Çin, dizide tarihi gerçeklerin çarpıtıldığı ve Çin halkını hedef alan ifadeler bulunduğu iddiasıyla TRT ve yapım ekibine hukuki ihtarname gönderirken, dizinin yapımcısı geri adım atmadı. Tartışmalar, Çin'in Türkiye'deki etki faaliyetleri ve kamu diplomasisi üzerine yeni soruları da beraberinde getirdi.
DOĞU TÜRKİSTAN SAHNESİ TARTIŞMA BAŞLATTI
Tepkilerin odağındaki sahne, TRT 1'de yayınlanan "Mehmed: Fetihler Sultanı" dizisinin 66. bölümünde yer aldı.
Dizide, Doğu Türkistan'dan geldiği belirtilen bir heyetin Fatih Sultan Mehmed'in huzuruna çıktığı sahnede heyetin sözcüsü olarak gösterilen Ali Şir Nevai şu ifadeleri kullanıyor:
"Orada yalnızca korku vardır. Biz kâfir Çin'den değil, kardeşlerimin susan dilinden, unuttuğu yurttan korkarız. Biz de Türküz Sultanım. Buraya ses istemeye geldik."
Sahnede ayrıca Anadolu Türklerinin Doğu Türkistan'daki Türk topluluklarını unutmaması gerektiği yönünde mesajlar veriliyor. Bu diyaloglar kısa sürede sosyal medyada milyonlarca görüntülenmeye ulaşırken, Çin cephesinden de tepki geldi.

ÇİN TARAFI İHTARNAME GÖNDERDİ
Çin'de yaşayan bir Uygur Türkü adına hareket eden hukuk bürosu aracılığıyla TRT Genel Müdürlüğü, yapım şirketi Miray Yapım, yapımcı Eyüp Gökhan Özekin ve senarist Ozan Bodur'a ihtarname gönderildi. İhtarnamede dizinin tarihi olayları yanlış kronolojiyle aktardığı, bazı kişi ve devletleri aynı dönemde göstermesinin tarihsel gerçeklerle bağdaşmadığı ve kamuoyunu yanıltıcı nitelikte olduğu ileri sürüldü.
Hazırlanan bilirkişi raporunda özellikle iki noktaya itiraz edildi:
- Fatih Sultan Mehmed döneminde henüz kurulmamış olan Yarkand Hanlığı heyetinin dizide yer alması,
- Ali Şir Nevai'nin bu heyetin sözcüsü olarak gösterilmesi.
Raporda ayrıca "Doğu Türkistan" ifadesinin 15. yüzyıl bağlamında kullanıldığına yönelik tarihsel itirazlar da yer aldı.
YAPIM EKİBİNDEN GERİ ADIM GELMEDİ
Çin tarafının özür beklentisine rağmen yapım ekibinden geri adım niteliğinde bir açıklama gelmedi. Aksine dizinin yapımcısı Eyüp Gökhan Özekin, kamuoyunda destek mesajları aldı. Sosyal medyada çok sayıda kullanıcı, dizinin Doğu Türkistan meselesini gündeme taşımasını destekleyen paylaşımlar yaptı.
Bu nedenle tartışma, yalnızca tarihsel doğruluk ekseninde değil, ifade özgürlüğü ve kültürel anlatılar üzerinden de büyüdü.
Tartışma yalnızca sosyal medyada kalmadı. Sözcü TV ve Sözcü gazetesi de Çin'in diziye yönelik hukuki girişimini geniş şekilde haberleştirerek, ihtarnamenin gerekçelerini ve tarihsel tartışmaları kamuoyuna aktardı.

ÇİN'İN TÜRKİYE'DEKİ ETKİ FAALİYETLERİ YENİDEN GÜNDEMDE
Yaşanan gelişme, Çin'in Türkiye'deki kamu diplomasisi ve etki faaliyetlerine ilişkin tartışmaları da yeniden alevlendirdi.
Daha önce Çin'in Ankara Büyükelçiliği tarafından kaleme alınan görüş yazılarının farklı siyasi çizgilerdeki gazetelerde yayımlanması dikkat çekmişti.
Geçtiğimiz hafta ise çok sayıda Türk gazetecinin Çin'e davet edildiği medya programı kamuoyunda konuşulurken, Pekin yönetimini eleştiren akademisyen Nurettin Akçay da doktora yaptığı Çin üniversitesi tarafından arandığını ve kendisine doktora unvanını kullanmaması yönünde baskı yapıldığını öne sürmüştü.
Bu gelişmeler, Çin'in yalnızca diplomatik değil, medya, akademi ve kültürel alanlarda da etkisini artırmaya çalıştığı yönündeki değerlendirmeleri yeniden gündeme taşıdı.
TARTIŞMANIN MERKEZİNDE DOĞU TÜRKİSTAN VAR
Uzmanlara göre TRT dizisi etrafında başlayan tartışma, yalnızca bir senaryo veya tarihsel kronoloji meselesi olmanın ötesine geçti.
Doğu Türkistan/Uygur meselesi, tarih anlatısı, kültürel temsil ve ifade özgürlüğü gibi başlıklar üzerinden büyüyen tartışma; Türkiye-Çin ilişkileri açısından da dikkatle takip edilen yeni bir diplomatik başlık haline geldi.
Çin tarafı sahnelerin tarihsel gerçekleri yansıtmadığını savunurken, diziyi destekleyen kesimler ise yapımın Doğu Türkistan meselesine dikkat çektiğini ve bunun sansürlenmeye çalışıldığını öne sürüyor.


