İçişleri Bakanı Mustafa Çiftci ile Murat Emir ve Suat Özçağdaş'tan oluşan CHP heyetinin saat 13.50'de başlayan görüşmesi sona erdi. İçişleri Bakanı Çiftçi ile bir araya gelen CHP Grup Başkanvekili Murat Emir ve Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş'ın bakanlıktaki temasları tamamlanırken, Emir görüşmeye ilişkin ayrıntıları anlattı. Emir'in açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:
"BİZİM İÇİN YARARLI BİR GÖRÜŞME OLDU"
"Sayın Bakanı makamında ziyaret ettik. Sayın Bakanımıza teşekkür ederiz. Verimli bit görüşme oldu. İki hususu belirtti. Birinci, icra talebinin usule aykırı olarak Genel Merkezi'mize yapılmış olmasıdır. Önce usulü işlemler tamamladır, ihtiyaç duyulursa icra memuru gelebilir. Bizim avukatlarımızın dosyayı incelemelerine bile izin verilmedi.
Aynı zamanda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na bir başvurumuz olduğunu ilettik, Başsavcılığın şu anda sitesinde de Genel Başkan'ın Özgür Özel olduğu açıkça görülmektedir.
Bizim için yararlı bir görüşme oldu. İki hususu arz etme ihtiyacı duydum. İcra talebinin usule aykırı olarak genel merkezimize yapılmaya çalışılmış olmasıdır. İcra memurları hukuken gerekmediği halde genel merkezimizden içeri girmek istemişlerdir. Bizim avukatlarımızın da ifade ettiği gibi usulüne uygun icra tebligatı yapılması önemlidir. Gerekirse icra memuru duvara yapıştırıp gider ve bu tebliğ edilmiş sayılır. Buna rağmen avukatlarımızın evrakı incelemesine izin verilmemiştir. Bunu Sayın Bakanımıza ilettik. Yargıtay'a da bir başvurumuz olduğunu ilettik.
İcra talebinin usule aykırı olarak genel merkezimize yapılmaya çalışılmış olmasıdır. İcra memurları gerek yokken, hukuken gerekmediği halde ısrarla genel merkezimizden içeri girmek istemişlerdir. Bizim avukatlarımızın da orada açıklıkla ifade ettiği gibi, herkesin bilebileceği gibi ilgilenenlerin icra tebligatı yapılması son derece önemlidir. Usuli işlemler tamamlanır ve sonrasında ihtiyaç duyulursa icra memuru gerektiğinde ilgili yerin duvarına o kararı yapıştırıp gidebilir ve bu tebliğ edilmiş sayılır. Bütün bunlar ortadayken avukatlarımızın o dosyaları incelemesine dahi izin verilmemiş, "İlla kapıyı açın içeri gireceğiz" zorlaması yapılmıştır. Bu, kendi açısından bir talihsizliktir, boşuna bir enerji kaybı olmuştur. Sayın bakanımıza ilettik.
Diğer bir konu ise aynı zamanda bizim Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına bir başvurumuz olduğunu biliyorsunuz. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı partilerin bu tip iş ve işlemlerinin en son denetlendiği yargı organıdır ve siyasi partiler Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca denetlenir ve o denetim altında siyasi faaliyet yürütürler, kurumsal kimlikleriyle vücut bulurlar ve şu anda bizim bununla ilgili bir başvurumuz var.
Nihayet Sayın Bakan'a da arz ettiğimiz gibi şu anda sitesinde de Cumhuriyet Halk Partisi'nin Genel Başkanının Sayın Özgür Özel olduğu açıkça görülmektedir. Bunun sebebi de bu kararın, yani mutlak butlan kararının olmaması gereken bir tedbir kararı olmasından dolayıdır. Ama yok hükmündedir. Çünkü bu davada talep edilen şey 38. Kurultay'ın yok sayılmasıdır. Mahkeme "38. Kurultay'ı tedbiren yok sayıyorum" diyerek aslında esas kararın yerine geçmiştir. Bu nedenle tedbir kararı olmak... İşte bu nedenle Cumhuriyet Başsavcılığı saatler içerisinde çözme potansiyeline sahip. İşte bu nedenle hem bu hukuki aksaklıklardan dolayı hem de demokrasimizin, milletimizin geldiğimiz seviyenin bir siyasi parti genel merkezine polis zoruyla, gazla girilmesinin ne bu milletin hayrına olacağı ne de demokrasimize bir adım attıracağı açıktır.
