CHP’de “mutlak butlan” tartışmaları büyürken, parti içindeki kriz yalnızca siyasi değil hukuki boyutuyla da Türkiye gündeminin en sıcak başlıklarından biri haline geldi. CHP yönetiminin YSK ve Yargıtay nezdindeki başvuruları sürerken, hukuk çevrelerinden gelen değerlendirmeler de dikkat çekiyor.
Ankara Barosu Başkanı Mustafa Köroğlu Türkinform’dan Beyza Coşkun’a özel yaptığı açıklamada CHP’deki mutlak butlan kararı ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Köroğlu, “Bu karar, yalnızca CHP’nin kurultayına ilişkin bir karar değildir; seçim hukukunun kesinlik ilkesini, parti içi demokrasiyi ve hukuk güvenliğini doğrudan ilgilendiren, yargının siyasal alanı dizayn etme riskini büyüten son derece tartışmalı bir karardır. Bu kararı yalnızca bir siyasi partinin kurultayına ilişkin teknik bir yargı kararı olarak görmüyorum. Karar; siyasi partilerin anayasal konumu, seçim hukukunun temel ilkeleri, parti içi demokrasi, hukuk güvenliği ve yargının siyasal alan karşısındaki sınırları bakımından son derece tartışmalıdır” dedi.
“ZİNCİRLEME ETKİ”
Köroğlu, Anayasa’nın 68. Maddesine atıf yaparak, “Siyasi partiler demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır. Bu nedenle siyasi parti kurultayları, sıradan bir dernek genel kurulu gibi ele alınamaz. Kararla birlikte yalnızca CHP’nin 4-5 Kasım 2023 tarihli kurultayı değil; sonrasında yapılan kurultaylar, alınan kararlar ve parti organları da zincirleme biçimde etkilenmektedir. Bu yönüyle karar, geçmişe dönük bir iptal kararının ötesine geçmekte; parti içi demokratik işleyişi doğrudan yeniden şekillendiren sonuçlar doğurmaktadır” görüşünü dile getirdi.
21. MADDE VURUGUSU
Köroğlu, açıklamalarında şu ifadeleri kaydetti:
“Buradaki temel sorunlardan biri, Siyasi Partiler Kanunu’nun 21. maddesinde kurultay seçimleri için özel bir seçim kurulu denetimi ve itiraz rejimi öngörülmüş olmasıdır. Seçim kurulu gözetiminde yapılmış ve kesinleşmiş seçimlerin, yıllar sonra genel dernekler hukuku hükümleri üzerinden asliye hukuk mahkemelerince bu denli ağır sonuçlar doğuracak biçimde tartışmaya açılması, seçim hukukunun kesinlik ve hukuk güvenliği ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Ayrıca kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyeti bulunmadan, devam eden soruşturma ve kovuşturmalardaki iddialardan hareketle bir siyasi partinin mevcut yönetimini değiştirecek sonuçlar doğurulması; masumiyet karinesi, ölçülülük ve demokratik meşruiyet bakımından ciddi sorunlar barındırmaktadır.”

““TEMYİZ YOLU AÇIKKEN…”
Başkan Köroğlu, “En kritik noktalardan biri de kararın henüz kesinleşmemiş olmasına rağmen ihtiyati tedbir yoluyla mevcut parti organlarını fiilen değiştirecek sonuçlar yaratmasıdır. Temyiz yolu açıkken böyle bir tedbirin uygulanması, hukuk güvenliğini ve siyasal temsilin meşruiyetini zedeleme riski taşımaktadır. Bu mesele, yargının siyasal alanı yeniden biçimlendiren bir araca dönüşüp dönüşmeyeceği meselesidir. Hukuk, demokratik hayatı askıya almanın değil; onu güvence altına almanın yoludur. Bu nedenle kararı; hukuk tekniği bakımından sorunlu, seçim hukuku bakımından tehlikeli ve demokratik hukuk devleti bakımından ağır bir eşik olarak değerlendiriyorum. Yargı kararları elbette denetlenebilir ve eleştirilebilir. Ancak yargı, siyaseti dizayn etmenin aracı haline getirilemez” diye konuştu.
“ZORUNLU BİR ADIM!”
CHP’nin başlattığı hukuki süreçle ilgili de Ankara Barosu Başkanı Mustafa Köroğlu, “CHP’nin Yargıtay’a ve YSK’ya başvurması doğru ve zorunlu bir adımdır. Çünkü bu karar hem temyiz denetimine, hem de seçim kurullarınca kesinleşmiş seçim süreçlerinin korunmasına ihtiyaç duymaktadır. Yargıtay’ın bu kararı özellikle görev, yetki, seçim hukukunun kesinliği, hukuk güvenliği ve tedbirin ölçülülüğü bakımından ivedi şekilde değerlendirmesi gerekir özellikle verilen tedbir kararı bağlamında” ifadesini kullandı.
“DEMOKRATİK İRADE ASKIYA ALINMAMALI”
Köroğlu, YSK bakımından meselenin daha net olduğunu ifade ederek, “Seçim kurulu gözetiminde yapılmış, mazbatası verilmiş ve kesinleşmiş kurultay seçimlerinin adli yargı kararıyla yok sayılamayacağı ortaya konulmalıdır. Bu süreçte temel ilke şudur; Yargı, siyaseti dizayn etmenin aracı haline getirilemez. Seçim hukukunun güvenliği korunmalı; demokratik irade, kesinleşmemiş kararlarla askıya alınmamalıdır” değerlendirmesinde bulundu.
“MAZBATANIN KALDIRILMASI MÜMKÜN DEĞİL”
Başkan Köroğlu, bu sürecin belediye başkanlarının görevine etkisi olup olmayacağı ile ilgili de, “Bu kararın yerel seçimlerde seçilmiş belediye başkanlarının görev süresine doğrudan bir etkisi olmaz. Belediye başkanlarının görevi, parti içi kurultay süreçlerinden değil; seçmen iradesinden, sandıktan ve kesinleşmiş seçim sonuçlarından doğar. Bu nedenle bir siyasi partinin kurultayına ilişkin verilen mutlak butlan kararının, kendiliğinden belediye başkanlarının mazbatasını ya da görevini ortadan kaldırması hukuken mümkün değildir” dedi.
“MEŞRUTİYETİN KAYNAĞI SANDIK!”
Köroğlu, “Aksi yorum, yalnızca bir siyasi partinin değil, doğrudan seçmenin iradesinin tartışmaya açılması anlamına gelir. Elbette siyasi olarak bu karar üzerinden yerel seçimler ve aday belirleme süreçleri tartışmaya açılmak istenebilir. Ancak hukukçu olarak kanaatim nettir: Seçilmiş belediye başkanları, kesinleşmemiş bir kurultay kararı gerekçe gösterilerek görevden alınamaz. Demokratik meşruiyetin kaynağı sandıktır” ifadesini kullandı.





