ABD ile Çin arasında olası bir savaşın yaşanıp yaşanmayacağına ilişkin tartışmalar, küresel güç dengelerindeki değişim ve iki ülke arasındaki rekabetin derinleşmesiyle zaman zaman yeniden kamuoyunun gündemine geliyor. Özellikle ekonomik rekabetin yanı sıra askeri ve teknolojik alanda da artan gerilim, “ABD ile Çin arasında sıcak bir savaş çıkar mı?” sorusunu beraberinde getiriyor. Bu kapsamda yapılan değerlendirmelerde, olası bir çatışmanın iki ülke açısından doğuracağı askeri, ekonomik ve küresel sonuçlara dikkat çekildi.
Dış Politika Yazarı Barış Adıbelli, gelecekte ABD ile Çin arasında doğrudan bir savaş yaşanıp yaşanmayacağına ilişkin Türkinform’a çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. ABD'nin İran ve Afganistan gibi örneklerde yaşadığı zorluklara dikkat çeken Adıbelli, Çin'in nüfusu, askeri kapasitesi, teknolojik gücü ve coğrafi konumu nedeniyle ABD açısından çok daha büyük bir meydan okuma olduğunu söyledi.
"İRAN'I BİLE BİTİREMEYEN AMERİKA, ÇİN'İ BİTİREMEZ"
ABD'nin Çin'e karşı kapsamlı bir savaşa girmesinin kolay olmayacağını belirten Adıbelli, Çin'in sahip olduğu insan gücü ve teknolojik kapasiteye dikkat çekti.
Çin'in yaklaşık 1,4 milyarlık nüfusa sahip olduğunu ve büyük bir askeri gücü bulunduğunu ifade eden Adıbelli, ABD'nin geçmişte Afganistan ve Vietnam gibi savaşlarda karşılaştığı sorunları hatırlattı.
Adıbelli, "İran'ı bile bitiremeyen bir Amerika, Çin'i imkânı yok bitiremez" değerlendirmesinde bulundu.
ABD'nin Çin'e karşı savaşması halinde çok büyük bir askeri güç kullanmak zorunda kalacağını belirten Adıbelli, Çin'in coğrafi koşullarının da olası bir harekâtı zorlaştıracağını söyledi.

"ÇİN'E SALDIRMAK BÜYÜK BİR RİSK"
Çin'in geçmişte Rusya ve Japonya tarafından işgal edilmeye çalışıldığını hatırlatan Adıbelli, bu girişimlerin başarılı olamadığını belirterek ülkenin coğrafi ve toplumsal yapısının dış müdahaleleri zorlaştırdığını ifade etti.
Adıbelli, Çin'in gelişmiş teknolojik kapasitesine de dikkat çekerek, olası bir savaşta nükleer silahların devreye girmesi riskinin bulunduğunu söyledi.
Çin'in uzay ve teknoloji alanındaki gelişmişliğinin de dikkate alınması gerektiğini belirten Adıbelli, "Amerika'nın böyle bir riske gireceğini düşünmüyorum" dedi.
"ABD ÇİN'E, ÇİN DE ABD'YE BAĞIMLI"
ABD ile Çin arasındaki ekonomik ilişkilerin olası bir savaşın önündeki önemli unsurlardan biri olduğunu savunan Adıbelli, iki ülkenin birbirine ekonomik açıdan bağımlı olduğunu söyledi.
Adıbelli, "Amerika Çin'e bağımlı bir ülke, Çin de Amerika'ya bağımlı. Dolayısıyla iki ülke eğer birbirine bağımlıysa uluslararası alanda savaşamazlar birbirleriyle" ifadelerini kullandı.
Ancak iki ülkenin gelecekte iş birliği yapmasının dünya açısından çok daha büyük sonuçlar doğurabileceğini belirten Adıbelli, "İki ülke el ele verirse dünya hapı yutar" değerlendirmesinde bulundu.
ÇİN'İN DIŞ POLİTİKASI DEĞİŞEBİLİR Mİ?
Yaklaşık 25 yıldır Çin üzerine çalıştığını belirten Adıbelli, Çin'in uluslararası ilişkilerde pragmatik davranabildiğini söyledi.
Çin'in geçmişte Sovyetler Birliği'ne karşı ABD ile yakınlaştığını ve Afganistan'ın Sovyetler tarafından işgali sırasında Sovyetlere karşı mücadele eden gruplara yönelik desteğin parçası olduğunu ifade eden Adıbelli, bu örneklerin Çin'in farklı aktörlerle çıkarları doğrultusunda iş birliği yapabildiğini gösterdiğini savundu.

"ÇİN KENDİ BEKASI İÇİN HER ŞEYİ YAPAR"
Çin'in uluslararası siyasette önceliğinin kendi varlığını ve siyasi sistemini korumak olduğunu belirten Adıbelli, ülkenin gerektiğinde ABD veya Rusya gibi farklı güçlerle ilişki kurabileceğini söyledi.
Adıbelli, Çin'in yaklaşımını İsrail'e benzeterek, "Çin kendisini bir dünya olarak görüyor. Çin için kendisinin dışındakilerin hiçbir önemi yok" ifadelerini kullandı.
Çin açısından temel önceliğin devlet veya ulus kavramından ziyade Komünist Parti'nin iktidarının devamlılığı olduğunu savunan Adıbelli, değerlendirmesini "Onlar sadece Komünist Parti iktidarı devam etsin" sözleriyle tamamladı.