Demokrasi için büyük bedeller ödedik. 80 yıllık bir çok partili siyasi yaşanmışlık var ve bir an için doğru kabul edilirse, sisteme konursa artık Türkiye'de çok partili siyasi rejim olanaksız olacaktır. Gücü ele geçiren, beğenmediği, yenemeyeceği siyasi partinin kongrelerini bir nedenle saymayıp dönüp eski yönetimleri getirebilecektir. Artık Türkiye'de dernek seçimleri dahi yapılamaz hale gelecektir. İşte bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı... Sayın İçişleri Bakanımızdan güvenlik güçlerimizin genel merkezimize güç kullanarak girmemesini özellikle arz ettik. Çünkü bunun milletimize, ülkemize bir hayrı olmadığı gibi, zamanında Allah korusun polis memurlarının yaralanması olabilir, üniformalarının yırtılmasında dahi büyük üzüntü duyarız. Daha soğukkanlı olacağımız günlerden, hatta saatlerden geçiyoruz.
Son olarak da belirtmek isterim ki bize bazı arkadaşlarımız "İçişleri Bakanlığına niye gidiyorlar, zaten iletişimi açıyoruz, bizimle iletişim kursunlar" sözlerini duydum. İki yönden son derece sakat bir yaklaşım bu. Bir defa Bakanlığa... Bakanlığa gittiler ve bir an evvel değişmemiş olan bir butlan kararının telafisi imkansız sonuçlar doğuracak olmasına rağmen İçişleri Bakanlığına giden bu arkadaşlarımız bunun yanında iletişime kapandılar. İletişim kuracaktık, kurultay tarihini belirleyecektik. Türkiye'nin, Cumhuriyet Halk Partisi'nin ihtiyacı olan kurultay tarihidir. Suhuletle geçelim, fazla zarar vermeyelim ne ülkemize ne partimize.
Sabahın 7'sinde kol kola girmişler, arkalarına partili olmayan kişileri nereden bulurlarsa almışlar, gövde gösterisi yapmaya gelmişler. Biz saat 12'de yapacağımız, saatlerinde yapacağımız toplantıya hazırlanıyordu onlarla. Buradan bir kez daha ifade ediyorum ki eğer kurultay tarihini konuşmak üzere bir iletişimleri var ise telefonlarımız açıktır, diledikleri yerde diledikleri saatte görüşürüz.
Bugün için, dün akşam saat gece 23.00 sıralarında, bugün toplanmak üzere akşam saatleri diye konuştuk. Çünkü Milletvekilimiz Okan Konuralp'in cenazesi var Sakarya'da; bizim oraya gitmemiz daha uygun olacaktı. Arkadaşlarımız aradılar, ısrarla 'Erken yapalım' dediler. 'O zaman cenaze programını iptal ederiz, sonra gideriz' diye düşündük, '12.00 gibi yaparız' dedik. Kendileri ısrarla 'Bu akşam görüşelim, bu gece görüşelim' dediler. 'Ne yapacağız, neyi konuşacağız? Genel başkanlarımızca yetkilendirilmemişiz, notlarımızı almamışız, neyi konuşacağız?' dediğimizde, 'Yok canım, bir çay içeriz' dediler. 07.00'de yapılacak baskını şimdi anlıyoruz.
Dolayısıyla biz '12.00'de görüşelim, derli toplu görüşelim, oturalım, genel başkanlarımızdan yetki alarak görüşelim ve sonuç üretecek şekilde görüşelim' dedik. Doğal olarak Sayın Bakan nezaketiyle dinledi bizi. Doğal olarak demokratik ilkelere göre çözülmesinden yana ama tabii ki onun da İçişleri Bakanı olması dolayısıyla sorumlulukları var. Ama biz yine de kendisinden demokratik teamüllere uygun bir tavır göstermesini rica ettik."





