Cumhuriyet Halk Partisi, yargı süreçleri ve artan siyasi baskılar karşısında ülke genelinde 81 ilde saha çalışmalarını başlatırken, partiye yönelik butlan iddiaları kamuoyunun gündeminde. Bu gelişmelerin gölgesinde dikkatler, partisinin Grup Toplantısı’nda değerlendirmelerde bulunan Özgür Özel’e yöneldi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında konuştu:
"Aziz vatandaşlarımız, hepinizi Cumhuriyet Halk Partisi olarak saygıyla selamlıyoruz. Hepiniz hoş geldiniz.
Bir haftalık yoğun çalışma takviminin ardından bir aradayız. 1 Mayıs'ta İşçi Bayramı yaklaşırken önce Türk-İş'i ziyaret ettik. Ardından Hak-İş ziyareti, Sayın Genel Başkan'ın taziyesi, cenazesi nedeniyle bir kez daha kendisine başsağlığı diliyorum, ablasını kaybetti, bu haftaya ertelendi.
Ertesi gün 1 Mayıs'ta da DİSK'in, KESK'in, TMMOB'un ve Türk Tabipleri Birliği'nin çağrısıyla Kadıköy Rıhtım Meydanı'ndaki on binlerle, yüz binlerle bir araya geldik, dayanışmamızı gösterdik ve hep beraber önümüzdeki yıl 1 Mayıs için Taksim'e sözleştik. Gelecek sene 1 Mayıs'ta hep beraber Taksim'de olacağız."
ANAYASA MAHKEMESİ ZİYARETİ GERÇEKLEŞTİRİLDİ
Özel, konuşmasında ayrıca Anayasa Mahkemesi’ne yapılan ziyarete de değinerek şunları söyledi:
"Geçen hafta grup toplantımıza denk geldiği için Anayasa Mahkemesi'nin kuruluş yıl dönümü törenine katılamamıştık. Çarşamba günü Anayasa Mahkemesi Başkanımız Sayın Kadir Özkaya'yı ve mahkeme üyelerimizi ziyaret ettik, tebriklerimizi ilettik."
CHP’nin saha çalışmaları ve siyasi gündeme ilişkin gelişmelerin önümüzdeki süreçte de devam etmesi bekleniyor.
"Vatandaşı karınca gibi görüyor. Vatandaşı küçük görüyor. Vatandaşın aklıyla, vicdanıyla, yaşadıklarıyla dalga geçiyor. Buradan Erdoğan'a söyleyeceğim şudur: O karıncanın kardeşi var, o karıncayı sana ezdirmeyiz. O karıncanın kardeşi CHP'dir. Bu millet senden kurtulmak için Allah'a dua ediyor"
"TÜİK BİLE ENFLASYONU YÜZDE 4.8 İLAN ETTİ"
"Tüm kadrolarımızla seferberliği başlattığımız gün yeni enflasyon verileri açıklandı. Nisan ayında aylık enflasyon TÜİK tarafından %4.8 olarak ilan edildi. TÜİK bile aylık enflasyonu %4.8 olarak ilan etti. Yıllık enflasyon 30'dan 32.4'e yükseldi. Yani TÜİK'e göre bile geçen sene bugün 100 lira olan bir mal ya da hizmet ortalama 132 liraya çıkmış durumda. Tabii ki bu gıdada çok daha yüksek, belli ürünlerde çok daha yüksek; ama TÜİK'in sepetinin o enflasyon ortalaması geçen sene 100 lira olan mal ve hizmetler için bugün 132 lira olduğunu gösteriyor."
"Merkez Bankası'nın yıl sonu enflasyon hedefi, hatırlayalım, %16'ydı. Yani emekli için, emekçi için, devletin memuru için, kamudaki işçi için hesabı kitabı yaparken devlet %16 olacak enflasyon diyordu. 4 ayda %16'lık enflasyona neredeyse geldik, 14.6 oldu. Öyle bir noktadayız ki hiçbir hedefini tutturamayan iktidar, milleti enflasyona ezdiren, ekonomiyi yönetemeyen ve artık yönetme umudu kalmamış bir noktaya sürüklendi."
"YAHU ALLAH'TAN KORK..."
