol açabileceği konusunda tüm uzmanlar hemfikir. Ancak fiyat hareketlerinin yönü ve büyüklüğü konusunda öngörüler farklılık gösteriyor: Memiş, sert düşüşleri beklerken, Gülten yükselişin sınırlı olacağını savunuyor; Babuşcu ise rezervlerin piyasayı kontrol altında tutacağını öne çıkarıyor.
Altın ve gram altın yatırımcıları için Memiş’in uzun vadeli ve stratejik yaklaşımı, Gülten’in tarihsel verileri ve Babuşcu’nun rezerv odaklı değerlendirmesi birlikte ele alındığında, piyasada sakin ve bilinçli hareket etmenin önemi öne çıkıyor. Yatırımcılar, panik alımlar yerine makro verileri takip ederek, çeşitlendirilmiş bir strateji benimsemeli; kısa vadeli dalgalanmalar karşısında sabırlı davranmak piyasadaki riskleri minimize edebilir.





