CHP’de kriz, 4–5 Kasım 2023’te yapılan 38. Olağan Kurultay’ın hemen ardından ortaya atılan iddialarla başladı. Kurultayda Özgür Özel, uzun süren yarışın sonunda Kemal Kılıçdaroğlu’nu geride bırakarak genel başkan seçilmişti. Ancak seçim sürecine ilişkin bazı delegeler ve parti içi muhalifler, oylama sürecinde “irade sakatlanması”, “usulsüzlük” ve “sonuçların hukuken geçersiz olduğu” iddialarıyla yargıya başvurdu. Bu başvurular, kısa sürede teknik bir itiraz olmaktan çıkarak CHP’nin geleceğini etkileyen büyük bir hukuk dosyasına dönüştü.

“MUTLAK BUTLAN” KARARI VE SİYASİ SARSINTI

Ankara’da görülen davalarda mahkemenin “mutlak butlan” değerlendirmesi yapmasıyla süreç yeni bir boyuta taşındı. Hukukta bir işlemin baştan itibaren yok sayılması anlamına gelen bu kavram, CHP kurultayının da hukuken geçersiz olabileceği tartışmasını beraberinde getirdi. Bu yorumlar, yalnızca kurultayın değil, Özgür Özel liderliğindeki mevcut yönetimin de meşruiyetinin tartışılmasına yol açtı ve parti içinde büyük bir belirsizlik yarattı.

KILIÇDAROĞLU CEPHESİ

Kararların ardından gözler Kemal Kılıçdaroğlu’na çevrildi. Kılıçdaroğlu’nun doğrudan sert bir siyasi hamle yapmaktan kaçındığı, ancak sürecin “parti içi çatışmaya dönüşmemesi gerektiği” yönünde sükûnet çağrısı yaptığı aktarıldı. Bu açıklamalar, CHP içinde farklı yorumlara neden oldu. Bir kesim bunu “krizi yatıştırma çağrısı” olarak görürken, bazı çevreler ise Kılıçdaroğlu’nun olası bir “geri dönüş sürecine” hazırlandığı değerlendirmesini yaptı.

ÖZGÜR ÖZEL’İN TEPKİSİ

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve mevcut yönetim, kararlara sert tepki gösterdi. Parti yönetimi, sürecin hukuki olmaktan çok siyasi bir müdahale niteliği taşıdığını savunarak olağanüstü toplantılar gerçekleştirdi. Bu toplantılarda hem Yargıtay hem de Yüksek Seçim Kurulu (YSK) nezdinde itiraz yollarının sonuna kadar kullanılacağı vurgulandı. Özel cephesi, kurultayın parti içi demokratik iradeyi temsil ettiğini ve geri döndürülemez olduğunu savunuyor.

YSK BAŞVURUSU VE HUKUK MÜCADELESİ

CHP, mahkeme kararının etkilerinin durdurulması ve kurultayın seçim hukuku çerçevesinde korunması için Yüksek Seçim Kurulu’na başvurdu. Başvuruda, yargı kararının siyasi parti içi seçim iradesini ortadan kaldırdığı iddia edildi. YSK’nın yaptığı ilk değerlendirmelerde bazı başvuruların reddedildiği, bazı dosyaların ise incelemeye alındığı bildirildi. Kurulun, siyasi parti içi seçimler ile yargı kararları arasındaki yetki sınırını özellikle değerlendirdiği ifade ediliyor.

PARTİDE İKİ BAŞLILIK GÖRÜNTÜSÜ VE BELİRSİZLİK

Sürecin en dikkat çekici sonucu CHP içinde fiili bir “çift yapı” tartışması oldu. Bir tarafta Özgür Özel liderliğindeki mevcut Parti Meclisi ve Merkez Yönetim Kurulu görevine devam ederken, diğer tarafta mahkeme kararının etkisiyle yeniden etkinlik kazandığı iddia edilen Kılıçdaroğlu çizgisi konuşuluyor.

GÖZLER ÜST YARGIDA

CHP’de yaşanan kriz artık yalnızca bir kurultay tartışması olmaktan çıkmış durumda. Sürecin geleceğini YSK kararları, üst yargı süreçleri ve olası yeni hukuki adımlar belirleyecek. Parti içindeki güç dengeleri ve liderlik tartışmasının nasıl şekilleneceği ise bu kararların ardından netleşecek. Türkiye siyasetinin en kritik dosyalarından biri haline gelen süreçte gözler şimdi tamamen yargıdan gelecek nihai kararlara çevrilmiş durumda.

Ankara'dan İsrail'e suçlama: "Filistin'de soykırım işleyenlerin 1915 kararı hükümsüzdür"
Ankara'dan İsrail'e suçlama: "Filistin'de soykırım işleyenlerin 1915 kararı hükümsüzdür"
İçeriği Görüntüle

HUKUKÇULAR NE DİYOR?

Konuyla ilgili Avukat Arzu Gül, Türkinform’a özel yaptığı açıklamada CHP’deki mutlak butlan sürecine dair şu değerlendirmelerde bulundu:

“CHP’nin yaptığı başvurular sonrasında sürecin tamamen hukuk çerçevesinde değerlendirileceğini düşünüyorum. Burada önemli olan; iddia edilen hukuka aykırılıkların niteliği, deliller ve mevzuat hükümleridir. YSK ve yüksek yargının geçmiş kararlarına baktığımızda, demokratik temsil iradesini ve kamu düzenini koruyan bir yaklaşım benimsendiğini görüyoruz. Bu nedenle sürecin yalnızca teknik değil; anayasal düzen ve siyasi istikrar açısından da değerlendirileceği kanaatindeyim.”

Muhabir: BEYZA COŞKUN