Türkiye ile Yunanistan arasında Ege ve Doğu Akdeniz’de uzun süredir devam eden anlaşmazlıklar, Yunan basınında bu kez olası bir askeri çatışma senaryosu üzerinden ele alındı. Yunanistan merkezli LamiaFM’de yayımlanan analizde, iki NATO ülkesi arasında sıcak bir çatışma yaşanması halinde uluslararası aktörlerin nasıl hareket edebileceği değerlendirildi. ABD’den İsrail’e, Rusya’dan NATO’ya kadar birçok aktörün olası pozisyonunun ele alındığı analizde, Atina’nın askeri kapasitesinin yanı sıra diplomatik hamlelerinin de belirleyici olacağı savunuldu. Analizin dikkat çeken bölümlerinden biri ise “Ankara’ya karşı en büyük koz” başlığı oldu.

“ASLINDA MESELE SAVAŞI KAZANMAK DEĞİL”

Yunan analizine göre Atina açısından temel mesele, yalnızca olası bir savaştan galip çıkmak değil. Asıl hedefin, Türkiye ile yaşanabilecek bir çatışmayı daha başlamadan caydırabilecek askeri kapasite ile güçlü diplomatik pozisyonu aynı anda korumak olduğu öne sürüldü. Türkiye’nin bölgedeki askeri kapasitesi, operasyon kabiliyeti ve NATO içerisindeki stratejik konumu nedeniyle iki ülke arasında yaşanabilecek bir çatışmanın yalnızca Ankara ve Atina arasında kalmayacağı savunuldu. Bu nedenle olası bir kriz, NATO’nun güneydoğu kanadını doğrudan etkileyebilecek büyük bir güvenlik sorununa dönüşebilir.

İSRAİL İÇİN DİKKAT ÇEKEN SENARYO

Analizde Türkiye ile stratejik ilişkileri bulunan İsrail’in olası bir çatışmada nasıl hareket edebileceği de değerlendirildi. LamiaFM’nin senaryosuna göre İsrail’in Yunanistan’a istihbarat paylaşımı ve teknolojik destek sağlaması, Türkiye üzerinde diplomatik baskı oluşturması mümkün görülüyor. Ancak İsrail’in Ege’de Türkiye’ye karşı doğrudan askeri müdahalede bulunmasının beklenmediği ifade edildi. Buna göre Tel Aviv’in önceliğinin kendi ulusal güvenliği ve bölgesel çıkarları olacağı, doğrudan savaşa girmek yerine dolaylı destek ve diplomatik hamlelerin öne çıkabileceği değerlendirildi.

Savaşta gerilim zirveye çıkıyor! Rusya, Ukrayna'ya karşı nükleer silah mı kullanacak?
Savaşta gerilim zirveye çıkıyor! Rusya, Ukrayna'ya karşı nükleer silah mı kullanacak?
İçeriği Görüntüle

ABD “YANGIN SÖNDÜRÜCÜ” OLACAK İDDİASI

Analizde gözlerin çevrildiği bir diğer ülke ise ABD oldu. Washington’ın böyle bir çatışmada doğrudan taraf olmak yerine ilk aşamada “yangın söndürücü” rolünü üstlenmesinin beklendiği belirtildi. Özellikle çatışmanın ilk 24-48 saatinde ABD’nin NATO’nun güneydoğu kanadındaki bütünlüğü korumaya odaklanacağı ve taraflara ateşkes yönünde yoğun diplomatik baskı uygulayacağı öne sürüldü. Çünkü Türkiye ile Yunanistan’ın aynı ittifak içerisinde bulunması, olası bir savaşın NATO açısından son derece karmaşık bir tablo ortaya çıkarmasına neden olacak. Analizde, iki NATO üyesinin birbirleriyle savaşmasının İttifak açısından ciddi bir siyasi ve askeri kriz yaratacağı belirtildi.

