Konuyu Türkinform’a değerlendiren strateji ve uluslararası ilişkiler uzmanları, ABD-İsrail-İran hattındaki yaşananların tesadüfi olmadığını vurguluyor. Bölge üzerine uzun yıllardır çalışan akademisyenlere göre ise özellikle enerji yolları, güvenlik dengeleri ve nüfuz alanları üzerinden şekillenen daha büyük bir stratejinin varlığı söz konusu.

SINIRLAR HAREKETLİ

Siyaset bilimciler de Orta Doğu’da yaşananların birbirinden bağımsız krizler olmadığını savunuyor. Irak’tan Suriye’ye, Gazze’den İran’a kadar uzanan hattın, yeni bir güç dengesi kurulmasına yönelik işaretler olduğunun altını çiziyor. Bu süreçte, sınırların fiilen değişmesi kadar, etkisiz hale gelmesinin de ileriki günlerde görülebileceği belirtiliyor.

YENİ KORİDORLAR OLUŞABİLİR

Uzmanların en çok dikkat çektiği başlıklardan biri ise enerji konusu. İran’ın küresel enerji denklemindeki rolünün, Hürmüz Boğazı’nın önemi ve alternatif enerji koridorlarının oluşturulma çabaları, askeri hamlelerin arkasındaki temel motivasyonlardan biri olarak görülüyor.

Venezuela'daki "çifte felaket"te korkunç rakam: 68 bin kişi kayıp
Venezuela'daki "çifte felaket"te korkunç rakam: 68 bin kişi kayıp
İçeriği Görüntüle

Enerji politikaları uzmanları, “Eğer İran zayıflatılır ya da denklemin dışına itilirse enerji taşımacılığında yeni güzergahlar devreye girer. Bu da bazı ülkelerin ekonomik ve siyasi gücünü ciddi şekilde artırır.” değerlendirmesinde bulunuyor.

İSRAİL NEDEN BU KADAR AGRESİF?

İsrail’in son yıllarda ortaya koyduğu agresif ve saldırgan politikası da bu kapsamda değerlendirilirken, uzmanlar, İran’ın nükleer programı ve bölgedeki etkisinin Tel Aviv yönetimi tarafından “varoluşsal tehdit” olarak görüldüğüne işaret ediyor.

Bu nedenle İsrail’in, doğrudan ya da dolaylı operasyonlarla İran’ın bölgesel etkisini kırmaya çalıştığı ifade ediliyor.

ETKİ ALANLARI NASIL DEĞİŞECEK

Tüm bu gelişmeler ışığında, uzmanlara göre “haritaların yeniden çizilmesi” artık klasik anlamda sınır değişikliğiyle olmayacak, ancak etki alanlarının genişletilmesi, devlet dışı aktörlerin güçlendirilmesi, ekonomik bağımlılık ilişkilerinin yeniden kurulmasını gündeme getirecek.

Analistler, “Bugün haritalar cetvelle çizilmiyor. Ama sahadaki güç dengeleri değiştikçe, ülkelerin gerçek kontrol alanları da değişiyor. Bu da fiili bir harita değişimi anlamına geliyor.” değerlendirmesinde bulunuyor.

TÜRKİYE DENKLEMİN NERESİNDE?

Uzmanlar, Türkiye’nin bu denklemde kritik bir konumda olduğunun altını çiziyor. Coğrafi konumu, enerji geçiş hatları üzerindeki rolü ve bölgesel diplomasi gücü nedeniyle Türkiye’nin bu süreçten hem olumlu ve hem de olumsuz etkilenebileceği öngörülüyor. Yeni göç dalgaları riski, enerji fiyatlarında dalgalanma, güvenlik tehditlerinin artması ve bölgesel ittifakların yeniden şekillenmesi, gelecek günlerde Türkiye’yi bekleyen önemli gelişmeler arasında sayılıyor.

Orta Doğu’da yaşanan son gelişmeler, kısa vadeli askeri operasyonların ötesinde, uzun vadeli bir dönüşüm olacağı şeklinde değerlendiriliyor. Uzmanlara göre henüz “kesinleşmiş bir büyük plan”dan söz etmek zor olsa da sahadaki gelişmelerin aynı yöne işaret etmesi, yakından takip edilmesi gerekiyor.

Bu süreçte yaşanacak gelişmeler ise “Bu sadece bir kriz mi, yoksa yeni bir Orta Doğu’nun inşası mı?” sorunun yanıtını daha belirgin olarak ortaya koyacak.

Muhabir: Ömür Melih ÜZELCE