CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'na ilişkin davada mutlak butlan kararı verilmesi ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun tekrar CHP Genel Başkanı olarak ilan edilmesinin ardından CHP’deki iç karışıklık devam ediyor. Öte yandan bazı delegelere menfaat sağlandığı ve oy karşılığında çeşitli imkanlar sunulduğu iddiaları kamuoyunda tartışılmaya devam ederken, rüşvet aldığı iddia edilen delegelerin hukuki durumu merak konusu oldu. Emekli Cumhuriyet Savcısı Mehmet Demir Türkinform’a konuyla ilgili dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

Kurultay sürecinde menfaat sağladığı öne sürülen delegelerin hukuki durumuna ilişkin konuşan Demir, söz konusu iddiaların ceza hukuku açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, her etik dışı davranışın suç olarak kabul edilemeyeceğini söyledi.

Büyük Aile Platformu'ndan kritik açıklama: "LGBT temalı gemi istemiyoruz"
Büyük Aile Platformu'ndan kritik açıklama: "LGBT temalı gemi istemiyoruz"
İçeriği Görüntüle

“RÜŞVET SUÇU KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLEMEZ”

Delegelerin para veya çeşitli menfaatler aldığı yönündeki iddiaların kamuoyunda "rüşvet" olarak nitelendirildiğini ancak bunun hukuki açıdan rüşvet aldığı iddia edilen kişiler için bir suç teşkil etmediğini ifade eden Demir, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bu durum rüşvet suçuna girmiyor. Bir eylemin ahlaka aykırı, çirkin veya kabul edilemez olmasıyla suç olması birbirinden farklı şeylerdir. Bir fiilin suç sayılabilmesi için Türk Ceza Kanunu'nda açıkça tanımlanmış olması gerekir.”

“HER YANLIŞ DAVRANIŞ SUÇ DEĞİLDİR”

Ceza hukukunun temel prensiplerinden birinin "kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkesi olduğunu hatırlatan Demir, toplum tarafından yanlış görülen birçok davranışın hukuken suç teşkil etmeyebileceğini söyledi.

Bu duruma örnek olarak zina konusunu gösteren Demir, “Zina birçok kişi tarafından ahlaken yanlış kabul edilir. Ancak Türk Ceza Kanunu'nda suç olarak düzenlenmediği için cezai yaptırımı yoktur. Hukuk sistemimiz böyle çalışır” dedi.

“DELEGELER AÇISINDAN DOĞRUDAN BİR SUÇTAN SÖZ ETMEK MÜMKÜN DEĞİL”

Demir, kurultay sürecinde ortaya atılan iddiaların siyasi ve etik boyutunun ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, delegelerin menfaat karşılığında hareket etmesinin doğru bulunamayacağını ifade etti.

“Bu tür davranışlar etik açıdan eleştirilebilir. Siyasi ahlak açısından da tartışılabilir. Ancak ceza hukuku açısından baktığımızda, delegeler yönünden doğrudan bir suçtan söz etmek mümkün değildir” diye konuştu.

“AHLAKİ VE HUKUKİ DEĞERLENDİRMELER FARKLIDIR”

Toplumda sıkça karıştırılan ahlaki sorumluluk ile hukuki sorumluluk arasındaki farka dikkat çeken Demir, her davranışın birden fazla boyutu olduğunu söyledi.

Demir “Bir eylemin ahlaki, etik veya siyasi yönü olabilir. Ancak ceza hukukunun konusu yalnızca kanunlarda suç olarak tanımlanan fiillerdir. Kanunda düzenlenmeyen bir davranış ne kadar eleştirilirse eleştirilsin, cezai anlamda suç kabul edilemez” ifadelerini kullandı.

Muhabir: Yalçın Taşbaşı