Boğaziçi Üniversitesi'nde kayyum uygulaması ve kampüs çevresindeki polis ablukasına karşı gerçekleştirilen eylemler sırasında gözaltına alınan Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyesi Ayşe Cebecioğlu ve Emek Gençliği üyesi Sude Şener’in emniyetteki işlemleri tamamlandı. Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne sevk edilen öğrenciler, savcılık sorgusunun ardından çıkarıldıkları hakimlikçe serbest bırakıldı.

"ÖĞRENCİLER KENDİ ÜNİVERSİTESİNDE DARP EDİLDİ, BOĞAZİÇİ VE HİSARÜSTÜ ADETA BİR KARAKOLA DÖNÜŞTÜRÜLDÜ"

Öğrencilerin adliyeye sevk edildiği saatlerde, arkadaşları Çağlayan Adliyesi önünde bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

Kazalarda bunlara dikkat! Sigorta şirketleri ödeme yapmaktan kaçınabiliyor
Kazalarda bunlara dikkat! Sigorta şirketleri ödeme yapmaktan kaçınabiliyor
İçeriği Görüntüle

"Boğaziçi Üniversitesinde kulüp odalarının taşınması gündemiyle öğrencileri kendi üniversite binasına sokmamak için rektörlüğün talimatı ile yüzlerce polis kampüste konuşlanarak üniversiteyi günlerdir abluka altına aldı. Bir hafta içerisinde öğrencilere karşı üniversitede barikat kuruldu, öğrenciler kendi üniversitesinde darp edildi, Boğaziçi ve Hisarüstü adeta bir karakola dönüştürüldü."

"5 YILDIR BU YAĞMAYA KARŞI DİRENEN BİR ÜNİVERSİTEYE ERDOĞAN, ANCAK BÖYLE GİREBİLDİ"

Adliye önündeki açıklamada, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın üniversiteye gelişi ve sonrasında yaşananlara ilişkin şu görüşlere yer verildi:

"Son olarak Erdoğan’ın ziyareti gerekçe gösterilerek abluka en üst seviyeye çıkarıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan kampüse rahat girebilsin atanmış rektörle gövde gösterisi yapabilsin diye üniversite, asıl sahipleri öğrencilere ve akademisyenlere kapatıldı. Bu işgale karşı duran, kulüp odalarının taşınmasını protesto eden öğrenciler ise gözaltına alındı. 5 yıldır bu yağmaya karşı direnen bir üniversiteye Erdoğan, ancak böyle girebildi. Bu abluka saray rejiminin güçsüzlüğünün, iktidarının meşruiyetini kaybettiğinin en açık göstergesidir. Depremde halk enkaz altındayken, kadınlar sokak ortasında katledilirken, child işçiler fabrikalarda, atölyelerde can verirken ortalıkta olmayan devlet, atanmış yönetimin antidemokratik kararlarını uygulamak ve tek adamın ziyareti söz konusu olduğunda bütün imkanlarıyla Boğaziçine yığıldı. Bu bir haftada yaşananlar iktidarın hayalindeki üniversiteyi yaratma çabalarının karşılaştığımız son örneğidir. Bu saldırılar, üniversiteyi sermayenin arka bahçesine çevirme, kamusal ve nitelikli eğitime erişimi engelleme çabalarının bir devamı niteliğindedir."

"ÜNİVERSİTE GENÇLİĞİNİN YAN YANA GELEBİLECEĞİ BÜTÜN ALANLAR SİSTEMATİK OLARAK TEK TEK ORTADAN KALDIRILMAK İSTENİYOR"

Öğrenci grupları adına yapılan açıklamanın devamında üniversite kulüpleri ve kampüs yaşamına yönelik müdahaleler şu sözlerle aktarıldı:

"Başka bir 19 Mart’ın yaşanmaması adına üniversite gençliğinin yan yana gelebileceği bütün alanlar sistematik olarak tek tek ortadan kaldırılmak isteniyor. Eğitim yılının başından bu yana üniversite kulüpleri sansür, etkinlik yasakları ve kapatma cezaları ile engellenmeye çalışılıyor. Üniversitemizde çocuk işçi olarak çalıştırılan Hilal Özdemir eli silahlı bir erkek tarafından katledilirken, atanmış üniversite yönetimi hiçbir sorumluluk üstlenmiyor. Etkin CİTÖK inşa etmek için kadın özgürlük mücadelesini büyüten sıra arkadaşlarımız baskılarla karşılaşıyor. Üniversitelerimizin toplum yararına üreten merkezler olması gerekirken iktidarın savaş ve sömürü politikalarını sürdürmek için gereken iş gücünü devşirme merkezlerine dönüşüyor."

"KORKU İKLİMİ İLE DE ÖĞRENCİLER SİNDİRİLMEYE ÇALIŞILIYOR"

Basın açıklamasında kampüslerdeki son durum ve öğrencilerin talepleri şu ifadelerle sonlandırıldı:

"Bu amaçlara engel olarak görülen özgür düşünce ortamı ve demokratik üniversite yaşamındansa eser bırakılmıyor. Ünivsersitedeki öğrenci faaliyetlerinin merkezi olan Güney kampüs de tam da bu doğrultuda, belli düzenlemelerle sadece derse girip çıkılan, onun haricinde öğrenciden arındırılan bir kampüs haline getirilmeye çalışılıyor. Bu uğurda pazardan mal kaçırırcasına sabah erken saatlerde kulüp odaları taşınıyor. Üniversite bileşenlerinin iradesi hiçe sayarak alınan antidemokratik kararların üstüne yaratılan korku iklimi ile de öğrenciler sindirilmeye çalışılıyor. Ancak buna izin vermeyeceğiz. Demokratik ve özerk üniversiteleri inşa etmek için mücadelemizi sürdüreceğiz. Ayşe ve Sude tam olarak bu duruma itiraz ettikleri için, Boğaziçi üniversitesi öğrencilerinin bütününe bir gözdağı vermek adına gözaltına alındılar. Unutulmasın ki bugün Erdoğan'ın bu kampüse ancak abluka altında girebilmesi Sude, Ayşe ve binlerce öğrencinin mücadelesi sayesindedir. Üniversite gençliği sizin çizdiğiniz sınırlara teslim olmayacak. Bizler üniversitelerin gerçek sahipleri olarak ne kulüplerimizden ne kampüslerimizden ne de demokratik üniversite talebimizden bir adım geri atacağız. Arkadaşlarımızı geri alacağız. Baskılarınız ve ablukanız son bulacak, atanmış rektörleriniz gidecek biz kalacağız!"

SULH CEZA HAKİMLİĞİ ADLİ KONTROL KARARI VERDİ

Savcılık sorgularının ardından Ayşe Cebecioğlu ve Sude Şener, Sulh Ceza Hakimliği'ne sevk edildi. Hakimlik, her iki öğrenci hakkında yurt dışı çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına hükmederek serbest bırakılmalarına karar verdi. Serbest kalan öğrenciler, adliye önünde bekleyen arkadaşları tarafından karşılandı.

Kaynak: HABER MERKEZİ