30 Ağustos 1922, Türk Kurtuluş Savaşı'nın en kritik dönüm noktalarından biri olarak tarihe geçti. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'nın sevk ve idaresindeki Türk ordusu, Büyük Taarruz kapsamında Yunan ordusuna karşı büyük bir harekât başlattı. Dumlupınar'da gerçekleşen Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile Yunan ordusunun ana kuvvetleri ağır bir yenilgiye uğratıldı. Bu zafer, yalnızca bir meydan muharebesinin kazanılması anlamına gelmedi. Türk ordusunun işgal güçlerine karşı yürüttüğü bağımsızlık mücadelesinde belirleyici üstünlük sağlandı ve işgalin sona erdirilmesinin yolu açıldı. Ancak bu büyük zaferin arkasında yıllar süren mücadele vardı.

Hakan Fidan'dan peş peşe kritik temaslar!
Hakan Fidan'dan peş peşe kritik temaslar!
İçeriği Görüntüle

ANADOLU İŞGAL EDİLDİ, MİLLET DİRENİŞE GEÇTİ

Birinci Dünya Savaşı'nın ardından imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması, Osmanlı Devleti için ağır sonuçlar doğurdu. İtilaf Devletleri, antlaşmanın hükümlerine dayanarak Türk ordusunun silah ve cephanesine el koymaya başladı. Ardından Anadolu'nun farklı bölgelerinde işgaller yaşandı. İtilaf donanması İstanbul'a gelirken Fransız kuvvetleri Adana'ya, İngilizler ise Urfa, Maraş, Samsun ve Merzifon'a yerleşti. İtalyanlar Antalya ve Anadolu'nun güneybatısında etkinlik kurdu.

15 MAYIS 1919'DA İSE YUNAN ORDUSU İZMİR'E ÇIKTI

İzmir'in işgali, Anadolu'daki direnişin büyümesinde önemli bir kırılma noktası oldu. Türk milleti, işgallere karşı Kuvayımilliye hareketini başlattı. Bir tarafta işgale boyun eğmek, diğer tarafta ise bağımsızlık için mücadele etmek vardı. Türk milletinin tercihi ikinci yol oldu.

TBMM AÇILDI, MÜCADELE YENİ BİR AŞAMAYA GEÇTİ

23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılmasıyla bağımsızlık mücadelesi yeni bir siyasi ve askeri boyut kazandı. İşgal güçleri ve Yunan ordusu özellikle Batı Cephesi'ndeki baskısını artırdı. Yunan ordusu 1921 yılında Ankara'ya doğru ilerleyerek Polatlı'ya kadar geldi. Başkent Ankara'ya yönelik tehlikenin büyüdüğü günlerde Türk ordusu, Sakarya Nehri'nin doğusunda büyük bir savunma savaşı vermeye hazırlanıyordu.

“HATTI MÜDAFAA YOKTUR, SATHI MÜDAFAA VARDIR”

Sakarya Meydan Muharebesi, 23 Ağustos 1921'de başladı. Savaş yalnızca belirli bir savunma hattında yürütülmedi. Türk ordusunun geri çekilme ve yeniden mevzilenme stratejisi, savaşın kaderini değiştiren unsurlardan biri oldu. Mustafa Kemal Paşa, Sakarya Savaşı sırasında tarihe geçen şu emri verdi:

“Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh, bütün vatandır.”

22 gün 22 gece süren savaşın ardından Yunan kuvvetleri Sakarya Nehri'nin doğusundan çıkarıldı. 13 Eylül 1921'de sona eren Sakarya Meydan Muharebesi, Kurtuluş Savaşı'nın seyrini değiştirdi. Türk ordusu artık yalnızca savunmada kalmayacak, düşmanı Anadolu'dan tamamen çıkarmak için taarruz hazırlığına başlayacaktı.

BİR YIL BOYUNCA GİZLİ HAZIRLIK YAPILDI

Sakarya Zaferi'nin ardından Türk ordusu için yeni hedef belliydi: Yunan ordusunu Anadolu'dan tamamen atmak. Ancak bunun için büyük bir hazırlık gerekiyordu. Yaklaşık bir yıl boyunca ordunun insan gücü, silah, mühimmat ve lojistik imkanları güçlendirildi. Taarruzun zamanı ve uygulanacağı bölge konusunda kapsamlı hazırlıklar yapıldı. Sonunda beklenen gün geldi. 26 Ağustos 1922…

KOCATEPE’DE ŞAFAK SÖKERKEN BÜYÜK TAARRUZ BAŞLADI

Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa ve Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa ile birlikte Afyonkarahisar sınırları içerisinde bulunan Kocatepe'de yerini aldı. Şafak vakti topçu ateşi başladı. Ardından Türk birlikleri harekete geçti. Sabahın ilk ışıklarıyla Türk askerleri hücuma kalktı. Tınaztepe ele geçirildi, Belentepe ve Kalecik Sivrisi'ndeki düşman mevzileri hedef alındı. Büyük Taarruz'un ilk gününde Türk ordusu, yaklaşık 15 kilometrelik bir alanda düşmanın ilk savunma hatlarını ele geçirdi. Süvari birlikleri ise düşman hatlarının gerisine sarkarak ulaştırma yollarına yönelik başarılı saldırılar gerçekleştirdi.

AFYONKARAHİSAR GERİ ALINDI

Türk ordusunun taarruzu 27 Ağustos'ta da bütün cephelerde devam etti. Aynı gün Afyonkarahisar, 8'inci Tümen tarafından Yunan işgalinden kurtarıldı. 28 ve 29 Ağustos'ta da Türk birlikleri ilerleyişini sürdürdü. Yunan ordusunun savunma düzeni giderek parçalanırken Türk komutanlar taarruzun daha fazla geciktirilmeden kesin sonuca ulaştırılması gerektiği konusunda birleşti. 29 Ağustos gecesi yapılan değerlendirmelerde, savaşın 30 Ağustos'ta sonuçlandırılması için gerekli planlar hazırlandı. Ve tarihe geçecek gün başladı.

30 AĞUSTOS SABAHI: BAŞKOMUTANLIK MEYDAN MUHAREBESİ

30 Ağustos 1922 sabahı Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Kütahya'nın Altıntaş ilçesine bağlı Zafertepe Çalköy'de Türk birliklerine taarruz emrini verdi. Dumlupınar'da Yunan birlikleri kuşatıldı. Türk ordusu, Yunan kuvvetlerinin ana unsurlarını Allıören, Keçiler ve Kızıltaş Deresi yolunun iki yanında sıkıştırarak büyük bir darbe vurdu. Yunan ordusunun önemli bir bölümü etkisiz hale getirildi. Yunan komutanlarından General Trikopis ve General Diyenis ile çok sayıda komutan ise kuşatmadan kaçmayı başardı. Ancak savaşın sonucu artık belirlenmişti: Büyük Zafer kazanılmıştı.

“KIRIK KAĞNI” ÜZERİNDEKİ KRİTİK KARAR

Zaferin ardından mücadele sona ermedi. 31 Ağustos'ta Zafertepe Çalköy'de bir evin bahçesinde bulunan kırık bir kağnının üzerine muharebe alanlarının haritası serildi. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Paşa ve İsmet Paşa burada durum değerlendirmesi yaptı. Önlerindeki temel mesele, yenilen Yunan ordusunun yeniden savunma hattı oluşturmasını engellemekti. Komutanlar, Yunan kuvvetlerinin tamamen etkisiz hale getirilmesi ve Türk ordusunun İzmir'e doğru ilerlemesi konusunda görüş birliğine vardı. Büyük Zafer'in ardından artık yeni hedef belliydi. İzmir. Tarihe geçen emir: “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri!” Mustafa Kemal Paşa, 1 Eylül 1922'de Dumlupınar'dan Türk ordusuna tarihe geçen emrini verdi: “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri!”

Bu emir, Büyük Taarruz'un yeni aşamasını başlattı. Türk birlikleri üç koldan ilerleyerek işgal altındaki Batı Anadolu şehirlerini birer birer geri almaya başladı.

ŞEHİRLER PEŞ PEŞE KURTARILDI

Büyük Zafer'in ardından Türk ordusunun ilerleyişi hız kesmedi. 1 Eylül'de Gediz ve Uşak, 2 Eylül'de Eskişehir, 6 Eylül'de Balıkesir ve Bilecik, 7 Eylül'de Aydın, 8 Eylül'de Manisa işgalden kurtarıldı. Ve ardından beklenen gün geldi. 9 Eylül 1922: İzmir Türk ordusu, 9 Eylül 1922'de İzmir'e girdi. Böylece Yunan ordusunun Anadolu'daki işgali büyük ölçüde sona erdirildi. 26 Ağustos'ta Kocatepe'de başlayan Büyük Taarruz, yalnızca birkaç hafta içerisinde Türk ordusunun İzmir'e ulaşmasıyla sonuçlandı.

30 AĞUSTOS'UN MİRASI

30 Ağustos Zaferi, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinde askeri açıdan belirleyici bir dönüm noktası oldu. Kocatepe'de başlayan topçu ateşi, Dumlupınar'da kesin zafere dönüştü; ardından Türk ordusu İzmir'e ilerledi. Bu nedenle 30 Ağustos, yalnızca bir savaşın kazanıldığı tarih değil, Türkiye'nin bağımsızlık yolunda geri dönüşü olmayan bir döneme girdiği günlerden biri olarak kabul ediliyor.

Bugün 30 Ağustos Zafer Bayramı'nın 104. yıl dönümünde, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Kurtuluş Savaşı'nın tüm kahramanları saygı, minnet ve rahmetle anılıyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