"Milletimiz hayat pahalılığı altında eziliyor ama her şeyi ben bilirim diyen, ben ekonomistim diyen, pandemide bütün dünya enflasyonu durdurmak için kısa süreli faiz silahını çekmişken faize savaş açıyorum diye enflasyonları %87'lere kadar götüren birisi dün bir açıklama yapmış. Gerçekten inanamadım, döndüm döndüm bir daha okudum. Şöyle diyor: 'Açıklanan kritik veriler -dün %5 enflasyon açıklanmış aylık- açıklanan kritik veriler Türkiye ekonomisinin küresel krizleri yönetme kapasitesini bir kez daha teyit etmiştir.'"
"Yahu Allah'tan kork, hangi yönetme kapasitesinden bahsediyorsun? Aylık enflasyon, dün açıklanan aylık enflasyon dünyadaki 100 ülkenin yıllık enflasyonundan fazla. Dünyada enflasyon Türkiye'de anlaşıldığı anlamda bir sorun olmaktan çıktı. Pandemiyle birlikte 3 olan enflasyonlar 5 oldu, faizi 7 yapıp çevirdiler 3'te 3,5'ta duruyor şimdi. 2 olan enflasyon 4 oldu, döndürdüler 2'de duruyor şimdi. Dünyada enflasyonda 100 ülke var, bir yıllık enflasyonu %5'in altında. Türkiye bir aylık enflasyonda %5'i yakalamış durumda. Çıkmış 'küresel krizleri yönetme kapasitemiz teyit edildi' diyor. Ve öyle bir noktada ki ya gerçekten milletin halinden, rakamlardan haberi yok..."
“ERDOĞAN’A SÖYLEYECEĞİM ŞUDUR...”
"Ya da gerçeklikten kopmuş, saraylara hapsolmuş bir iktidar görüntüsü, fildişi kulelerinden vatandaşı karınca gibi görüyor. Vatandaşı küçük görüyor; vatandaşın aklıyla, vicdanıyla, yaşadıklarıyla dalga geçiyor. Buradan Erdoğan’a söyleyeceğim şudur: O karıncanın kardeşi var, o karıncayı sana ezdirmeyiz. O karıncanın kardeşi Cumhuriyet Halk Partisi’dir!"
"ÖYLE ÜLKELER VAR Kİ, ADAM SABAH MIZRAKLA AVLANMAYA GİDİYOR, ENFLASYON BİZDEN DÜŞÜK"
"Arjantin, Venezuela yaşadığı istikrarsızlıklar daha geçen aylarda adamların devlet başkanını gidip alıp götürdüler, kafeste New York'ta gezdirdiler. Öbürü Güney Sudan, yıllardır iç savaş sürüyor. İran, dünyanın en büyük donanması kalkmış gelmiş yanı başına İsrail'le birlikte bomba yağdırıyor. Bu dört ülkeden başka ülke yok ki enflasyonu bizden daha yüksek olsun. Bu dört ülke."
"Öyle ülkeler var ki bizden iyi, adamın sabahleyin kalkıyor elinde mızrakla ava gidiyor avlanmak için, öyle ülkelerde enflasyon bizden düşük. Öyle bir noktadayız ki savaş sonrası dünyada gıda enflasyonu... Çünkü hep vurguyu şeye yapıyor; İran'da savaş var, bütün dünyada enflasyon yükseliyor. Gıda enflasyonu Nisan itibariyle dünyada %2.4. Türkiye'de %35, %35. O yüzden buna ekonomistler 'kırılganlık' diyor, 'hazırlıksız yakalanmak' diyor, 'tedbir almamak' diyor. Lazım olan enflasyonla mücadele için tedbir almak için gerekli olan kaynakların daha önce yanlış yollarda tüketildiğini, yerine koymak için çok yüksek maliyetlere katlanıldığını söylüyor. İşte böyle bir şeyle karşı karşıyayız ama bir ülke zorluk çeker, tabii bu kadar beceriksiz yönetimin elinde dünya enflasyondan kurtulmuşken %32 enflasyon hep birlikte katlanmak zorunda olduğumuz bir şey değil."
"BUNDAN SONRA AKPDEN.COM'U YAKINDAN TAKİP EDİN"
"Sevgili arkadaşlar, yeni bir hizmet başlattılar. Bundan sonra takip etmenizi öneririm. Şeyini de aldık isim hakkını da: akpden.com.
Bundan sonra akpden.com'u yakından takip edin. Köprüleri, otoyolları, babadan dededen miras o canım karlı işletmeleri satmaya kalktıklarında akpden.com'dan hepsini duyuracağız.