NATO İÇİN “FELÇ” SENARYOSU

Yunan analizinde en çarpıcı değerlendirmelerden biri NATO hakkında yapıldı. İki NATO ülkesinin birbirine karşı silahlı çatışmaya girmesi halinde İttifak’ın “felç” olabileceği ileri sürüldü. Analize göre NATO’nun böyle bir durumda önceliği taraflardan birini diğerine karşı savunmak değil, çatışmanın büyümesini önlemek ve iki ülkeyi müzakere masasına çekmek olacak. Özellikle NATO’nun 5. maddesinin böyle bir Türkiye-Yunanistan çatışmasında nasıl uygulanacağına ilişkin karmaşık bir tablo ortaya çıkabileceği savunuldu. Türkiye’nin NATO’nun güneydoğu kanadındaki stratejik konumu ve sahip olduğu askeri kapasite nedeniyle Ankara’nın ittifak içerisindeki ağırlığının da bu denklemi daha karmaşık hale getireceği ifade edildi.

RUSYA İÇİN “FIRSAT” İDDİASI

Analizde Rusya’nın da olası bir Türkiye-Yunanistan çatışmasında nasıl davranabileceği ele alındı. Moskova’nın doğrudan Yunanistan’ın yanında savaşa girmesinin beklenmediği, ancak NATO içerisinde yaşanacak bir çatışmayı stratejik açıdan kendi lehine kullanmaya çalışabileceği öne sürüldü. Başka bir ifadeyle Rusya’nın böyle bir krizde taraf olmaktan çok, NATO içerisindeki siyasi ve askeri çatlağın derinleşmesinden faydalanmaya çalışabileceği değerlendirildi.

“ANKARA’YA KARŞI EN BÜYÜK KOZ” OLARAK FRANSA GÖSTERİLDİ

Analizin Atina açısından en dikkat çekici bölümlerinden biri ise Fransa ile Yunanistan arasındaki savunma anlaşmasına ilişkin oldu. LamiaFM, Fransa ile yapılan savunma anlaşmasını Yunanistan’ın Ankara’ya karşı en önemli kozlarından biri olarak değerlendirdi. Anlaşmanın, belirli koşullarda Yunanistan’ın ana karası, adaları ve karasularına yönelik silahlı saldırı durumunda karşılıklı yardım mekanizması öngördüğü belirtildi. Ancak analizde kritik bir ayrıntıya da dikkat çekildi. Fransa’nın desteğinin otomatik olarak her türlü deniz yetki alanı anlaşmazlığına uygulanacağının söylenemeyeceği savunuldu. Özellikle Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) veya kıta sahanlığı gibi alanlarda yaşanabilecek anlaşmazlıkların, Yunanistan’ın karasuları veya topraklarına yönelik doğrudan saldırıyla aynı kapsamda değerlendirilmeyebileceği belirtildi. Bu ayrımın Türkiye-Yunanistan arasındaki sorunlar açısından son derece önemli olduğu vurgulandı.

12 MİL SENARYOSU: GERİLİMİN EN TEHLİKELİ EŞİKLERİNDEN BİRİ

Yunanistan’ın Ege’de karasularını 12 deniz miline çıkarma ihtimali de analizde geniş yer buldu. Yunan tarafındaki değerlendirmede Atina’nın uluslararası deniz hukuku çerçevesinde 12 mil hakkına sahip olduğu savunulurken, Türkiye’nin bu konudaki geçmişteki “casus belli” ilanına dikkat çekildi. Böyle bir adımın Yunanistan açısından deniz alanlarında önemli avantajlar sağlayabileceği belirtilirken, aynı zamanda Türkiye’nin sert askeri ve siyasi karşılık verebileceği öne sürüldü. Bu nedenle 12 mil konusu, analizde yalnızca hukuki bir tartışma olarak değil, Türkiye ile Yunanistan arasında sıcak çatışmayı tetikleyebilecek en riskli eşiklerden biri olarak değerlendirildi.

