Son dönemde genç hayatlarının trajik şekilde sona ermesi, toplumda büyük bir yankı uyandırdı. Uzmanlar, bu olayların ardında çoğunlukla akran zorbalığınun yattığına işaret ediyor. Klinik Psikolog Dilara Ocak, Türkinform muhabiri Pelin Zengin’e konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Ocak, “Akran zorbalığını küçümsemek artık lüks değil; ihmaldir” diyerek, sorunun ciddiyetine dikkat çekti. Zorbalık, yalnızca fiziksel şiddetle sınırlı değil. Dışlanma, lakap takma ve dijital ortamda küçük düşürülme gibi davranışların da aynı derecede yıkıcı olduğunu vurguladı. Özellikle sosyal medyada yaşanan siber zorbalığın, gencin dünyasını başına yıkabilecek kadar ciddi etkiler doğurduğu ifade etti.
“EĞLENCE BİR TARAF İNCİNDİĞİNDE BİTER”
Akran zorbalığının önemli noktaları olduğunu belirten Ocak, “Eğlence, bir taraf incindiği an biter. Eğer bir çocuk diğerine korku ve baskı kuruyorsa, bu artık şaka sınırını aşmıştır. Sessizlik zorbalığın en büyük yakıtıdır. Çocuklar mutlaka bu durumu bir yetişkinle paylaşmalı; aileleri ve rehber öğretmenleri devreye sokmalıdır” dedi.
Uzmanlar, çocukların “Neden ben?” sorusunun cevabının kendilerinde değil, zorbadaki sorunlu davranışta olduğunu bilmesi gerektiğini belirtiyor. Ayrıca, zorbalığa maruz kalan çocuğun sakin kalarak “Bunu yapmanı istemiyorum” demesi ve alanı terk etmesinin de ilk adım olabileceği vurgulanıyor.
PSİKOLOJİYİ DERİNDEN ETKİLİYOR
Toplumun bu konuda halen “çocuktur, barışırlar” refleksiyle hareket ettiğini belirten Ocak, bu yaklaşımın gençlerin psikolojisini derinden etkilediğini söyledi. Her kırılan fidanın arkasında ihmalin yattığını ve bunun önüne geçebilmek herkesin sorumluğunda olduğuna dikkat çekti.
Son dönemde gençler arasında artan akran zorbalığı, artık sadece basit bir şaka olarak geçiştirilemeyecek kadar ciddi bir sorun haline geldi. Uzmanlar, bu davranışın hem fiziksel hem ruhsal zararlar doğurabilen sistematik bir şiddet döngüsü olduğunu vurguluyor.