Ama şimdi akpden.com sıfır bir otomobil; 1.2 milyon lira fiyatı olan bir sıfır otomobil. Var ya bunda .com'da sepete ekle diyorsun. Bak, 1.2 milyon lira, sepete ekle, bastın tık.
Öyle alıp gitmek yok. akpden.com; 1 milyon 200 bin liralık araca 1 milyon 88 bin ÖTV. Yetmez; ÖTV'li fiyata 460 bin lira KDV. Yetmez; belki sen bu arabanın radyosunu açacaksın, orada TRT nameye denk geleceksin, TRT'den iki name dinleyeceksin; 9 bin lira bandrol ücreti. Toplam vergi 1 milyon 557. Araba 1 200, vergiler toplamı neredeyse 1 600... Arabanın fiyatı oldu sana 2.7 milyon TL.
Bundan sonra gençlerin bilgisayarında, gençlerin cep telefonunda, oyun konsolunda niçin alınamıyor hepsini birden birlikte göreceğiz: akpden.com. Bizi izlemeye devam edin.
Değerli konuklarımız, kıymetli arkadaşlar; ekonomiyi bitmeyen bir krize sokanlar, kendi çıkarları için adaleti, demokrasiyi, insan haklarını yok sayanlar; milleti algılarla avutabileceklerini, yönetebileceklerini, sandığa kadar vaziyeti idare edip orada birtakım seçim oyunlarıyla, seçim ekonomileriyle..."
"KEŞKE DIŞ POLİTİKADA BİR BAŞARI HİKAYESİ OLSAYDI"
"Milletimizin vicdanına seslenerek söylüyorum. İktidarda kimin olduğundan bağımsız söylüyorum. Keşke AK Parti'nin yaptığı bu algı operasyonu, algı operasyonu değil de gerçekleri yansıtıyor olsaydı. Keşke dış politikada bir başarı hikayesi olsaydı. Çünkü Türkiye kazanırsa hepimiz kazanırız. Türkiye'nin dış politikadaki başarısızlığı, yalnızlaşması hiçbirimizin lehine değildir. Bir bütün olarak ülke kaybetmektedir.
Ayrıca bu bir satranç tahtasıysa, Yunanistan Ege'de ilerleyince, AK Parti seçimi kaybettiğinde hamleler geriye gitmeyecektir. Alınmış, alınmıştır. Kaptırılmış kale, kaptırılmıştır. Yaklaşmış tehdit, yaklaşmıştır. Kimse uluslararası alanda, Güney Kıbrıs edindiklerini AK Parti döneminde ediniyor diye AK Parti gidince geri vermeyecektir. Oradan başlayacaksınız çalışmaya, oradan başlayacaksınız müzakereye, oradan başlayacaksınız tekrar bir şeyler kazanmaya, çalışmaya.
O yüzden, şu anda dış politikada bu Trump teslimiyeti, "Yok Avrupa hasta adam, boş ver gitsin", efendim "Trump izin verir mi sana?"... Türkiye'ye Gazi Atatürk'ten miras, İsmet Paşa'nın ilmek ilmek ördüğü, dış politikacılarımızın başarıyla yürüttüğü bir denge politikası vardır. Erdoğan dengeyi bıraktı. Bir sarkacın dengede olmasından... Türkiye başarmış; Batı İttifakı'nın bileşeniyken, Rusya'nın Soğuk Savaş boyunca komşusu olmayı... Avrupa'ya dört tane köprüsü var ama Ortadoğu'ya sınırı var. Ama şimdi Erdoğan bir sarkaç politikasına gitmiş. Ya Trump'la beraber Putin'e en uzak, ya Putin'le birlikte Amerika'ya en uzak. Ya Çin'le beraber bir başka yerde... Ama bu savrulmaların hepsi Türkiye'ye toplamda çok büyük bir maliyet çıkarmaktadır.
Sayın Bahçeli bu sıkışmışlığı görmüş. Buradan çıkış için TR-Ç İttifakı diyor; Türkiye, Rusya, Çin. Ve bunu Cumhur İttifakı'nın devam etme şartı olarak sunuyor. Erdoğan "Trump" diyor, Bahçeli "Rusya-Çin" diyor. Oysa ki burada hep birlikte dememiz gereken, Türkiye Cumhuriyeti'nin çıkarları ve Türkiye Cumhuriyeti'nin çok yönlü ilişkileri.