GÖZLER GİRİT-KIBRIS HATTINA ÇEVRİLDİ

Türkiye-Yunanistan geriliminin yalnızca Ege ile sınırlı kalmayabileceği de analizde öne sürülen senaryolar arasında yer aldı. Yunanistan-Mısır deniz yetki alanları ve Girit-Kıbrıs elektrik kablosu projesi de bölgesel denklem içerisinde değerlendirildi. Enerji altyapısının güvenliği ve deniz yetki alanları konusunda yaşanabilecek yeni gerilimlerin, Türkiye ile Yunanistan arasındaki mevcut anlaşmazlıkları daha geniş bir bölgesel krize dönüştürebileceği öne sürüldü. Türkiye’nin bölgedeki araştırma gemileri ve enerji faaliyetlerinin de yeni gerilim başlıkları oluşturabileceği iddia edildi.

EN BÜYÜK KORKU: KÜÇÜK ADA VE KAYALIKLAR

Analizin dikkat çeken bir başka bölümünde ise olası bir çatışmada Yunan adalarına yönelik askeri operasyon senaryosu ele alındı. Büyük ve yerleşim bulunan adalara yönelik kapsamlı bir operasyonun son derece zor olacağı belirtilirken, asıl riskin küçük ve yerleşim bulunmayan ada veya kayalıklar üzerinden bir “oldu bitti” oluşturulması olduğu öne sürüldü. Böyle bir durumun Atina’yı hızlı bir siyasi karar vermeye ve müzakere masasına oturmaya zorlayabileceği savunuldu. Analizde, Türkiye’nin askeri kapasitesinin Yunanistan açısından başlı başına bir endişe kaynağı olduğu belirtilirken, büyük çaplı bir işgalden ziyade sınırlı bir askeri hamlenin kısa sürede büyük bir siyasi krize dönüşebileceği değerlendirmesi yapıldı.

ATİNA’YA “SESSİZ GÜÇ” STRATEJİSİ ÖNERİSİ

Analizin finalinde ise Yunanistan’ın Türkiye karşısında izlemesi gereken stratejiye ilişkin dikkat çekici bir öneri ortaya atıldı. Atina’nın yüksek sesli ve sert açıklamalar yerine “sessiz güç” stratejisini benimsemesi gerektiği savunuldu. Bu yaklaşımın temelinde, askeri caydırıcılığı artırırken diplomatik alanda daha kontrollü ve uluslararası hukuka dayalı bir pozisyon sergilemek bulunuyor. Yunanistan’ın özellikle Rafale savaş uçakları ve Belharra fırkateynleri gibi gelişmiş askeri sistemleriyle caydırıcılığını güçlendirmesi gerektiği belirtildi. Ancak analizde askeri gücün tek başına yeterli olmayacağı da vurgulandı. Atina’nın Türkiye’nin bölgedeki askeri kapasitesini, NATO içerisindeki stratejik ağırlığını ve olası bir çatışmanın yaratabileceği ekonomik, siyasi ve bölgesel sonuçları hesaba katması gerektiği savunuldu.

TÜRKİYE-YUNANİSTAN DENKLEMİNDE DİKKAT ÇEKEN HESAP

Yunan basınında yayımlanan analiz, olası bir Türkiye-Yunanistan çatışmasının yalnızca iki ülkenin askeri gücünün karşılaştırılacağı basit bir senaryo olmadığını ortaya koyuyor. ABD’nin ateşkes için devreye girmesi, NATO’nun iki üyesi arasındaki çatışma karşısında zor durumda kalması, İsrail’in dolaylı destek ihtimali, Rusya’nın krizden faydalanma arayışı ve Fransa’nın Yunanistan’la yaptığı savunma anlaşmasının sınırları, olası senaryonun ne kadar karmaşık olduğunu gösteriyor.

Yunan analizinin vardığı sonuç ise oldukça dikkat çekici: Atina için en güçlü seçenek, Türkiye karşısında yüksek sesli bir gerilim politikası yerine askeri caydırıcılığı koruyan ve diplomatik alanda daha kontrollü ilerleyen “sessiz güç” stratejisi olabilir.

Kaynak: HABER MERKEZİ