Cumhuriyet Halk Partisi Milli Savunma Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, askeri sağlık sistemi ve alınan dersler ile ilgili yazılı bir basın açıklaması yaptı. Bağcıoğlu, “NATO içinde bu kadar yüksek harekât temposuna sahip olup, buna karşılık askeri sağlık sistemine sahip olmayan tek ülke Türkiye’dir. Bu, basit bir organizasyon eksikliği değil; sahada doğrudan hayat ve görev kaybına yol açabilecek stratejik bir boşluktur. Çünkü yüksek harekât temposu, aynı hızda işleyen bir sağlık zinciri gerektirir” dedi.
“GÖRÜNMEYEHN ZIRH”
Türkiye’nin çevresinin savaş ve çatışmalarla çevrili olduğunu söyleyen Bağcıoğlu, “Yakın coğrafyamızda yaşanan her kriz bize aynı gerçeği göstermektedir. Modern savaşta sadece ateş gücü yetmez. Yaralıyı yaşatamayan, onu sahadan çekip stabilize edemeyen bir ordu, uzun vadede gücünü sürdüremez. Her çatışma bir dersse, bu dersin özeti nettir: Savaşta asıl güç, ateş altında yaşatabilmektir. Bir ordunun gücü sadece silahıyla ölçülmez. Yaralı askerine ne kadar hızlı ulaştığı, onu savaş koşullarında nasıl hayatta tuttuğu ve moral gücünü nasıl koruduğu da en az silah kadar önemlidir. Bu nedenle askeri sağlık sistemi, savunma yapısının görünmeyen zırhıdır” ifadesini kullandı.
“LÜKS DEĞİL ZORUNLULUK!”
Askeri sağlık sisteminin tek bir unsurdan ibaret olmadığını söyleyen Bağcıoğlu, açıklamalarını şu sözlerle tamamladı:
“Harekât sahasında ilk müdahale timlerinden başlayan, sahra hastaneleriyle devam eden, hava ve deniz tahliye sistemleriyle desteklenen çok katmanlı bir yapıdır. Bu sistemin kalbinde ise eğitim vardır. Askeri sağlık personeli; savaş cerrahisi, travmatoloji, KBRN tehditleri, psikolojik dayanıklılık ve taktik tıp konularında özel eğitim alır. Bu eğitim sadece tıbbi değil, aynı zamanda askeridir. Çünkü sahada sağlık personeli gerektiğinde bir asker gibi hareket etmek zorundadır.
Bu nedenle askeri sağlık eğitimi veren kurumlar, yalnızca birer okul değil; aynı zamanda bir kurumsal kültür ve aidiyet merkezidir. Son gelişmeler göstermiştir ki; Askeri sağlık sistemi bir lüks değil, bir zorunluluktur.”