"TÜRKİYE SIKIŞMIŞLIĞA MAHKUM DEĞİLDİR"
Türkiye bu sıkışmışlığa mahkum değildir. Cumhuriyet Halk Partisi, bu düşüşü toparlayacak tarihsel birikime, liyakatli kadrolara, Türkiye'nin menfaatine kilitlenmiş bir dış politika anlayışına sahiptir. Türk diplomasisinin en güçlü kası denge politikasıdır. Bunu bir kez daha hatırlatıyoruz. Sadece Trump'a bağlı tek kutuplu dış politika olacak iş değildir. Dünya çok kutupluluğu konuşmaktadır. Ayrıca dünya çok kutupluluğun yanında çok taraflılığın ve çok taraflı yapıların, hep birlikte dünyanın barışını korumasıyla ilgili İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra gelişmiş sistemin kıymetini yeniden anlamaktadır. O yüzden at pazarlıkları, sığınmacı pazarlıkları, "görme bizdeki haksızlıkları, ver euroları, yürüyeyim yoluma" pazarlık dönemi bitmiştir.
Bundan sonra Cumhuriyet Halk Partisi; Avrupa Birliği'nin tam üyesi olmayı, Avrupa'yla hem değerlerde, hem ekonomide, hem savunmada ortak çıkarları bulmayı, savunmayı, inşa etmeyi ve korumayı... Rusya'yla iyi ilişkileri, Çin'le doğru bir müttefiklik ilişkisini, Trump yönetimiyle değil ama Amerika'nın kurumsal yapısıyla birlikte geçmişten gelen iyi müttefiklik ilişkilerini bir denge halinde sürdürülmesi zorunludur. Bütün yumurtaları bir sepete koymuş, sepetin de dibini çıkarmış, her şeyi kaybetmiş Erdoğan'ın bu vakitten sonra ne parlatılacak tarafı kalmıştır, ne bu anlayışın savunulacak, sürdürülecek tarafı kalmıştır.
"SARAYDAN MEDET UMANLARA SÖYLÜYORUM..."
Öyle bir yozlaşmış var ki, yozlaşmışlık var ki... Sudan sebeplerle gözaltı yapıp, gözaltına alınan kişilerin özgüveninden yararlanıp, cep telefonlarının şifrelerini kapıp, elde ettikleri içerikleri yandaş basına sevk ediyorlar. Ya Cumhuriyet Savcısı'sın sen, Cumhuriyet Savcısı! Orada dünyanın en mahrem bilgileri senin namusuna, senin namusun üzerinden devlete emanet. Ettiğin yemin üzerinden.
Ali Mahir Başarır'ın çocukluk arkadaşını yalan yere gözaltına aldılar. Çocuk demiş, 'Bende bir şey yok', cep telefonu şifresini vermiş. Oradan buldukları, o kadar şeyin içinden buldukları bir videoyla insanları, eşleriyle, çocuklarıyla bir oldukları ortamı ifşa edip, bir de utanmadan onu 'yok alem görüntüleri çıktı, bilmem ne görüntüleri çıktı' diye... Alemin de alasını bilirsiniz, günahın da alasını bilirsiniz!
O görüntülerde alnımız açık, başımız dik, veremeyeceğimiz tek bir hesap yok! Ne ailemize, ne milletimize! Yanımızdaki eşlerimize 'alem' diyerek bilmem ne yaftası vurmaya çalışanın alnını ben değil, millet karışlayacak millet! Millet karışlayacak! Şahsiyetsiz, karaktersiz, utanmazların hesabını sandıkta millet görecek, defterini millet dürecek! Bana kalmamış!
Ve maaş alarak yandaş basınına çıkanlara, her akşam ücreti karşılığında partisini tartıştırılanlara, umudunu butlana, şutlana koyanlara söylüyorum. Hey! Hepinize söylüyorum: İstiyorsan Hakk'a varmayı, meslek edin gönül almayı. Bırak saraylara mermer olmayı, toprak ol bağrında güller yetişsin! Toprak ol, bağrında güller yetişsin
Sarayın mermerlerinde oturanlara söylüyorum! Saraydan medet umanlara söylüyorum! Milletin vermediğini, delegenin vermediğini saraydan dilenenlere söylüyorum!"





