TBMM'de görüşülen Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi kapsamında yer alan düzenlemeleri değerlendiren Ankara Barosu Başkanı Av. Mustafa Köroğlu, çocuk adalet sisteminin temel ilkelerinin korunması gerektiğini söyledi. Teklifte yer alan bazı düzenlemeleri olumlu bulduklarını belirten Köroğlu, 15-18 yaş grubundaki çocuklara yönelik ceza artışlarının tek başına çözüm olmayacağını ifade etti. Tutuklama ve adli kontrol uygulamalarına da değinen Köroğlu, özellikle çocuklar bakımından tutuklamanın son çare olarak uygulanması gerektiğini vurguladı.
TBMM'DE GÖRÜŞÜLEN KANUN TEKLİFİ NELERİ İÇERİYOR?
TBMM'de görüşülen Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, çocuk adalet sistemi ile çocukların korunmasına yönelik çeşitli düzenlemeler içeriyor.
Teklifte öne çıkan düzenlemeler şöyle:
- 15-18 yaş grubundaki çocuklara yönelik bazı ağır suçlarda ceza sisteminde değişiklik öngörülüyor.
- Çocukların kapalı infaz kurumlarında kalma sürelerine ilişkin yeni hükümler getiriliyor.
- 15 yaşından küçük çocuklar hakkında sosyal inceleme raporunun zorunlu hale getirilmesi öngörülüyor.
- Çocuklara bıçak satışı ile internet üzerinden bıçak satışının yasaklanması düzenleniyor.
- Ateşli silahını çocuğun erişebileceği şekilde muhafaza eden yetişkinler için yeni bir suç ihdas ediliyor.
- Kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi ve çocuklara özgü müdahale planlarının oluşturulmasına yönelik hükümler yer alıyor.
"ÇOCUK KÜÇÜK BOY BİR YETİŞKİN DEĞİLDİR"
Teklifi değerlendiren Ankara Barosu Başkanı Av. Mustafa Köroğlu, mağdur çocukların ve ailelerinin adalet talebinin karşılanmasının önem taşıdığını ancak çocuk adalet sisteminin temel ilkelerinden uzaklaşılmaması gerektiğini söyledi.
Köroğlu, "Öncelikle mağdur çocukların, hayatını kaybedenlerin ve ailelerinin adalet talebini tartışmasız biçimde ciddiye almak zorundayız. Çocukların suç örgütleri tarafından kullanılmasına, silah ve bıçaklara kolaylıkla ulaşmasına veya ağır şiddet eylemlerinin cezasız kalmasına göz yumulamaz. Ancak mağdurun adalet hakkıyla suça karışan çocuğun haklarını birbirinin karşısına koymak yanlış bir ikilik yaratır." dedi.
Teklifte çocukların korunmasına yönelik bazı düzenlemelerin olumlu olduğunu belirten Köroğlu, "Ateşli silahını çocuğun erişebileceği biçimde muhafaza eden yetişkin için ayrı bir suç öngörülmesi, çocuklara bıçak satışının ve internet üzerinden satışın yasaklanması, 15 yaşından küçük çocuklar hakkında sosyal inceleme raporunun zorunlu hale getirilmesi, kurumlar arası koordinasyon ve çocuğa özgü müdahale planları olumlu düzenlemelerdir." ifadelerini kullandı.

"CEZA ARTIŞI TEK BAŞINA ÇÖZÜM DEĞİL"
15-18 yaş grubundaki çocuklara yönelik ceza artışlarını da değerlendiren Köroğlu, teklifin merkezine ceza miktarlarının artırılmasının yerleştirilmesinin çocuk adalet sisteminin temel yaklaşımıyla örtüşmediğini söyledi.
Köroğlu, "Buna karşılık teklifin merkezine ceza miktarlarının artırılması ve çocukların daha uzun süre kapalı kurumlarda tutulmasının yerleştirilmesi, çocuk adalet sisteminin koruma, rehabilitasyon ve yeniden topluma kazandırma ilkeleriyle gerilim yaratmaktadır." diye konuştu.
Çocukların gelişimsel özelliklerinin dikkate alınması gerektiğini belirten Köroğlu, "Çocuk, küçük boy bir yetişkin değildir. Çocuğun muhakeme yeteneği, dürtü kontrolü, akran baskısına açıklığı ve sonuçları değerlendirme kapasitesi gelişim sürecindedir. Bu nedenle çocuklara özgü ceza sistemi bir ayrıcalık değil, kusur yeteneğindeki gelişimsel farklılığın hukuki sonucudur. Gelişim bilimi de çocukların yetişkinlerden ayrı, gelişim düzeylerine uygun yaptırımlara tabi tutulmasını desteklemektedir." dedi.
Ceza artışlarının tek başına çocukların suç örgütleri tarafından kullanılmasını önlemeyeceğini ifade eden Köroğlu, "Ceza artırımı tek başına uygulanırsa çocukların suç örgütlerince kullanılmasını engellemez. Hatta yetişkin örgüt yöneticileri, ekonomik ve sosyal olarak daha kırılgan çocukları kullanmaya devam ederken sistem yalnızca kullanılan çocuğu daha ağır cezalandırmış olur. Asıl hedef çocuğa ulaşan yetişkin, örgüt, para akışı ve silah ağı olmalıdır." değerlendirmesinde bulundu.

"TUTUKLAMA PEŞİN CEZA DEĞİLDİR"
Tutuklama ve adli kontrol uygulamalarına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Köroğlu, çocuklara ilişkin kanun teklifinin Ceza Muhakemesi Kanunu'nun tutuklama ve adli kontrol hükümlerini kökten değiştirmediğini belirtti.
Köroğlu, "Ne çocuklara ilişkin teklifte CMK'nın 100. maddesindeki tutuklama nedenlerini veya 109. maddesindeki adli kontrol sistemini kökten değiştiren bir düzenleme bulunmaktadır. Bu nedenle kanuni kriterlerin değişmesinden değil, uygulamanın nasıl şekilleneceğinden söz edilebilir." dedi.
Tutuklama tedbirinin her dosyada somut gerekçelerle değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Köroğlu, "Bizim beklentimiz, uygulamanın tutuklama lehine değil özgürlük lehine sıkılaşmasıdır. Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin, kaçma veya delilleri karartma tehlikesinin ve adli kontrolün neden yetersiz kalacağının her dosyada ayrı ayrı açıklanması gerekir. Suçun adı, katalog suç listesinde bulunması veya isnat edilen cezanın yüksekliği tek başına tutuklama gerekçesi değildir." ifadelerini kullandı.
Çocuklar bakımından tutuklamanın son çare olarak uygulanması gerektiğini belirten Köroğlu, "Çocuklar yönünden kural daha da açıktır. Çocuk Koruma Kanunu uyarınca önce adli kontrol değerlendirilmelidir; tutuklama ancak adli kontrolden sonuç alınamaması, sonuç alınamayacağının anlaşılması veya tedbirlere uyulmaması hâlinde ve son çare olarak uygulanabilir. Anayasa Mahkemesi de çocuğun yaşının ve durumunun kararda ayrıca değerlendirilmediği, soyut gerekçeli tutuklama kararlarını hak ihlali olarak görmektedir." diye konuştu.
Köroğlu, "Tutuklama bir peşin ceza değildir. Özellikle çocuk bakımından hiçbir zaman toplumdaki öfkeyi yatıştırmanın aracı haline getirilemez." ifadelerini kullandı.



