İlan edilen ateşkes sonrası tarafların bir araya geldiği Pakistan’daki “barış masası” beklenen sonucu vermedi. Orta Doğu bir kez daha aynı sorunun etrafında dönüp duruyor. “Bu gerçekten bir ateşkes miydi, yoksa sadece daha büyük bir çatışmanın kısa bir molası mı?”

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik 28 Şubat’ta başlattığı saldırılarla tırmanan gerilim, tarafların “ateşkes” ilan etmesiyle geçici olarak durulmuş gibi görünse de Pakistan’da kurulan barış masasının sonuçsuz dağılması, krizin aslında hiç bitmediğini açıkça ortaya koydu. Diplomasi denendi, ama taraflar masadan uzlaşmadan kalktı. Bu durum, savaşın yeni ve başka bir evreye girdiğinin en somut işareti olabilir.

Dünya tarihindeki örnekler, bu tür ateşkeslerin çoğu zaman kalıcı barışın değil, yeniden konumlanmanın habercisi olduğunu bize gösteriyor. Sahada yıpranan taraflar güç toplar, eksiklerini giderir ve bir sonraki hamle için hazırlanır. Bugün yaşanan da tam olarak bu olabilir.

İran açısından bakıldığında, doğrudan bir savaş yerine, bölgedeki vekil güçler üzerinden verilecek mesajlar, enerji hatlarına yönelik dolaylı tehditler ve engellemeler ile siber saldırılar, gelecek sürecin ayak sesleri olarak karşımıza çıkıyor.

ABD ve İsrail cephesinde ise iki temel hedef dikkat çekiyor. İran’ın bölgedeki etkisini sınırlamak ve nükleer kapasitesini kontrol altına almak, elindeki uranyuma el koymak. Ancak bu hedeflere, askeri yöntemlerle bugüne kadar ne kadar ulaşılabildiği, bundan sonrası için de bir gösterge olarak karşımıza çıkıyor.

Pakistan’da kurulan barış masası aslında kritik bir fırsat olarak ortaya çıktı. Çünkü taraflar doğrudan değilse bile dolaylı olarak ilk kez bu ölçekte bir diplomatik zeminde buluşma fırsatı buldu. Bu arada sonuç çıkmaması da sürpriz değil. Çünkü ortada sadece iki ülke değil, çok katmanlı bir denklem var. Körfez ülkeleri, Rusya, Çin ve Avrupa’nın farklı çıkarları bu masayı daha baştan kırılgan hale getirdi. Herkes ateşkes istiyor ama kimse kendi stratejik avantajından vazgeçmek de istemiyor.

Masa bu yüzden devrilmedi, aslında baştan sağlam kurulmamıştı.

Peki masadan eli boş kalkan taraflar için önümüzdeki günler ne getirecek? Ateşkes kağıt üzerinde devam ederken, sahada her zaman olduğu gibi küçük ama etkili saldırılar sürebilir. Bu, tarafların doğrudan savaşa girmeden birbirini yıprattığı uzun bir sürece işaret eder.

Lübnan, Suriye, Irak ve Yemen gibi kırılgan hatlarda yeni cepheler açılabilir. Özellikle vekil güçlerin devreye girmesi, savaşı kontrol edilemez hale getirebilir. Eğer taraflardan biri “kırmızı çizgi” olarak gördüğü bir eşiğin aşıldığını düşünürse bu kez sınırlı değil doğrudan bir savaş ihtimali yeniden gündeme gelebilir. Bu senaryo, sadece bölgeyi değil küresel dengeleri de etkiler.

Türkiye, işte tam da bu krizin ortasında ama resmi olarak dışında. Enerji hatları, ticaret yolları ve güvenlik riskleri, Türkiye’yi doğrudan etkileyen unsurlar arasında olmaya devam edecek.

Orta Doğu’da silahların susması her zaman barış anlamına gelmiyor. Bazen bu sadece daha büyük bir fırtına öncesi sessizlik olarak görülüyor.

Pakistan’daki masadan sonuç çıkmaması, tarafların henüz uzlaşmaya hazır olmadığının en önemli işareti. Bu durum, bizi bekleyen süreçte gerilimin farklı biçimlerde devam edeceğini gösteriyor.

Orta Doğu’yu yakından takip eden her uzman iyi bilir ki, ateşkes ilan edilmiş olabilir ama savaş masadan hiç kalkmadı.